SALI 26 OCAK 1999

Ağrıları bir türlü geçmiyordu. Tam 5 ay boyunca karnında taşıdığı makas tesadüf eseri farkedildi. Ve bir kez daha ameliyata alındı. Ameliyattan çıktığında çok kan kaybetmişti suratı bembeyazdı.
Nabzı çok zayıf atıyordu. Başına koydukları hemşire yaşlı kadının öldüğünü sandı. Aşağıdan iki görevli çağırdı Kadriye Hanım'ı morga kaldırmaları için. Sonra çocuklarına haber verildi `Anneniz öldü' diye. Oğlu geldi apar topar hastaneye. Annesini görmek istedi. Görevliler morga götürdüler oğlunu. Soğuktan donmak üzereydi Kadriye Hanım, çenesi bağlanmıştı. Oğlu annesinin ağzına bağlı bezin ıslak olduğunu farketmişti. Çığlıklar yükseldi morgtan. Kadriye Hanım yaşıyordu. Oğlu hastaneyi ayağa kaldırmıştı, annesini donarak ölmekten kurtarmıştı. Hemen hastane hakkında bir tazminat davası açıldı. Tam 300 bin mark ödemeye mahkum edildi hastane.
Ama çilesi dolmamıştı daha. Sene 1992'ydi. Kadriye Hanım'ın yapacak çok şeyi vardı. İzin alıp İstanbul'a geldi. Artık evine yerleşmek istiyordu. Harabe halindeki evini onardı ve yerleşti. Sonra tekrar Almanya'ya döndü. Peşinden Emlak Bankası'nın İstanbul 6. İcra Müdürlüğü'nden 1995/1120 esas sayılı dosyası ile Kadriye Parlakbulut hakkında icra takibi yapılıyordu. Kadriye Parlakbulut Emlak Bankası'na olan borcunu hiç aksatmadan ödemişti. Zaten banka hesabından otomatik olarak kesiliyordu borcu. Ödeme yaptığına dair bütün makbuzları da elindeydi. Yaklaşık bin 800 alman markı borcu kalmıştı sadece. Ama banka yaşlı kadının bankaya halen 21 bin alman markı borcu olduğunu söylüyordu. 1995 yılında öğrendi Kadriye Parlakbulut hakkında dava açıldığını. İş, içinden çıkılamaz hale gelmişti.
Kadriye Parlakbulut şimdi Kadıköy Belediyesi, Emlak bankası, evi aldığı müteahhit Mustafa Turan hakkında İstanbul Adliyesi'nde açtığı dolandırıcılık davasıyla uğraşıyor. Ve bu kez ipleri elinden bırakmamaya kararlı.