kapat

SALI 26 OCAK 1999

Mevduata vergi iadesi yok

Maliye Bakanlığı 1998 yılı faiz ve repo gelirlerinin vergilendirilmesinde hesaplanan yöntemi değiştirdi. Buna göre, vergi iadesi bekleyen mevduat sahipleri devlete ekstra vergi ödemek zorunda kalacak.

Köşemizi yakından izleyen okurlarımız anımsayacaktır. Geçtiğimiz aralık ayında "Faiz ve repo gelirleri nasıl vergilendirilecek?" başlığı altında, bir yazı dizisiyle konuyu ayrıntılı olarak açıklamıştık. Bu arada, faiz gelirlerine uygulanacak enflasyondan arındırma oranının "yüzde 78.7" olduğunu, 1998 yılında faiz ve repo gelirlerinin brüt tutarı 11 milyar 737 milyon 89 bin lira ve daha fazla olması halinde beyan edileceğini de belirtmiştik. Bu arada

11 Ocak 1999 günü yayımlanan "Faizin vergisinde evdeki bulgur da gidiyor!.." başlıklı yazımızda da; Maliye'nin, banka mevduat faiz gelirini beyan eden herkese üste vergi iadesi yapmak zorunda olacağını; bunun doğru olmadığını belirtmiştik. Hemen ardından da; stopajın nihai vergi olduğu ve iade edilmeyeceği ya da faiz gelirleri enflasyondan arındırılırken, yasal bir düzenleme yapılarak stopajın da aynı arındırmaya ya da farklı oranda bir arındırmaya tabi tutulmasının çözüm yolu olabileceğini belirtmiştik.

Tebliğle sistem değişti

Belki çoğunuz bayram telaşıyla farketmemişsinizdir. 22 Ocak 1999 tarihli Resmi Gazete'de, 220 seri no'lu Gelir Vergisi genel tebliği yayımlandı. Maliye Bakanlığı'nın tebliğinde, daha önce bu köşede aralık ayında yaptığımız açıklama doğrultusunda;

- 1998 yılı faiz gelirlerine uygulanacak enflasyondan arındırma oranının yüzde 78.7 olduğu,

- 1998'de faiz ve repo geliri elde edenlerin, bu gelirlerinin brüt tutarının 11 milyar 737 milyon 89 bin lira ve daha fazla olması halinde beyanname vermeleri gerektiği açıklandı.

Bu arada önerimiz doğrultusunda da, genel tebliğle bir düzenleme yapıldı ve kesilen stopajlarında (yani vergilerin de), yüzde 78.7'sinin, mahsup edilemeyeceği açıklandı.

Maliye Bakanlığı'nın tebliğle yaptığı açıklama, yani kesilen vergilerin de enflasyondan arındırmadan yararlandırılmayışı, bizim önerimiz doğrultusundaydı, ancak önerimiz tebliğle değil, yeni bir yasayla üstelik de geleceğe dönük bir düzenleme yapılmasını öngörüyordu. Düzenleme tebliğle yapılınca, sorunlar da başladı...

Şimdi ise, tebliğde yapılan açıklama doğrultusunda, mevduat faizi ve repolardan kesilen vergilerin yüzde 78.7'sinin indiriminin kabul edilmemesi yoluna gidilecek, faiz ve repo gelirlerini beyan edenler gelir elde ettikleri dönemde hesapta olmayan vergiyi ödeyecekler...

Tebliğle vergi alınabilir mi?

Maliye Bakanlığı tebliğleri, vergi işlemlerinin yürütülmesi konusunda açıklamalar olup idari işlem anlamında kesin ve yürütülmesi zorunlu, objektif ya da subjektif işlem niteliği taşımaz. (Bkz. Prof.Dr. Mualla Öncel, Prof.Dr. Ahmet Kumrulu ve Prof.Dr. Nami Çağan Vergi Hukuku, S.34) Maliye Bakanlığı'nın tebliğleri mükellefleri ve yargı kuruluşlarını bağlamaz. (Prof.Dr. Sadık Kırbaş Vergi Hukuku, S.52) Bu bakımdan, Maliye Bakanlığı ile vergi mükellefleri arasında çıkan vergi ihtilaflarında, genel tebliğler, mükellefler için aleyhe delil olarak kullanılamaz ve bu tebliğler yargı organlarını bağlamaz. (Prof.Dr. Şerafettin Aksoy, Vergi Hukuku ve Türk Vergi Sistemi, S.19)

Türk hukukunda vergilendirme yetkisi, diğer çağdaş demokrasilerde olduğu gibi temelini Anayasa'dan almaktadır. Anayasa'mıza göre; vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ancak kanunla konulur. (Bu konuda geniş bilgi için Bkz. Anayasa Md.73 ve Prof.Dr. Nami Çağan Vergilendirme Yetkisi, S.95)

Yukarıda yapılan açıklamalardan ve kaynak gösterilen vergi hukukçusu bilimadamlarının görüşlerinden de farkedileceği gibi, tebliğle vergilendirme yolunma gitmek ya da tebliğle vergi kesintisinin (stopajın) yüzde belli bir kısmının mahsubunu kabul etmemek mümkün değildir. Bu yola gidilmesi, üstelik de geriye dönük bir şekilde hukuksal bazı tartışmaları da beraberinde getirir.


© COPYRIGHT 1999 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: webabla@yore.com.tr