kapat

SALI 19 OCAK 1999

Zeynep Göğüş (e-posta:zgogus@sabah.com.tr )

Bayram sesleri

"Davulun sesi uzaktan hoş gelir" derler ya, ben yakından da severim. Kim olduğumu, nereye ait olduğumu hatırlarım. Fonda davul çalarken rüyamda hem Batılı hem de Doğulu olduğumu görürüm. Fırsattan istifade, Doğu'ya ve Batı'ya aynı anda hem "Evet" hem de "Hayır" diyebilmenin felsefesini yapan Oğuz Atay'ı ve Hilmi Yavuz'u anarım.

Bizim davulcu bu Ramazan ayında sustu diye pek alındım. Gerçi anlayışlı olmak lazım. Kandilli dediğiniz, muhtarlığa kayıtlı topu topu 1050 kişiden ibaret, üstelik düzayak değil. Adam aynı mesaiyi Üsküdar'da harcasa, yüz kat daha fazla kazanır.

Fakat o da ne! Ramazan'ın 15'inci günü davulcu kapıda, bahşişini istiyor. Allah için adam gelenekleri doğru biliyor, davulcuya parası Ramazan ayının ortasında ödenir. Finalde de çorap, gömlek gibi hediyeler içeren bir bohça verilir.

İyi hoş da davul sesi hiç duymadık bu Ramazan'da. Adam bizi resmen tefe koyup çalıyor. "Ama geçmedin ki hiç buralardan" diye itiraz edecek oldum, davulcu demez mi ki, "Sizin komşular anlaşmış, davul çalmazsam üstüne para vereceklermiş, yormadım kendimi gümbede güm ben de..."

***

Bayram biraz da tef sesidir, artık pek duymasak da... Karagöz perdesi tefin zil şıkırtısıyla açılır(dı): Yıktın perdeyi eyledin viran, varayım sahibine haber vereyim heman... Şimdilerde Karagöz'ün dili değişti, iyi de oldu, Beberuhi bile vazgeçti Osmanlıca'dan; fakat o muhteşem alaycı bakış açısı, senaryolar çağa uysa da sapasağlam.

Bayramlar da yaşanan güne ayak uydurur sonunda. Bayram, dokuz günlük, yan gel yat alaycı bir tatile dönüşür. Gerçi tatil kavramının, Aziz Thomas More'un 16'ncı yüzyıl başında yazdığı Ütopya'sında da yeri vardır ama hayata geçirilmesi 20'nci yüzyıldadır. Önce sendikalar kuruldu, ardından ücretli izinler kabul edildi ve insanlar "mikser" şehrin öğütücülüğünden kaçıp tatile çıkmaya başladılar. Tatil ve turizm, bayramı değilse de bayramlaşmaları yok etti.

***

Bayramın ilk gününü nerede geçirmek isterdiniz diye sordular TRT 1'deki bayram programında. Yahya Kemal'in Süleymaniye'de Bayram Sabahı şiirinden birkaç satırla cevap verdim:

Artarak gönlümün aydınlığı her sâniyede,/Bir mehâbetli sabâh oldu Süleymâniye'de./Kendi gök kubbemiz altında bu bayram saati,/Dokuz asrında bütün halkı, bütün memleketi/Yer yer aksettiriyor mâvileşen manzaradan,/Kalkıyor tozlu zaman perdesi her ân aradan.

Süleymâniye'nin "tarih olduğu saatlerde" ve kendi gök kubbem altında orada olmak isterdim. Şiirin son satırındaki gibi, "Doludur gönlüm ışıklarla bu bayram sabahı" demek için.


© COPYRIGHT 1999 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: webabla@yore.com.tr