kapat

SALI 19 OCAK 1999

Hıncal Uluç (e-posta:uluch@sabah.com.tr )

"Kutsal Ramazan Bayramınızı, tüm sevdiklerinizle ve mutluluklarla geçirmenizi dilerim."Bir Tavsiye

Gülerken duygusal olabilmek..

"Gülelim diye geldik, sen bizi ağlatıyorsun" diye daldım kulise antraktta..

"Biraz da böyle olsun" dedi, Haldun.. "Ama yer yer güldürmeyi de ihmal etmiyoruz.."

Dediği doğru.. Çok güldük.. Tamam.. Peki perde arasında büfede sıraya girenler niye çaktırmadan gözyaşlarını silmeye çalşıyordu o zaman?..

Değişik bir Dormen oyunu 'Nice Yıllara..'

Teması sevgi olan bir duygusal oyun..

Haldun Dormen için özel yazılmış sanki.. Yani yazılsaydı eğer, Haldun bu role bu kadar cuk otururdu..

Kuliste ilk perde yorgunluğunu çay içerek geçiriyorlardı girdiğimde.. Haldun etrafındaki gençleri gösterdi..

"Bunlar benim öğrencilerim!.."

Nasıl bir keyif, nasıl bir gurur olmalıydı, öğrencileri ile aynı sahneyi paylaşmak?..

Haldun, dünyada hiçbir şeyi ciddiye almayan, gamsız, pervasız, çapkın bir New Yorklu'yu oynuyor.. Ama bir yanı önemli.. Herkesi, her şeyi seviyor!..

Birden ölümcül bir kansere yakalanmış.. Tedaviyi reddediyor.. Onu sevenler de ikna etmeye çalışıyorlar..

Bunların arasında eski karısı ve kendilerini terk edip gittiği için babasını yıllarca affetmeyen oğlu da var..

Oyunun temasını Haldun söylüyor gene..

"Sevdiğin biri ölürse, bir sevdiğini kaybediyorsun. Sen kendin ölünce, bütün sevdiklerini kaybediyorsun.."

Bir cümlecik eksik..

"Bütün sevdiklerin de seni kaybediyor.."

Demir'i, sevgili Demir Ural'ı böyle haşlamıştım bir gün..

Masaya geldiğimde Demir kendisini tüm sevenlerle kavga ediyordu, içkisi üzerine..

Nesimi'nin "Haydar haydar"ını gür sesiyle okurdu, üzerine fazla gelindiğinde..

"Ben doldurur

Ben içerim

Günah benim

Kime ne?.."

"Bak Hıncal" dedi, "Sen doğruyu söylersin.. Can benim değil mi?.. Zararım kendime.. Ne karışıyorlar içkime?.."

"Seni seviyorlar da ondan.." diye bağırdım.. "Seni seviyoruz da ondan.. Ölüp gidersen, senin için her şey bitecek. Ama biz yaşadığımız sürece arkandan ağlayacağız.. Can senin, ama sevgi de bizim.."

Elinde kadeh kala kaldı..

"Doğru yahu" dedi.. "Doğru yahu.. Bak ben bu yanını hiç düşünmemiştim işin.."

Hey gidi koca Demir.. Bu bayram gününde anılmak istedi demek?..

* * *

Nice yıllara, hem de nasıl bir keyif ve lezzetle seyredilecek bir oyun..

Bernard Slade yazmış.. Haldun Dormen'le Kemal Uzun, Amerikan esprilerinden ayırarak uyarlamışlar..

Çetin Akçan başarı ile sahneye koymuş..

Haldun'u dedim zaten.. Harika..

Öğrencileri de geleceğin yıldızları olacak.. Eski eşinde Ayşe Çakar, doktorunda Ayçıl Yeltan bir başka parladılar. Yeşim Alıç, Dormen'in piyasaya yeni bir jön dam sunduğunun işareti.. JNuri Gökaşan'ı, Gülen Karaman'ı, Ali Altuğ'u ve Birgül Sekmen'i ile Haldun kaptanın etrafında tam bir takım oyunu Nice Yıllara..

Bu oyunu görün!..

Bayram kartı..

Yığınla bayram kartı aldım gene..

Birini ayırdım:

"Ben özürlüyüm ama,

Ben insanım, çocuğum,

Bana inanırsanız

Bana elinizi, verirseniz

Başaracağım."

Aydın Spastik Çocuklar Derneği yollamış, kartı..

Bayram Keyfi

Ünlülerin bayramlık ağızları

Hani "Açtırma benim bayramlık ağzımı" deriz ya.. Bugünlerde ülke gündemine yerleşen bazı ünlü şahsiyetlerden rica ettik. Bayramlık ağızlarını bizim için açtılar ve bakın neler söylediler;

Hakan Şükür:

Hoca bu ne ya! Kulüpte ne zaman para bitse bir bakıyorum arkamı ciro edip doğru İtalya'ya yollamışlar. Hayret bişey ya. Bırakıyorum futbolu. Stand-up komedyen olucam. Oh olsun.

İbrahim Erkal:

Ulan arkadaş, ben bile sıkıldım kendimi televolelerde maç seyrederken görmekten. Rahat bir maç seyredemez oldum şerefsizim ya. Diyeceksiniz ki "çıkma". Demesi kolay tabii. Adamların elinde çıplak maç seyrederken çekilmiş kasetlerim var.

Serdar Ortaç:

Alacağınız olsun be. Ben mapus damlarında volta atarken o beste verdiklerim neredeydi ha? Kimse gelmedi. Bestele karga sesliyi oysun gözünü. Ne zaman çıktık dışarı, kuymete bindik. Şimdi benim evin önünde "beste.. beste" diye volta atıyorlar. Bir daha kimseye yağmurlu havada beste yok kardeşim. Bu gözler her şeyi görüyor. Hii! Ne dedim ben ya? Görüyorum mu dedim? Aman askerlik şubesi duymasın.

Yalım Erez:

Ya iki dakka delikanlı olmadınız, bana hükümeti kurdurmadınız ya, helal olsun size be. Önce destek sonra köstek. Baba ya, şunlara bi şey söyle ya.

Monica Lewinsky:

Yok kardeşim ben bayram falan anlamam. Ağzımı açamam işte o kadar. Ben bugüne kadar iki kez açtım ağzımı. Birincisi Clinton istedi diye. İkincisi Clinton beni istemedi diye. Hay açmaz olaydım. Başıma gelenleri gördünüz. Bi daha tövbe.

Levent Oran:

Off.. Yeter be.. Şamar oğlanına döndük. Gelen vuruyor, giden vuruyor. Zaten ben sizin yazılarınızı da beğenmiyorum. İki kişi gelmişler bir araya ona laf sok, buna laf sok, ohh ne güzel iş. Ahh vurmayın be.. Bak dişim gene düştü. Bu memlekette dişçi yok ki arkadaş.

Sibel Can:

Ayol niye bütün kötü şeyler benim başıma geliyor ya?! Adalet istiyorum. Biraz da Hande'yle Hülya'nın başı belaya girsin. Ne yapsam ki! Kurşun mu döktürsem acaba. Ay yok anaammm! Kurşun falan sakat. Yine çeteci derler. En iyisi ben yakışıklı bir çocuk keseyim.

Süleyman Demirel:

Bu zamanelerde iş yok. Yaşlılar desen tam antika. Recai denen adam ufacık tefecik içi dolu turşucuk biri. Köşke çağırdım. Ben gelmedi sanıyorum. Meğerse sehpanın altındaymış. Nazmiye yerleri süpürürken bulmuş. Bir Bülent var işte. Onun da üstüne Demokratik Sol toprağı serpilmiş. Ben olsam şimdiye çoktan hükümeti kurmuş, güvenoyu almış, ekonomiyi batırıp sonra da şapkamı alıp gitmiştim bile. Bir eda bir çalım Yalım'a görev verdik. Oyuna geldi. Hem de kimin oyununa? Tansu'nun. Ama ben dedim Yalım'a zamanında. "Şunun ayarını iyi yap. Sonra ilerde başımıza iş açmasın" diye. Dinlemedi. Al gör işte. Ne?! Yerimiz mi bitti. Binaenaleyh kapattırmayın benim bayramlık ağzımı. Nazmiye yetiş! Mmmmmmm

Hakan/Utku

Mücap!..

Utandım.. Hem de çok utandım..

"40. Sanat Yılı"nda çıkan kitabını göndermiş bana Mücap Ofluoğlu..

"55. yılında unutulmamış olmak bir oyuncu için en büyük kıvançtır. Beni sevindirdin" diye not düşerek..

Notun üzerine gözyaşlarım düştü..

Cyrano de Bergerac'ı yazarken, bir cümle ile eski Cyranolardan söz etmiştim.. Bir tek, bir minicik cümle içinde geçiyordu adı..

İşte o minicik cümle için teşekkür ediyordu, öpülesi elleri ile..

En büyük değerlerimizi nasıl unutuyoruz ki, bu minnacık anma bile onlar için önem taşıyor?..

Ne vefasız, ne kadir bilmez, ne nankör insanlar olduk biz, başta medyamızla..

Hey koca Mücap,

Öyle bir vurdun ki kalbimden beni?..

Zavallılar!..

Ay başında maaş alabilmek için, Hıncal'a sövmek zorunda olan Öncü ve btv kalemşörleri, Cine5'teki maç yayınlarının kalitesizlik ve baştan savmacılığını anlatan yazımı dillerine dolamışlar.. Çocukları patronlarına şikayet ediyormuşum.

Şu alt yazı, hem btv ve hem de Öncü'de yayınlandı:

"Türkiye Gazetesi sahibi Enver Ören'e uyarı.. Sebahattin Önkibar partimiz aleyhine yayın yapmakta ısrar etmektedir."

Hadi buyrun bakalım?..

Hazretlerin neden Bab-ı Ali'de iş bulamayıp, geçim için buraya sığındıkları anlaşılmıyor mu?

SEVDİĞİM LAFLAR

"Bir ulus ki resim yapamaz, bir ulus ki heykel yapamaz, bir ulus ki tekniğin gerektirdiği şeyleri yapamaz, itiraf etmeli ki o ulusun ilerleme yolunda yeri yoktur."

K. Atatürk

BİZİM DUVAR

Tekstil ölüyor. Türkiye'nin her yerinde tezgahlar kapanıyor. Demek ki dışarıda Türkiye aleyhine kurulan tezgahlar tıkır tıkır çalışıyor.

Hakan/Utku

İTALYA'DAN

İtalyan muslukçu çağırdı.

Burnunun niye durmadan damladığını merak ediyordu.


© COPYRIGHT 1999 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: webabla@yore.com.tr