kapat

SALI 19 OCAK 1999

DİZİ-1

Haluk Kırcı'nın polis ifadesi

'Yumrukçu' Çatlı'nın arkadaşıydı Mesut Yılmaz'a, Budapeşte'de yumruk atan İsmail Koçkaya, Çatlı'nın arkadaşıdır. Kendisini Elazığ'da Çatlı'nın yanında gördüm"

İstanbul- Ülkücü camianın "İdi Amin ve Esmeray" lakaplı tetikçisi, Bahçelievler katliamı davasının idam mahkumu Haluk Kırcı, İstanbul Kurtköy'de yakalanmasının ardından polise verdiği ifadede, ilginç itiraflarda bulundu. Kırcı'nın Bostancı'daki evine operasyon düzenleyen polis, evin Kumarhaneler Kralı Ömer Lütfü Topal'ın ortağı, Susurluk davası sanığı Ali Fevzi Bir'e ait olduğunu saptadı. Üstelik polis bu eve baskın düzenlediğinde, evdeki eşyaları alel acele taşıyan Fevzi Bir'in işçileri ile karşılaştı. Polis işçilerin taşıdıkları evraklara ve eşyalara el koydu. Bu evrakların arasından 27 milyon dolarlık yani tam 8 trilyon 100 milyarlık senet çıktı.

* "Senetler eve taşındığımda vardı"

Kırcı ifadesinde bu konuyu şöyle izah etti:

"İşsiz kaldığım zamanlarda ailemden aldığım destek ve kitaplarımın satılmasından elde edilen gelirle geçindim. Çatlı, BAYSA şirketinde Ahmet Baydar ile iş kurarken kendisine 25 bin dolar teminat vermişti. Ben de Susurluk kazasından sonra bana vermiş olduğu senede karşılık 25 bin dolar aldım. Cezaevi arkadaşım Abdülkadir Uslu'dan da 5 bin mark aldım. Herhangi bir çek-senet tahsilatı işine girmedim. Evde ele geçirilen 27 milyon dolarlık senet ben eve taşındığımda evde idi. Bu ev dayalı döşeliydi. Gözaltına alındıktan sonra evimdeki eşyalar Ali Fevzi Bir'in işçileri tarafından boşaltılmaya çalışırken bu kişiler yakalanıyor. Böyle bir hareket tarzı daha önceden kararlaştırılmadı. Tahminim Ali Fevzi Bir benim yakalandığımı duyunca evinde oturduğum için korkup evi boşaltmış olabilir."

* Çatlı MGK kararıyla operasyon yaptı

Kırcı Çatlı'nın yurt dışındaki faaliyetlerini de şöyle anlattı:

"Çatlı 12 Eylül sonrası İsviçre'ye gidip Mehmet Şener ile buluştu. Sonra Almanya ve Fransa'ya geçti. Bu dönemde, Milli Güvenlik Konseyi'nin aldığı karar uyarınca, Ermeni komitecilere karşı yurtdışında operasyon yapılması için Çatlı ile bazı kamu görevlileri irtibata geçti. Çatlı, Oral Çelik ve Ünal Osman Ağaoğlu'nun organizatörlüğünde Ermeniler'e karşı bombalama eylemlerinde bulunmuş. Sonra İsviçre'de eroinden yakalandı. Bir mizansen ile 5 yıl cezaevinde yattı. 1990 yılında eski ülkücülerin yardımıyla ve sahte kimlik ile Türkiye'ye giriş yapıp, İstanbul'a yerleşti."

* "Eymür'e 'hayır' Eken'e 'evet' dedi"

Çatlı'ya hem MİT hem de Emniyet'in yurt dışında operasyon yapma teklifi götürdüğünü öne süren Çatlı şunları söyledi:

"1994 yılı ortalarında Çatlı bana, Mehmet Eymür'ün yurtdışında kendisine görev teklif ettiğini ancak kabul etmediğini, çünkü 12 Eylül'den sonra yurtdışında görevlendirildiğinde, kendisine sahip çıkılmadığını söyledi. Bir süre sonra Çatlı Ankara'ya çağrıldı. Burada, Korkut Eken kendisine, yurtdışında görev teklif etmiş, o da kabul etmiş. Bu görevlendirmeden Mehmet Ağar'ın bilgisi vardı. Çatlı 94 ve 95 yıllarında, Mehmet Özbay kimliği ile Almanya, Fransa, Belçika, Macaristan, Hollanda ve Yunanistan'a gitti. PKK'lı Ali Sapan ve Kani Yılmaz ile DHKP-C'li Dursun Karataş ile ilgili istihbari faaliyetlerde bulundu. Kendisine eski arkadaşları, Ethem Kıskıs (Balgat katliamı sanığı), Kürşat Poyraz (Bahçelievler katliamı sanığı), Rıfat Yıldırım (Doç. Bedrettin Cömert'in katili) yardımcı oldu. Raporlarını Ankara'ya, Korkut Eken'e iletiyordu. Eken, Çatlı'ya yurtdışında kullanmak üzere sayısını bilmediğim miktarda Uzi silah verdi. Silahların bir kısmını yurtdışına götürdü, bir kısmı Florya'daki evindeydi. Bu evde patlayıcılar da vardı. 1995 sonlarında, Eken silahları Çatlı'dan geri istedi. Yurtdışına gönderdikleri orada kaldı, diğer silahları verdi. Ancak kendi çantasında taşıdığı Mikro Uzi silahı vermediği için Eken ile arası açıldı."

* "Koçkaya'yı Çatlı'nın yanında gördüm"

Kırcı, ANAP lideri Mesut Yılmaz'a Budapeşte'de düzenlenen saldırıdan haberi olmadığını söyledi. Ancak yumrukçu İsmail Koçkaya'nın arkadaşı olduğunu belirtip, "ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'a Budapeşte'de düzenlenen saldırıdan benim haberim yok. Ancak bu saldırıda adı geçen İsmail isimli Elazığlı şahsı birkaç defa, Abdullah Çatlı'nın yanında gördüm. Konuyla ilgili bilgilerim bundan ibarettir" dedi.

* "Yakalandığımda Çatlı'yı aradım"

Kırcı 1996'da İstanbul'da yakalandığında Çatlı'yı aradı. Ancak her seferinde "Mobil telefon kapalı ya da kapsama alanı dışındadır" mesajı geliyordu. Şubedeki beşinci gün gelişmeler oldu. Kırcı ifadesinde o günü şöyle anlattı:

"Şubedeyken avukatım Fatih Volkan beni ziyarete geldi. Onun telefonuyla Çatlı'yı aradım, yardım istedim. Avukat ile Asayiş Şube Müdürü Sedat Demir'in odasına çıktık. Burada otururken Korkut Eken, Sedat Demir'i telefonla aradı ve durumumu sordu. Sonra Korkut Eken telefona beni istedi ve geçmiş olsun dileğinde bulundu ve benimle ilgilendiğini ima etti. İftar vaktine yakın bir saatte Asayiş Şubesi'ndeki polise 50 mark verip iftarlık almasını istedim. Birlikte iftar yaparken, bir avukat gelip orada bulunan bir suçluyu görmek istedi. Bir memur onunla beraber içeriye infaz kısmına getti. Ben de diğer memura yüzümü yıkamak istediğimi söyledim. Dışarı çıkıp kaçtım."

* "Bucak'ın evinde 2-3 gün kaldım"

Sorgucular Haluk Kırcı'ya "Hangi tarihte evlendiniz ve kimlerin seçim çalışmalarına katıldınız?" sorusunu da yönelttiler. Kırcı şöyle dedi:

"1992 yılının Ağustos ayında evlendim. Nikah şahitliğimi dönemin Erzurum Valisi Mehmet Ağar yaptı. Beni Ağar'ın yanına MHP Erzurum il Başkanı Cezmi Polat götürdü ve beni 'Tahliye olmuş eski bir ülkücü' olarak tanıştırdı. Ağar'ı düğüne davet ettim ve geldi, kendisini nezaketen nikah şahidim yaptım. 1995 erken genel seçimlerinde arkadaşım Muammer Cıngıllı, Ağar için Elazığ'dan onun lehine gövde gösterisi yapmamazı istedi. Elazığ'a gittim. Tanıdığımız ülkücü arkadaşlara Mehmet Ağar'a destek olmaları tavsiyesinde bulunduk. 3-4 gün orada kaldıktan sonra Elazığ'dan ayrıldık."

Kırcı, firarda bulunduğu sırada DYP Milletvekili Sedat Bucak'ın Şanlıurfa'daki köyüne gittiğini de açıkladı ve şöyle dedi:

"1996 yılının Sonbaharı'nda Sedat Bucak'ın kardeşi Serdar Bucak ile Şanlıurfa'ya gittim. Buraya Serdar Bucak'ın Opel Vectra marka otomobiliyle Sait Tatar ile birlikte gittik. Sait Tatar 12 Eylül öncesinden tanıdığım Urfalı bir arkadaşımdı. Beni Serdar Bucak ile 1996 yılının Mart ayında tanıştırdı. Şanlıurfa'da Bucaklar'ın köyüne gittik. Orada 2-3 gün kaldım. Oradan Serdar Bucak ile birlikte Ankara'ya döndüm ve Erzurum'a geçtim."

Yarın: Sır çantası kayıp


© COPYRIGHT 1999 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: webabla@yore.com.tr