PERŞEMBE 10 ARALIK 1998

Hindistan'ın Bengal körfezindeki Güney Andaman takımadaları adeta bir kayıp cennet... Dağlardan düze inanılmaz zengin bitki örtüsüyle, palmiye, hindistancevizi, papaya ağacı ormanlarıyla körfezin turist çeken yegane adalarını oluşturuyorlar. Öte yandan adanın 'hayvan nüfusu' da müthiş zenginlikte. 200 kuş türü yaşıyor. Kelebek bulutları, ormanların sonsuz yeşilliklerine çeşni katıyor. Bu yönüyle adalar adeta bir canlılar müzesi gibi. Burada her şey inanılmaz boyutlarda yetişiyor. Adalar araştırmacılar, biyologlar ve diğer ekologlar için bir cennet.
Adanın ekonomisi kereste üretimine bağlı. Pirinç ve hindistancevizi ihracatı da önemli yer tutuyor. Hindistan'ın genel manzarasının aksine kalabalıktan, çevre kirliliğinden uzak, bambaşka manzarası ile tatilcilerin de de cenneti. Yıllardır eski halini koruyan sessiz ve tenha plajları eşsiz birer dinlenme yeri.
Adaları kimin keşfettiği bilinmiyor. Ancak dünya literatüründe ilk kez bahsi milattan sonra ikinci yüzyılda Romalı haritacıların buraları haritalarına almasıyla başlıyor. Ancak halkın geçmişi hakkında iyi şeyler söyleyene rastlanılmıyor. Marko Polo bile bunları kanunsuz vahşi hayvanlara benzetiyor. Başlarında yönetici bulunmayan 12 aşiret yaşadığını yazıyor. Şimdi bunların sayısı 5'e inmiş bulunuyor. Portekizli kaşiflerin bu adalara 15'inci yüzyılda ulaştıkları, adaların yağmur mevsiminde iyi birer barınak olarak benimsendikleri biliniyor.