PERŞEMBE 10 ARALIK 1998

Adana'da Sabancı'nın Bossa'sında başlayan işten çıkarmalar dalga dalga yayılıyor. Tekstil sektöründe yüzde 50 daralma yaşanıyor. Bir başka deyişle iki işçiden biri kapıya konuyor. Adana Sanayi Odası Başkan Vekili Ümit Özgümüş kentte yaşananları şöyle özetliyor:
"Depremle zaten büyük darbe yedik. Birçok firma hasarını gideremedi. Özkaynaklarını tüketti. Bu arada özel bankalardan yüksek faizli kredi kullandı. Onu da ödeyemedi. Deprem yaralarını sarmaya uğraşırken bu kez de ekonomik kriz geldi. 30'u aşkın tekstil firması kapısına kilit vurmak üzere. Bugüne kadar, çoğu tekstil sektöründe olmak üzere 6 bin 256 işçi işinden oldu. Üretim yüzde 38, satışlar ise yüzde 40 düştü. Önümüzdeki yıl da, bir bu kadar düşüş bekleniyor. Personel çıkışı devam ediyor. Adana'daki durumu rakamlara bakıp siz çıkarın. Biz bir şey söyleyemiyoruz. Sıkıntı sadece tekstilde değil, diğer sektörler de zorda. Ben bile 80 çalışandan 30'unu işten çıkartmak zorunda kaldım."
Özgümüş, rakamlar ortaya serilinceye kadar krizi ciddiye almadıklarını söylüyor. Şimdiyse "kriz, ciddi kriz" diyor. Yaşanan sıkıntıların yüzde 70'inin Türkiye'nin kendi yapısından kaynaklandığını vurguluyor ve şöyle devam ediyor:
"Küresel kriz gelmeseydi de, Türkiye krize girecekti. 1994 krizinden beri her gün, yapısal reformlar yapılmazsa daha çok kriz yaşarız demiştik. Küresel kriz bahane oldu. Bizim 1.000 kadar üyemiz var. Tekstil pekçok fabrika kapısına kilit vuracak. Bu şartlar altında, sanayici riske girip fabrikasını çalıştıracağına, kapatıp parasını Hazine bonosuna yatırdığı zaman çok daha fazla para kazanır. Zaten Türkiye'de en tehlikeli durum da bu. Bankaların topladığı fonlara devlet fiyatı ne olursa olsun el koyduğu müddetçe, sanayicinin yapacağı bir şey yok. Bankaları suçlamak gerekir mi, ona da karar veremedik. Banka fon topluyor. Bu fonları Adana'daki firmalara yatırım kredisi olarak dönüştürebilir. Ama devlet fiyatı ne olursa olsun, faizi ne olursa olsun fonlara el koyuyor. Bankalar ne yapsın?"
Tekstilde küçülenler şanslı. Bir de kapısına kilit vurmayı düşünenler var. Güven Tekstil'in sahibi Hakkı Günüşen, iki yıl önce Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi'nde 8 milyon marka kurduğu fabrikayı 5 milyon marka vermeye razı. "Alırım parayı yatırımım bankaya. Şimdikinden çok daha kâr ederim. Zaten bu gidişle bizi zorla rantçı yapacaklar. 1975'ten beri tekstilciyim. Türkiye'de o kadar çok hesapsız kitapsız yatırım yapıldı ki, mecburen birçok fabrika kapanacak. Biz özsermayemizi kullanarak yatırım yaptık. Ama artık sanayicilik yapmak akıl kârı değil. Türkiye'de sanayiciye destek yok. Kapasitemiz yüzde 50'lere kadar düştü. Bunun yanında kazancımız da düşüyor. Eskiden 100 liraya sattığımız malı şimdi 70-80 bine satıyoruz. Birim fiyatlar artıyor. 1996'nın Kasım ayında, enerji için 1 milyar 250 bin lira ödemiştik, bu yıl 6 milyar ödedik. Buna makubil işçilik ücretleri de artıyor. Ama kâr haddimiz giderek düşüyor. İki yıl önce 110 kişiydik, şimdi 40. Elimizdeki tüm eski makineleri Hindistan'a sattık. Buna rağmen ayakta zor duruyoruz. Bu gidişle tekstilde el değiştirecek, tepetaklak gidecek çok firma olacak."