PERŞEMBE 10 ARALIK 1998
Vatandaşın derdi kedisi!
Vatandaşların her birinin ne yaptığını teker teker izlemek zor oluyor.
Ama bir örnek sunuyorum...
Sizin yakın çevrenizden çok da farklı olmadığını zannediyorum.
Bu vatandaşa "Politika" dediğiniz anda cevap:
- Aman bıktırdılar artık, zaten ne zaman ne yaptılar ki!
"Ekonomi" dediğiniz anda:
- Çok kötüye gidiyor. Satışlarda yaprak kımıldamıyor. Bu arada düşün bak, milyarderlerin trafiği kilitlediği tek ülkeyiz. TL'den altı sıfır atsalar ancak normalleşir! Enflasyonu düşürmedikçe olmaz, istikrar lazım. Bu politik ortamla zor. Seçimlerle de bir şey değişmeyecek. Vallahi Ankara Türkiye'nin farkında değil, kendilerine bir fanus yaratmışlar orada yaşıyorlar.
"Annenler" dediğinizde:
- Ay canım yaşlandılar vallahi. Geçen gün annem "Turp gibiyim maşallah" dedi sonra kendi kendine nazar değmesin diye üç kere tahtaya vurdu: "Tak tak tak." Ardından bana döndü "Birisi kapıya vuruyor, git bak bakalım kapıcıysa bakkala yollayacağım" dedi. (Kahkahalar) Ama iyiler maşallah!
Bu konuşmalar olurken bir yandan da kediye aspirin yutturulmaya çalışılıyor!
Kediye aspirin yutturmanın aşamalarını aşağıda açıyorum:
1. Kedi kucağa yatırılır. Bu sırada kediye "Şekerim şirinim, hiçbir şey olmayacak korkma" denilir. Kedinin ağzı hafifçe açılır ve aspirin içeri bırakılır.
2. Aspirin mutfak dolabının altına girer, kedi tabak raflarının en üst katına tırmanır.
3. Kedi tekrar kucağa yatırılır. Bu kez kedinin sol patileri göğüse bastırılarak "bloke" edilir. Ve ağza aspirin atma işlemi tekrarlanır.
4. Kedi mutfak dolabının altında aspirin tamamen kayıp. Ve elinizde kanayan bir çizik.
5. Kediye yüksek sesle küfürler edilirken ara ara -kısık volümden- "Gel yavrum" dedir. Bu arada elinizdeki tırmık izine kolonya sürülür.
6. Kedi mutfak dolabının altından alınır. Biraz su ve mama verilir. Kedinin "Şimdi ne olacak" şeklindeki endişe dolu bakışları yüzünden bir an için aspirin projesi yatacak gibi olur.
7. Kediye nasıl aspirin verileceğine dair metod tartışmaları başlar.
8. Bir adet havlu alınır. Kedi bu havlu üzerine yatırılır ve karnından hafifçe basılır. O anda havlu rulo edilir. Kedinin bütün patileri rulo edilmiş havlu içinde kalır. Kedi miyavlamak için ağzını açtığı anda aspirin verilir.
9. Kedi havluyla beraber bütün eşyaları boşaltılmış bir odaya bırakılır.
10. İki saat sonra özel odaya su ve mama ile girilir kediye yumuşak bir sesle "Biliyorum bebeğim ama gerçekten senin iyiliğin içindi" denir.
Not: "Kediyi bırak da memleketin durumuna bak" diyenler "kedi" geçen yerleri "demokrasi" diye okusun.
"Yurtdışında köşe yazarları bu tür yazılar yazıyor mu" diye merak edenlere özel not: Evet yazıyorlar ve bu tür yazılara "Ankara kedisi hapı yuttu" başlığı veriyorlar.
Bugün İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin kabul edilişinin 50. yıldönümü. İnsan hakları konusunda Türkiye'nin yapması gerekenler var. Aslında bunlar Türkiye'nin değil de daha çok bizim Türkler olarak birbirimize karşı yapmamız (veya -ve hatta- yapmamamız) gerekenler...
Ancak hani sanmayın ki bize "Önce insan hakları kardeş" diye gelen ülkeler ayağını sağlam basıyor.
50 yıllık gözlemin raporunda "İnsan haklarından sınıfta kalan" ülkeler arasında biz varız ama bizimle beraber "Bize laf eden" pek çok ülke var...
İnsan hakları özürlü ülkelerin tam listesi şöyle:
Afganistan, Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Arjantin, Azerbaycan, Bangladeş, Belarus, Bosna-Hersek, Bostwana, Bulgaristan, Burundi, Cibuti, Çad, Çin, Çek, Endonezya, Filistin, Filipin, Fransa, Irak, İngiltere, İran, İspanya, İsrail, İtalya, İsviçre, Japonya, Kazakistan, Kenya, Kırgızistan, Kuveyt, Litvanya, Liberya, Libya, Lübnan, Gabon, Gambia, Gine, Guatemala, Gürcistan, Güney Afrika, Güney Kore, Haiti, Honduras, Hindistan, Hırvatistan, Kamerun, Kanada, Kolombiya, Malezya, Meksika, Moritanya, Moldavya, Mısır, Nambiya, Nijerya, Nikaragua, Pakistan, Panama, Papua Yeni Gine, Peru, Ruanda, Rusya, Sırbistan, Sierra Leone, Slovakya, Somali, Sri Lanka, Sudan, Suriye, Tibet, Togo, Tunus, Türkiye, Ukrayna, Uruguay, Özbekistan, Vatikan, Yemen, Yunanistan, Zambia, Zimbabwe.