PERŞEMBE 10 ARALIK 1998

Ankara- DYP Genel İdare Kurulu'nun (GİK) ardından dün toplanan Meclis grubu da DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit'in, ANAYOL-Sol modeliyle hükümet ortaklığı teklifinin reddedilmesini kararlaştırdı.
GİK kararının oy birliğiyle kabul edildiği grupta Cumhurbaşkanı'na yönelik eleştiri bombardımanını sürdüren DYP lideri Tansu Çiller, Türkiye'nin içinde bulunduğu bunalımdan Demirel'i sorumlu tuttu. "Türkiye'yi hedefsiz, dümensiz ve kaptansız bırakan, 55'inci Hükümet'in kuruluş biçimindeki yanlıştır" diyen Çiller, "Bu hastalıklı düşünce tarzını tarihe gömmek, gelecek nesillere olan borcumuzdur" dedi. ANAYOL-Sol modelini, "DYP ve Meclis'e yönelik bir dayatma" olarak nitelendiren Çiller, "Düşürdüğümüz hükümeti canlandırmakta uzlaşmayız. Zaten bu uzlaşma değil, suç ortaklığı" olur diyerek, geniş tabanlı hükümet modeli ısrarını sürdürdü.
Çiller partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Ecevit'in şahsına değil, görevlendirme biçimine itiraz ettiklerini söyledi. Yapılan görevlendirmenin demokratik teamüllere aykırı olduğunu vurgulayan Çiller, Anayasa'nın görevin bir milletvekiline verileceğini düzenleyen maddesinin yanlış yorumlandığını ifade etti. Çiller, "Görevin bir milletvekiline verileceği doğrudur. Ancak o milletvekili kim olacak? 550 milletvekili var. Yapılan yorumlar doğruysa, 550 Başbakan adayı var demektir. Siyaset böyle işlemiyor. İşlemesi doğru değil. Başbakanlık sıfatı, Cumhurbaşkanı'nın takdirinden doğan bir statü değildir" dedi.
"Başbakanlık bir haktır ve kaynağı milli iradedir" vurgulamasını yapan Çiller, "Hadiseyi öyle miydi, böyle miydi, deyip başka noktalara çekmek, rejimi sulandırmaktan ve yozlaştırmaktan başka bir işe yaramaz" görüşünü dile getirdi. Cumhurbaşkanı'nın milli iradeyi aşan hak ve yetkileri bulunmadığını, aksini savunanların Cumhurbaşkanı'nın takdiriyle, milli iradeyi karşı karşıya getireceklerini kaydeden Çiller, "Ki bu da Cumhurbaşkanı'nın seçim sonuçlarını gözardı etmesine izin vermek anlamına gelir" dedi.
Türkiye'nin bu yanlışa bir kez düştüğünü söyleyen Çiller, "Bu haksızlıktan en fazla mağdur olan kadro biziz. Görülüyor ki aynı hastalık yeniden nüksediyor. Bu hastalıklı düşünme tarzını tarihe gömmek gelecek nesillere olan borcumuzdur" diye konuştu.
Çiller, üstü kapalı olarak askeri darbelerle, Cumhurbaşkanı Demirel'in görevlendirmesi arasında da bir bağlantı kurdu. Türk demokrasisine ara veren askeri müdahalelerin (demokrasinin dışına çıkıyorum) denilerek yapıldığını ve o nedenle de ileriye dönük emsal oluşturmadığını savunan Çiller, "Ama demokrasimizde bir şey olmadığı, her şeyin icaplarına göre yapıldığı savunulan bir ortamda yapılan bu tasarruf ciddi bir itirazla karşılaşmazsa, ilerisi için emsal teşkil eder. İşte biz bu tasarrufun ileriye emsal teşkil etmemesi için uğraşıyoruz" diye konuştu.
Çiller, Ecevit'in, milletvekili dokunulmazlığının sınırlandırılmasına ilişkin Anayasa'nın 83 ve 100'üncü maddelerinin değiştirilmesi önerilerine destek verdiklerini, ancak idam cezasının kaldırılması teklifine sıcak bakmadıklarını da söyledi.