kapat

SALI 26 OCAK 1999

Zeynep Göğüş (e-posta:zgogus@sabah.com.tr )

Dayan Türkiye

Yeni hükümetin Avrupa Birliği politikası ne olacak? 56'ncı hükümet yön arayışı içinde.

Hariciye gemisi, dış dünya ile ilişkileri bölgeler halinde tartıp rota belirliyor. Önümüzdeki Perşembe AB ülkelerindeki büyükelçilerimizin katılımıyla Başkent'te yapılacak toplantıda gündeme gelecek soruyu tahmin etmek zor değil:

"Avrupa Birliği'ne üyelik hedefimizi koruyalım mı, yoksa çöpe mi atalım?"

Aralık 1997'deki Lüksemburg Zirvesi'nde tam üye adayları arasına alınmayan Türkiye ile AB arasında doğan güven krizi, Ankara'nın üyelik hedefi açısından ciddi sorun olmaya devam ediyor.

Avrupa Komisyonu ise geçen yılın Mart ayından itibaren Türkiye'ye "paralel aday" muamelesi yapıyor; Türkiye resmen değilse de fiilen aday... Ancak Brüksel'deki AB Komisyonu'nun Türkiye konusunda son günlerde gevşediği de gözden kaçmıyor.

Mali ilişkilerde 98 bilançosu kötü. 99 bir kayıp yıl daha olabilir. Haziran 99'daki Avrupa Parlamentosu seçimlerine dek ilerleme beklenmiyor, sonrası da meçhul. Türkiye'ye mali yardımda inisiyatif kullanabilecek olan ülke AB Dönem Başkanı Almanya. Onun da gözü de Mart ayında çıkacak AB bütçesine olan katkısının pazarlığından başka bir şey görmüyor.

Baş engellerden Kıbrıs meselesine gelince... KKTC'nin sunduğu "konfederasyon olarak Rumlar'la eşit koşullarda üyelik müzakeresi" formülünün AB'de kabul görmesi neden imkânsız olsun?

Ve Gümrük Birliği... "Çıkalım" demek kolay, fakat Avrupa gibi istikrarlı bir başka pazar bulmak zor. Gümrük Birliği'nin Avrupa dışındaki coğrafyalarla ilişkilerimizi engellememesi isteniyorsa, çözüm biraz yaratıcılık ve AB üyelerinin yaptığı gibi buralara yönelik farklı ticari promosyonlar geliştirilmesidir. Yanıbaşımızdaki kıtada koca bir ticari blok oluşurken Türkiye bunun dışında kalmak lüksüne sahip değil.

Bu durumda hükümetin "Türkiye'nin AB üyeliği hedefi korunsun mu?" sorusuna vereceği en iyi cevap bekle gör politikası izlemek olabilir. Zira önümüzdeki dönemde yeni üyelerle 25 ülkeli bir yapıya dönüşecek olan Avrupa'nın neye benzeyeceği belli değil.

Yeni Avrupa mimarisinde belirleyici rol kuşkusuz İngiltere'nin. Henüz İngiltere Başbakanı Blair'in nasıl bir Avrupa kartı oynayacağı bilinmiyor. İngiltere ya Avrupa'nın güçlü çekirdeğine girecek, ya da yenilerle birlikte dış halkada kalacak. Her iki durum da Türkiye'nin aleyhine değil, ama ikincisi daha da lehine olabilir.

Lüksemburg şokundan sonra Türkiye'de AB lehinde konuşmanın politik zorluğu meydanda. Yine de birilerinin çıkıp yüksek sesle "Dayan Türkiye" demesi gerekiyor.


© COPYRIGHT 1999 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: webabla@yore.com.tr