SALI 26 OCAK 1999

Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, seçimler konusunda laiklik ve bölücülük endişesiyle ifade ettiği uyarıyı "lüzum gördüğü için" yaptığını söyledi. Demirel, Irak konusundaki değerlendirmesinin Başbakan'ın değerlendirmesiyle çeliştiğini söyleyen bir gazeteciye de, çelişki olmadığını ifade ederek "Yanlış bir şey görürsem yahut da benim fikrime uymayan bir şey görürsem, onu beyanın sahibine söylerim. Kamouyu vasıtasıyla hükümetlerle muhabere etmem" dedi.
Cezayir Cumhurbaşkanı Liamine Zeroual'in resmi davetlisi olarak bu ülkeye giden Demirel, Cezayir'de basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Gezisini "gecikmiş bir gezi" olarak nitelendiren Demirel, şöyle dedi: "Türkiye'nin Kuzey Afrika ülkeleriyle münasebetlerini daha çok ısıtmakta yarar var. Libya ile münasebetleri biliyorsunuz. Yani Türkiye o meselede gayretli, fakat kendine mahsus şartları var. Türkiye, bulunduğu bölgede bir büyük devlet olmakla kalmayıp bugünkü gücüyle ve tarihi kökleriyle bir dünya devletidir. Onu unutmaması lazım. Onun gereğini yapması lazım. Biz de onu yapıyoruz. Onu yapacağız."Bölücübaşıyla ilgili gelişme olup olmadığı sorusu üzerine "Sabahleyin tetkik ettim. Henüz yok" diyen Demirel, gezisinin yurt içindeki bazı siyasi gelişmelerle ilişkilendirildiğinin belirtilmesi üzerine de, gezinin 8 ay önce planlandığını söyledi. Demirel, "Yani, bu gezi tertiplendiği zaman henüz Türkiye'de seçim kararlaştırılmış değildi. Yine bu gezi tertiplendiği zaman Cezayir'de de seçim yoktu" dedi.
Demirel, bir gazetecinin "Seçimler konusunda dün akşamki uyarınız çok anlamlıydı. Laiklik, bölücülük, orduya hakaret etme konularında..." şeklinde başlayan değerlendirmesini de, araya girerek "Teşekkür ederim. Mesajımın alındığını görüyorum" dedi. Demirel, aynı gazetecinin "Bu uyarıyı neden yapma ihtiyacı duydunuz?" sorusu üzerine de, "Fazla birşey mi yaptık? Lüzumsuz bir şey mi yaptık?" sorusuyla karşılık verdi. Demirel, gazetecinin "Hayır" yanıtı üzerine, "Lüzumlu bir şey yaptıysam sual düştü" dedi.
"Muharebe etmem"
Demirel, "Irak konusundaki sözleriniz ile Sayın Başbakan'ın geçen iki gün içindeki demeçleri arasında sanki farklar vardı" değerlendirmesine karşılık olarak da, fark olmadığını söyledi. Başbakan'ın da, kendisinin de Dışişleri dosyasına dayanarak konuştuklarını belirten Demirel, Başbakan'ın "Savaş çıkmasın. Bu meseleler daha çok savaşsız halledilsin" dediğini, kendisinin ise 1988'de Halepçe katliamından başlayarak "meselenin evveliyatını ve bugünkü durumu" anlattığını ifade etti. Demirel, şöyle devam etti: "Çünkü hafızalar bunları çok çabuk unutuyor. Sonra siz diyorsunuz ki: Biz niye bu işe karışıyoruz? Siz karışmıyorsunuz ki işe, karıştırılıyorsunuz. Yine demin söylediğim gibi, devletin büyük olmasının tarihi boyutlarının sebepleri bunlar. Ben onda gayet dikkatliyim. Yanlış bir şey görürsem yahut da benim fikrime uymayan bir şey görürsem, onu beyanın sahibine söylerim. Kamouyu vasıtasıyla hükümetlerle muhabere etmem. Bir şey yoktur, farklılık yoktur."
Cezayir farklı
Demirel, bir gazetecinin "Cezayir'den ders almamız gerekir mi?" sorusuna da "Ne dersi alacağız?" sorusuyla yanıt verdi. Gazetecinin, "Herhangi bir ders" sözleri üzerine Demirel, şöyle konuştu: "Milletlerin birbirinden alacağı, öğreneceği çok şey vardır. Ama (Şu dersi alırız, bu dersi veririz) gibi bir tartışmayı yapmak biraz güç gibi geliyor. Yani biraz güç. Tabii onların içinde bulunduğu şartlar var. Çok önemli şartlar. Kendi iç meseleleridir. Bizim şartlarımız var. Bizim kendi iç meselelerimizdir ve tabi olduğu birtakım kökler var. Onlar da ayrı ayrı şeylerdir."Demirel, aynı gazetecinin "Laiklik ve İslam kavgası bakımından..." sözleriyle araya girmesi üzerine de "Onların şartlarıyla bizim şartlarımız ayrı ayrı. Çok ayrı. Yani benzeyen tarafları var gibi görünüyorsa da bir hayli ayrı" dedi.