SALI 19 OCAK 1999
Bugün bayram, Ramazan Bayramı...
Biz buna Şeker Bayramı da diyoruz. Bir ay boyunca oruç tutanlar, bayram günü tatlı yiyerek oruçlarını bozdukları için adına Şeker Bayramı da denmiş. Onun için bugün tatlı yeyip, tatlı konuşmamız lazım. Kötülüklerden, tatsızlıklardan, kavgalardan, gürültülerden arınmış birgün geçirebilirsek ne mutlu bize.
Çok iyi hatırlarım, çocukluğumuzda babamızla birlikte bayram namazını kılmak için erkenden kalkar camiiye giderdik. Kılınan namaz ve duadan sonra da tekrar eve döndüğümüzde annemiz bize bayram için yeni alınan esvaplarımızı, ayakkabılarımızı verir, biz de onları giymeden önce bir süre kucağımızda bebek gibi tutardık.
Tabii o zamanlar harp seneleri idi, aileler kıt kanaat geçiniyorlardı. Giydiğimiz üst-başı görebileceğimiz boy aynamız bile yoktu... Ve bu yeni giysilerimizi bize verirlerken, binbir tembihat yapılırdı. Birincisi, yeni ayakkabılarla top oynamak yok... İkincisi, yeni elbiselerle koşuşturmak, yerlere düşmek yok... Çünkü ikinci bayrama kadar başka bir yenilik olmayacak.
Tabii bunlar o günlerin anıları... Felaket borazanları ne kadar "ülke batıyor!..." diye bağırıp, çağırsalarda çok şükür o günlerden fersah fersah ileri bir hayat yaşıyoruz. Artık idare lambası kullanan kalmadı... Optimüs marka gaz ocağı kullanan da yok... Ayakkabısının altı delindi diye, tamir etmek için evlerimize örs ve çekiç ile tahta çivi de almıyoruz. Karın doyurmak için haftada dört gün annemizin yaptığı tepsi tepsi börekleri fırına taşımıyoruz. Bayram günleri ise, gidecek bayram yerlerimiz yok... Bu belki bir nostaljiyi, belki bir eskiyi arayış gibi oldu ama yaşadığımız o günleri sadece bizim yaştakiler biliyor.
Şimdi ise ileri teknolojinin bize getirdiği yeniliklerle haşır neşiriz. Evimizin içinde televizyon vasıtasıyla her türlü filmleri seyretme imkanımız var. İstersek belgesel, istersek spor, istersek açık oturum... Bayram mı yaklaşıyor, telefonlar, fakslar ve internetler vızır vızır çalışmaya başlıyor. Hem tebrikler bu vasıtalarla yapılıyor, hem de bayram gezilerini ayarlama işi evdeki bir cihazdan halledilebiliyor.
Kısaca anlayacağımız dertler bile değişti... Eski dertler başka, yeni dertler başka... Eskiden nelerle uğraşırdık, şimdi nelerle... Eskiden böyle bir çağı yakalamış olsak, hiçbir derdimizin kalmayacağını sanırdık. Ama çağ atladıkça dertler ve problemlerde çağ atlıyor ve karşınıza yepyeni şekillere bürünmüş olarak çıkıveriyor. Daha doğrusu modernize edilmiş bir şekilde görüyorsunuz.
Ne mutlu bana, ki ben içinizde hem o eski günleri hemde şimdiki çağı yaşayanlardan biriyim. Gerçi hergün dert babalığı yapıyorum ama halkımızın, okuyucularımızın problemlerinin eski düzeyde olmaması beni memnun ediyor. Ayrıca onlar için yepyeni bir çağda modern bir çalışma yapmakla kendimi de yeniliyorum.
Hepinize kazasız-belasız hayırlı bayramlar diliyorum.