PERŞEMBE 10 ARALIK 1998
Deveye sormuşlar, "boynun neden eğri?..." diye... O da cevap vermiş, "nerem doğru ki..." demiş....
İşte bizim ülkenin durumu da aynen böyle... Bir doğru tarafımız kalmadı. Çeteler, mafyalar, yolsuzluklar, ihaleye fesat karıştırmalar, irticacılar, gen sorular, meclis soruşturmaları, düşen hükümetler, kurulamayan hükümetler derken millet kan ağlamaya başladı...
İşte bunlardan bir tanesi de Karadeniz'deki fındık üreticileri... Yarısı parayı kaptı diğer yarısı ise sürüm sürüm sürünüyor. Böyle adelet, böyle devlet mi olur?... Öğrendiğime göre, hükümet düşmeden Fisko Birlik paraların yarısını ödemiş. Ama hükümet düştükten sonra, ortalık darmadağın olmuş, Fisko Birlik'e para gönderilmemiş. Herhalde eski hükümet yetkilileri bizden sonra "tufan" diye düşünmüş olacaklar ki, fındık üreticilerinin diğer yarısını aç bırakmışlar.
Adamlar feryat edip duruyor, "bizimle kim ilgilenecek?..." diye... Yahu bunların başka gelir kaynakları yok. Gelir kaynakları yok ama sağ-sola borçları, ödenmesi gereken paraları ve senetleri var. Kimseden de borç istemiyorlar. Sattıkları malın karşılığını talep ediyorlar. Ama sen Fisko Birlik olarak, daha doğrusu devlet olarak, "Ankara'dan para gelmedi ödeyemiyoruz" diyorsun.
Kimin parasını kime ödeyemiyorsun arkadaş?... Adam koca 1 sene uğraşmış-didinmiş, ilaçlama yapmış, gübrelemiş, cebinden dünyanın masrafını yapmış ve malını sana satmış. Şimdi ise parasını alamıyor, ele-güne rezil oluyor. Olur mu böyle şey yahu!... Yani "yorgan gitti kavga bitti"yi mi oynuyoruz...
Fisko Birlik mi ne karın ağrısıysanız, malı almasını bildiğiniz gibi ne yapıp edip parayı da ödemesini bilin... Bulun buluşturun bu tüketicinin hakkını ödeyin. Yazık günah değil mi?... Halk koskoca devlet kuruluşlarının kapısında dilenci gibi bekletilir mi?... Aslında ayıbın en büyüğü de bu fındık üreticilerinin başka çareleri kalmadığı için yana-yakıla beni arayıp, şikayette bulunmalarıdır. Utanın, utanın...
Eğer otobüs firmalarıyla, daha doğrusu halkımıza eziyet çektiren bu otobüsçülerle mücadeleden bıkacağımı sanıyorsanız aldanırsınız. Mesela, başlıkta da yazdığım Lüx Kargı Ses Turizm'in sahiplerine seslendiğim gibi günün birinde bir başkasına da seslenebilirim.
Şimdi siz bahsettiğim firma yetkilileri, yolcuları indirip-bindirirken onlara neden bagaj cefası çektiriyorsunuz?... Eşyalarının iki parçasını indirip de, üç parçasını indirmeden otobüsünüz nasıl hareket ediyor?... Daha sonra da yolcu bagajını istediği zaman, kendisinden ayrıca neden bagaj ücreti istiyorsunuz?... Bir de "parayı vermezsen bagajlarınız çöpe atılacaktır" diye tehdit ediyorsunuz. Aklınızı başınıza alın ve adam gibi otobüsçülük yapın. Bir daha şikayet istemiyorum.