kapat

PAZARTESÝ 11 OCAK 1999

Çetin Altan (e-posta:caltan@sabah.com.tr )

Kurnazlýk, zeka ve akýl üstüne...

Zeka saðduyu gibi deðildir, yani insanlar arasýnda yeterince eþit bölüþtürülmemiþtir. Ne var ki kimse kendinin zekasýný baþkasýnýnkinden daha aþaðý görmediði ve zekalar, arasýnda eþitlik saðlayacak bir yöntem de pek bilinmediði için, buradaki adaletsizlik, politika gündemine hiçbir zaman girmemiþtir. Bu yüzden de zeka, ne tümden iktidara gelebilmiþ, ne de tümden muhalefette kalabilmiþtir. Binlerce yýldan beri biraz iktidarda, biraz da muhalefette olarak dolanýp durmuþtur ortalýkta...

Zeka ile akýl arasýndaki fark, her zaman ilgisini çekmiþtir insanlarýn. Ama ikisini de bir türlü, doðru dürüst birer tanýmlamanýn içine oturtamamýþlardýr.

Onun için de beyin jimnastiði ile ilgili konuþmalarda sýk rastlanan sorulardan biri de:

- Kurnazlýk nedir, zeka nedir, akýl nedir, olmuþtur.

* * *

Kurnazlýk "doðru olmayan"ý "doðru" imiþ gibi göstererek, kendi çýkarý için "doðrunun peþinde olan aklý" yanýtma çabalarýnýn tümüdür. Belirli bir süreç içinde kendi kendisiyle çeliþilere düþüp iflas etmeye mahkžmdur.

"Yaratýcý akýl" ile "doðruyu bulma" atýlýmlarýndan yoksun toplumlarda, kurnazlýk aðýr basar. Ve ortaya, önüne gelenin birbirinin gözünü boyamaya kalktýðý bir madrabazlýk panayýrý çýkar... Böylesine bol tepiþmeli bir sýçan yuvasýnda ise ne güven, ne huzur, ne de doðrulara dönük rahatlamalar olur... Karþýlýklý kurnazlýklar, hemen herkesi ayný ölçüde bir yaþam felçine uðratýr...

* * *

Zeka geniþ anlamda beynin algýlama hýzýdýr. Halk dilinde "leb..." demeden "leblebiyi" anlama diye tanýmlanýr. Ama belirli bir yöntemle bütünleþmeden, yalýn ve çýplak olarak, saðlam bir sonuca ulaþamaz... Dört bilinmezli bir denklemin nasýl çözüleceðini bilmiyorsa, bir bakýþta o çözümü bulamaz. Ama sonuca ulaþamamasýndaki nedeni de algýlar ve o boþluðu doldurma aranýþýna yönelir...

* * *

Akýl, algýlamalar toplamýndan, bilinmezi keþfe dönük, bir yargýlamalar sistematiðine geçiþin mekanizmasýdýr.

Günlük yaþam içinde ise kurnazlýk zeka ile, zeka akýl ile, hepsi çevre koþullanmalarý ve duygusal eðilimlerle karmakarýþýk olarak toplumsal kafa düzeyini oluþturur. Bu düzeyin üstüne çýkma çabasý, aklýn ve düþüncenin özgürleþme çabasýdýr. Rönesansta büyük bir sýçrama yapan bu çaba, Türkiye'de yeni yeni uç vermekte, donmuþ kalýplara yapýþma alýþkanlýðýndaki konformist slogancýlýk, yeni yeni kendisini dinamik bir evreye yöneltmektedir.

* * *

Konuyu azýcýk hafifletmek için, þaka seven ünlü yazarlarýn zeka ve akýl üstüne neler söylemiþ olduklarýna þöyle bir göz atalým.

Büyük denemeci Alain:

- Zeki görünenlere acýrým ben, diyor, zeki görünme öyle bir vaaddir ki, o vaadi tutma olanaðý hiç bir zaman bulunamaz...

Mizahçý Detoeuf de þöyle diyor:

- Zeki insanlarýn çok olmayýþý büyük bir mutluluktur. Þayet herkes zeki olsaydý, bir þeyler yapma olanaðý hiç mi hiç kalmayacaktý...

Yine bir mizah yazarý olan Daniel Brunet'nin sözleri de ilginç:

- Zeka para gibidir. Kötü kullanýlan büyük bir servet, nasýl insaný iflasa götürürse, ustaca kullanýlan küçük bir sermaye de, kiþiyi pekala baþarýya ulaþtýrabilir.

"Karamsar Notlar"ýn yazarý Thiaudiere, konuya filizofça yaklaþýyor:

- Bir zeka ne kadar geniþse, hudutlu oluþunun sýkýntýsýný o kadar çok çeker.

Maurica Donnay dalga geçiyor:

- Öylesine zeki insanlar vardýr ki, ahmaklýk ettikleri zaman dahi herkesten çok daha baþarýlý olurlar...

Ünlü oyun yazarý Achard acýklý bir gerçeðe dokunuyor:

- Tek baþýna zeki olmaktansa, herkesle birlikte aldanýp gitmek çok daha iyidir...

Ozan Vian da þöyle diyor:

- Zeki kiþilerle birlikte olmanýn sýkýntýsý, hiçbirinin "en zeki benim" demeyecek kadar zeki olmasýndandýr.

Yine Thiaudiere'e göre "Ahmaklýk kendini göstermek için ön sýraya geçmiþ. Zeka ise görmek için arka sýraya yerleþmiþ."

Ozan Henri de Regnier:

- Bir rastlantý insana zekayý vermiþtir. O da onu kullanmýþ ve ahmaklýðý icat etmiþtir, demede...

Bir düþünüre göre zeka ile ahmaklýðýn bir tek ortak yönü, her ikisinin de kendileri gibi düþünmeyeni ahmak sanmasý...

Bir baþka düþünüre göre de zeka, öylesine üstün bir yetenekmiþ ki, ona sahip kiþi her yaptýðý salaklýða olaðanüstü gerekçeler bulabilirmiþ.

* * *

Akla gelince...

Anatole, France:M

- En korkutucu akýl delininkidir, diyor...

Albert Samin'e göre ihtiras uçar, zevk koþar, akýl ise yürür; o nedenle de her zaman geç gelmesinde þaþýlacak bir þey yoktur.

Modernlerden Bourliaguet akýl konusunda hýrçýn:

- Akýllý olmak isteyen bir eþeðin ilk kanýtladýðý þey, kendisinin gerçekten bir eþek olduðudur, diyor o da...

* * *

Bizden de bir soru:

- Ýnsanlar genellikle neden hep yazgýlarýndan yakýnýrlar da, akýllarýndan yakýnmazlar?

Birincisinin varlýðýna inandýklarý kadar, ikincisinin varlýðýna inanmazlar da ondan...

Not 17 yýl önce yazýlmýþ bir yazý...

Özel koleksiyondan...


© COPYRIGHT 1999 MERKEZ GAZETE DERGÝ BASIM YAYINCILIK SANAYÝ VE TÝCARET A.Þ. (Her hakký saklýdýr)
Yorum ve önerileriniz için: webabla@yore.com.tr