kapat

SALI 19 OCAK 1999

Cengiz Çandar (e-posta:ccandar@sabah.com.tr )

Ramazan, Bayram, Rumeli...

Birkaç yıl önce Ramazan'a Bosna-Hersek'te girmiş, aynı yıl Bayram'ı Makedonya'da geçirmiştim. O gün bugündür, her Ramazan, bana Bosna'yı, her Bayram Makedonya'yı hatırlatır oldu.

Dört yıl önce, binbir meşakketle aştığımız karlı İgman Dağı ve Saraybosna'ya girişimizi sağlayan yeraltı tünelinden, bu kez ters istikamete doğru geçerek dönüyorduk. Otobüste, biz bir grup Türk'ten gayrı, Hırvatlar ve Saraybosna direnişinin 1000. yılı münasebetiyle yapılan toplantıya katılan Macar parlamenterler vardı. Split'e gidecek, oradan Zagrep'e geçip Türkiye'ye dönecektik. Otobüs, Neretva Irmağı'nı izleyerek karanlıkta, Mostar'a doğru yol alırken, Jablanica'ya varınca, şoföre seslenip otobüsü durdurdum.

Türk gurubuna, "Hadi bakalım, eşyalarımızı indirelim; bu gece burada kalalım. Yarın nasıl olsa Mostar'a bizi götürecek bir araç buluruz" dedim. Bosna'nın efsanev” güçlerinden 4.Kolordu'nun karargâhında kalmak fikri hepimizi sarmıştı. Sabaha karşı tüm subayların ve askerlerin sahura kalkmalarına tanık olmak, bana pek çarpıcı gelmişti. Ramazan'ın ilk günüydü ve Ramazan'ı Bosna'da bir başka sevmiştim.

Hiç hesapta olmadan, üç hafta sonra kendimi tekrar Saraybosna'da buldum. Kuşatma altındaki şehirin merkezindeki Başçarşıya'da, soluk ışıklı sokaklarda paltolarına sarınmış Aliya İzzetbegoviç'i, Haris Silayciç'i, Bosna liderlerini iftar yemeklerinden çıkarken veya Gazi Hüsrev Bey Camii'ne teravihe giderken görmek mümkündü.

Bayram'ı, Makedonya'da geçirme fikri cazip gelmişti. Bayram namazı, Mustafa Paşa Camii'nde kılınıyordu. Oturaklı Osmanlı camiinin, iki minaresi arasına üç dilden Türkçe, Arnavutça ve Makedonca "Bayram Mübarek Ola" mahlası gerilmişti. Üsküp'ün Saraybosna'dakini hatırlatan eski çarşısında, Türk soydaşlarımızla, Arnavutlar ve Slav Müslümanlarla (Torbeş) bayramlaşmak pek duygulandırıcı idi.

Bayramın ilk günü, öğle yemeğini bir Arnavut evinde yedik. Ertesi gün, Gostivar'da Türk dostlarla beraberdik. Daha sonra Ohri'de Türkler ve Arnavutlar, Manastır'da yine Türkler ve Üsküp'te Türk dostlarımızla, Torbeş köftecide tamamlanan Bayram...

Ramazan'ın bir mistik iklimi, insanı içe döndüren bir yönü, oruç tutan insanlar arasında dingin bir ileşitim kurulmasını sağlayan bir yanı elbette vardır. Oruç tutan insanlar, Ramazan'dan o kadar hoşnut ve öylesine mutludurlar ki, bir "kendine hükmedebilme" sınavının ardından Bayram'a ulaşmak, gerçekten bir Bayram duygusuna yol açar. Başkaları için "tatil"; onlar için ise "Bayram"!

Bosna Ordusu'nun "kendine hükmedebilme" sınavından geçmesine gerek olmadığına göre, onların oruç tutmasının sebebi, "kimlik bilinci" idi. Kimlik... Makedonya'da bu ortak özelliğimizi olanca yoğunluğuyla farkettik. Kosova, nüfusunun yüzde 90'ı Müslüman olduğuna göre, orada haydi haydi böyledir. Kosova'da dün Ramazan'ın son günüydü; bugün Bayram'ın ilk günü...

Üsküp'ten sınırdaki Kaçanik, arabayla en fazla yarım saat. Priştina bir saat... Kalkandelen, Şar Dağı'na yaslı. Dağın öte yamacında Prizren... Kosova! Ve, Kosova, bu Bayram'a büyük acılarla giriyor. (Tüm Türkiye olarak) Kosova'yı ihmal ettik. Sırtımızı döndük.

Bayram Mübarek olsun. Bugün duanızı Kosova'dan esirgemeyin...


© COPYRIGHT 1999 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: webabla@yore.com.tr