kapat

PERŞEMBE 10 ARALIK 1998

Necati Doğru (e-posta:ndogru@sabah.com.tr )

İşçi atarım: varoş tepkisi

Aslında kendini atacağı yok... Fakat TV kameraları gelmiş, çekiyor ya...Varoşların talihsiz, kısmetsiz, yenilmiş çocuğu da köprünün parmaklıklarına tutunup gövdesini boşluğa doğru sarkıtarak ve salya sümük ağlayarak polislere sesleniyor: "Anama haber verin....Anamı isterim...."

Ya da karıma haber verin...

Karımı isterim...

Yani annem ve ben iyiyiz...

Kötü olan kahpe felek...

Yani karım ve ben iyiyiz...

Kötü olan şartlar...

TV kameralarının yakın plan çekimi altında polisleri de bir miktar uğraştırıp, yeteri kadar "gündeme düşecek" haber olduktan sonra, kendini boğazın sularına atmıyor.

İntihar etmiyor...

5 polisin birden çullanıp karga tulumba yakalaması için fırsat yaratıyor.

Tam varoş şantajı...

***

"Kriz geldi, işçi atarım" diyebilen büyüklü küçüklü işadamlarının yaptığı da varoş tepkisine benzedi.

Onlar da...

TV kameralarını bekliyorlar...

Kameralar gelince....

Devleti isteriz...

Devleti çağırın...

Yoksa işçi atarız....

Diye demeç veriyorlar...

Yani: "Biz patronlar iyiyiz, mükemmeliz...Kurduğumuz fabrikalar da harika, bizim genel müdürler de pırlanta... Fakat kötü olan kahpe felek, şartlar...." Kötü olan işçiler mi?

Koşullar iyi iken, satışlar harika giderken, pazar büyürken, kârlar yüksek iken işçiler iyi, verimli... Bu şartların devam edeceğini varsayarak yatırımları mümkün olduğunca genişletip, dünyada pazar daralması başlayınca çare olarak işçiyi atmak çıkar yol mu?

Şu anda ekonomide yaşanan...

Satışların düşmesi...

Mallar eski yıllarda olduğu gibi büyük bir iştahla satılmıyor. Dünya pazarlarında da global kriz dedikleri bir satış daralması, bir küçülme, bir büzülme söz konusu. Say kanunu işlemiyor. Üretilen her mal alıcı bulamıyor. Yatırımlarda sorun yok. Seçilen teknolojide sorun yok. Hammadde temininde sorun yok. İşgücü kalitesinde sorun yok. Finasman temininde sorun yok. Profesyonel yönetici becerisinde sorun yok. Pazarlama tekniğinde sorun yok. Tasarım geliştirme, yaratıcılık, marka yaratmada da sorun yok...

Fakat tek sorun işçi ücreti...

Tam varoş tepkisi...

Annem ve ben iyiyiz...

Kötü olan işçiler...

"İşçi atarız..." lafı bu anlama geliyor. Oysa dünya pazarları daralırken işçiyi atmak, işçiden kopmak yerine, işçilerle işverenlerin biraraya gelip kenetlenerek bu krizden birlikte çıkabilmeyi düşünmeleri gerekiyor. Japonya, 1986'daki krizden işçisi ve işvereni kenetlenip, birlikte çözüm üreterek çıktı. Avrupa'da da pazar daralması işçi atarak, küçülerek değil, tersine daha ucuz, daha kaliteli, daha verimli, daha az kârla çalışıp, yüksek yaratıcılıkta ürün üreterek atlatıldı.

Türkiye'de de...

Aynısı yapılamaz mı?

Bir zihniyet devrimi...

Bir endüstri ilişkileri ihtilali...

***

İşçi sendikalarının liderleri ve sanayinin liderleri biraraya gelip, yeni bir üretim ilişkisi, zihniyet devrimi yaratabilirler. İşçi sendikalarının başkanları, üyeleri olan işçileri ikna edebilir. Pazar daralması, ekonomideki büzülme geçinceye kadar fabrikalarda daha düşük ücret zamlarıyla toplu sözleşme imzalayabilirler. Fakat şart olarak da; "Kesinlikle işçi atılmayacak..." koşulunu getirebiliriz diyebilirler. İşçiler daha verimli çalışma temposuna girebilir, işverenler de işçilerin verim artırmasını avantaja dönüştürüp, fiyatları indirebilme imkanına kavuşabilirler. Kâr oranlarını daraltarak dünyada küçülen pazarlardan daha fazla pay alabilme yolunu açmayı deneyebilirler. İşverenler 3 ay sonra, 6 ay sonra önlerini görmeye başladıkları zaman yeniden toplu sözleşme masasına oturabilir ve işçilerin kriz sırasındaki kayıplarını telafi edecek ücret artışı yapılabilir. Hem fabrikalar kurtulur, hem işçiler işten atılmamış olur. Kötü mü olur?

İşçiyi işten atmak zamanı değil...

Greve gitme ortamı da değil...

İşçiyle işverenin kenetlenme zamanı..

Devlet de bu birlikteliğe destek çıkabilir. Daralan pazarlarda Türk sanayinin payının artırılmasını önleyen engellerin, kotaların kalkmasına omuz verebilir. Vietnam'dan, Çin'den, Kore'den 1 dolara giren ve Türk sanayini vuran gümrük korsanlığını önleyebilir. Bankacılar, zor günlerde sanayicinin ölmesini bekleyen akbabalar olmak yerine, gelecek güzel günlere tahammül taşıyan karıncalar olabilir.

Niçin olmuyor?

Varoşçuluk içimize işlemiş.


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr