PERŞEMBE 10 ARALIK 1998
Bugün 10 Aralık 1998.
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin kabul edilişinin 50. yıldönümü.
Bildirge 10 Aralık 1948 tarihinde Paris'te Palais de Chaillot'da açıklanmıştı.
Bu yıl UNESCO olarak, aynı mekanda bir kutlama hazırladık.
Fransız devletiyle işbirliği yapılarak hazırlanan toplantıya, Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Başbakan Lionel Jospin ve Genel Direktörümüz Federico Mayor ev sahipliği yapacaklar.
(Hazırlıklarına katıldığım bu kutlamaya ne yazık ki bazı meşguliyetler yüzünden gidemiyorum.)
Bu evrensel bildirge, bugün, kültür ve gelişme farkı gözetmeksizin, bütün insanlığın malı olarak tekrar hatırlanıyor.
Sivil toplumdaki yaşamsal rolü vurgulanıyor.
Sanatçıların ve entellektüel caimanın, insan haklarını gündelik hayatta bıkmadan savunması gereğinin altı çiziliyor.
İnsan hakları kavramı uygar dünyada yücelir ve "insanın insan olma mücadelesi"nin en önemli aşaması olarak kabul edilirken, Türkiye giderek bu kavramdan uzaklaşma sürecinde.
Yöneticilerin ve medyanın rolü ile "insan hakları" deyimi, neredeyse vatana ihanetle eş anlamlı olarak anılmaya başlandı.
İnsan haklarını savunmanın bölücülükle, terörle yan yana düşünüldüğünü görme utancını yaşıyoruz.
Bu mantık, "insan hakları savunuculuğu" maskesi altında, bölücü ve yıkıcı eylemler yapıldığı tezine dayanıyor.
Ve toplum bu kavramı duyduğunda neredeyse paranoya derecesinde bir korkuya kapılıyor.
Oysa insan haklarının ne bölücülükle ilgisi vardır, ne de terörle.
Tarih boyunca siyasi, ekonomik, etnik, dinsel, milli, cinsel ayrımlara uğramış, işkence görmüş, katledilmiş, temel hak ve özgürlükleri elinden alınmış insanoğunun, hiç olmazsa bugün daha insanca bir yaşama kavuşturulmasından başka bir amaç taşımaz.
İnsan hakları gününde, Türkiye'ye bu alanda daha umutlu bir gelecek dilemekten başka bir şey gelmiyor elimizden.