kapat

SALI 26 OCAK 1999

Ve zirve...

Grup doktoru 'Lenin zirvesi sana yasak' diyor. Ancak Pamirler'den eli boş dönmek istemediğim için Petrowski'ye çıkma kararı verdim ve amacıma ulaştım. Hem de hiç bilinmeyen batı rotasında tek başıma ilerleyerek...

Doktor, taşıdığım ağırlık ve hastalığım nedeniyle tırmanıştan vazgeçmemi öneriyor, hatta baskı yapıyordu. Ancak Pamirler'den eli boş dönmek istemediğim için 4836 metrelik Petrowski zirvesine tek başıma çıkma kararı verdim. Tehlikelerden biri de kullanacağım batı rotasının tam olarak bilinmemesi ve bu yolda daha önce hiç solo tırmanış yapılmamasıydı.

Sabah erkenden kalkıp kahvaltı yapıp yola koyuldum. İri ancak sağlam olmayan taşlardan oluşan bir çarşaktan 200 metre yükselip, sonrasında 300 metre çarşak-kaya karışık yoldan çok eziyetli bir tırmanış yaparak son 600 metrelik dik kar kulvarının başına geldim ve kramponlarımı taktım. Tırmanış çok yorucu zordu. Tek başına iz açmak ve bozan hava da cabası. Göz gözü görmüyor; Petrowski tamamen kayboldu. Ancak zirveye giden sırta çok yaklaştım. Sırta 30 metre, zirveye 15 dakikalık yol kaldı. Yükseklik yine kendini göstermeye başladı. Devamlı sıvı alıp nefesimi iyi düzenliyorum. Kalan son etabı zorlukla tırmanıyor ve Petrowski zirvesine 4 saat gibi kısa bir sürede tek başıma ulaşıyorum.

Zorlu dönüş

SABAH Adventure Club ve Mimar Sinan Üniversitesi Dağcılık Kulübü'nün bayraklarını da zirveye diktim. Kötü havaya rağmen zirvede bir süre oturup tek başıma belki bir süre gözlerimi kapatıp kendimi dinledim. Ancak dönüşüm en az çıkışım kadar zor oldu ve hayati tehlike atlattım. Temel inişten sonra ana kampa ulaşmam toplam 1.5 saatimi aldı. Gruptaki Japon dostlarım çıkışım için bana yöresel eşarplarından birini hediye ettiler. Akşam Alexander'ın verdiği muhteşem gitar konserisi ise bütün yorgunluğumu aldı.

Bu tırmanıştan tek memnun olmayan, yasağını deldiğim doktordu. Doktor beni Pamirler'den kovma kararı aldığı ve ben tüm dostlarımla vedalaşıp Avusturyalı dağcılarla Osh kentine geçtim. Osh'tan Alman dağcı dostum Peter'la 30 saat süren korkunç derecede yorucu ama bir o kadar da zevkli bir jip yol culuğu ile Alma-Ata'ya ulaştım; ülkeme dönme hazırlıklarına giriştim. Ancak burayı anlatmadan geçmek zor.

Yerli 'Robin Hood'lar

Kazakistan'ın başkenti Alma-Ata bir gizli şehir. Ülkenin en büyük şirketlerinin merkez binaları, hatta bürokrat ve milletvekillerinin evleri bu şehirde. Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan'da en temel sorun Sosyalizm'den Kapitalizme geçişteki problemli sürecin hâlâ aşılamamış olması. Rejim değişikliğinden sonra fırlayan enflasyon ve beraberinde gelen hayat pahalılığı, özellikle şehir insanının geleneksel yapısını olumsuz yönde etkilemiş. Ülkedeki tüm insanlar birbirlerine karşı aşırı derecede korkak ve tedbirli. Burada yaşayanylar turistleri, sadece üzerlerinde haketmedikleri paraları taşıyan insanlar, kendilerini de bu paraları almaya hakları olan Robin Hood'lar gibi görüyorlar. Ancak ilginç geleneklerini, yaşam tarzlarını görmemek bunlara ilgisiz kalmak olanaksız.

Tüm zorluklara rağmen bu yolculuğun beni bir kat daha olgunlaştırdığını hissediyorum. Biz doğa sporcuları, geçit vermez dağların en zorlu doruklarına, masmavi denizlerin gizemli derinliklerine, karanlık mağaraların en bilinmez dehlizlerine ulaşabilmek, muhteşem güzelliklere bir an olsun dokunabilmek için bazen hayatımızı bile ortaya koyabiliyoruz. Doğanın sadece, korkmayı öğrenebilmiş cesurları sevdiğini keşfettiğinizde asla yok olmayacağınızı anlıyorsunuz. Hayat sizin için sona erse bile doğa elinizi hiçbir zaman bırakmıyor.


© COPYRIGHT 1999 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: webabla@yore.com.tr