kapat

PERŞEMBE 10 ARALIK 1998

Raporlar para etmiyor!

Dünyada peş peşe "Türkiye çok iyiye gidiyor" raporları çıkıyor. Ancak bu raporlar ekonomide yaşanan kaynak sorununu çözmeye yetmiyor

OKAN MÜDERRİSOĞLU

Türk ekonomisi sıkıntıların ağır bir krize dönme tehlikesinin başgösterdiği şu günlerde, bir yandan da övgülerler almaya devam ediyor. Global kriz nedeniyle net 5.5 milyar dolar yabancı sermaye çıkışına sahne olan Türkiye, ek dış kaynak gelmemesine rağmen iç ve dış borçlarını zamanında ödeme ve ekonomik dengelerini koruma başarısı göstermesi tüm bu övgülerin ana kaynağını oluşturuyor.

Tüm bunlara rağmen Türkiye'de her alanda bir umutsuzluk dalgası yaşanıyor. Siyasi belirsizliğin artması, bekleyen yapısal reformlar, yılbaşında gündeme gelecek 500 bin kamu işçisini kapsayan toplu sözleşme görüşmeleri, faizler üzerindeki baskı bu mutsuzluğu artırıyor. Başka bir deyişle övgüler Türkiye'nin acilen bulması gereken kaynağı bulmasına yetmiyor.

Kısa dönemli siyasi ve ekonomik sorunlara rağmen uluslararası mali kuruluşlar birbiri ardına yayımladıkları raporlarda Türkiye ekonomisindeki dinamizme işaret ederken, kesenin ağzını açmakta tereddüt ediyor. Türkiye'nin geleceğine duyulan güvenin simgesi pembe raporlar, "Siyasi istikrar-yapısal reform" uyarısını yapmayı ihmal etmiyor ve bu alanlarda sağlanacak gelişmelere göre dış borçlanmada yeşil ışık yakılabileceğini belirtiyor.

Zengin sayılırız

Son olarak Dünya Bankası dün Türkiye'de kişi başına düşen yıllık gelirin 3 bin 130 dolara ulaştığını, böylece "sınıf atladığını" açıkladı. Dünya Bankası, Türkiye'yi "Ülkeler ligi"nde üçüncü gruptan ikinci gruba yükseltti. Türkiye'nin üstünde ise Amerika, Japonya, Almanya, Fransa gibi dünyanın en zenginleri yer alıyor. Türkiye için övgülerden bazıları ise şöyle:

* IMF Yakın İzleme Anlaşması 1. Dönem Sonuçları: Türkiye, 1999 Yılı Bütçesi ve enflasyonun düşürülmesi açısından iddialı hedefler açıkladı. Bu konudaki bütçe uygulamalarını destekliyoruz.

* Dünya Bankası Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu-Aralık 1998: Türkiye, gelişmekte olan 36 ülke içinde en iyi ekonomik duruma sahip ülkelerden biri. Bu yıl yaklaşık yüzde 5'lik bir büyüme oranına ulaşılabilecek. Türkiye'nin ekonomik büyümesi 1999'da küresel ekonomik kriz nedeniyle yavaşlayacak olmasına rağmen diğer gelişmekte olan ülkelerden daha iyi bir büyüme oranı sürdürülecek.

* OECD Ekonomik Görünüm Raporu-Kasım 1998: Uygulanan ekonomik programdan sapma olmazsa enflasyon 2000 yılında yüzde 20 civarına düşebilir. 1998'de Türkiye ekonomisi yüzde 4.75 oranında büyüyecek. Bütçe açığının azaltılması, KİT'lerin özelleştirilmesi girişimleri kadar sosyal güvenlik reformunda da mesafe alınmalı.

* Deutsche Bank-Kasım 1998: Türkiye'nin yeniden dış borçlanma piyasalarına girmesi çok olumlu bir gelişme. Ancak Türkiye, iç siyasetteki sorunlar nedeniyle dış piyasalardaki gelişmelerden yeterince faydalanamıyor. Geçici hükümet oluşturulması yapısal reformların devam ettirilmesini güçleştirecektir.

* Financial Times-11 Kasım 1998: Türkiye, Deutsche Bank-Commerzbank ortak girişimiyle 3 yıl vadeli 600 milyon mark tahvil satışını gerçekleştirerek Rusya krizinden sonra Avrupa piyasasına giren ilk gelişmekte olan ülke sıfatını kazandı.

* Duff and Phelps-Kasım 1998: Türkiye ekonomisinin arka planında güçlü bir özel sektör var. Türkiye, yükselen piyasalarda benzersiz bir ülke. Mevcut hükümet bazı ekonomik hedefler ortaya koydu ve bu hedeflere ulaşmada çaba sarfetti. Türkiye ekonomisini izlerken Rusya Krizi'nin etkilerini gözönünde bulunduruyoruz. Seçimlere rağmen uygulanan ekonomik politikalarda sapma olmazsa Türkiye'nin (BB-) olan kredi notunu değiştirebiliriz.

* Dünya Bankası Raporu-Kasım 1998: Son yıllarda hızlı bir ekonomik kalkınma yaşayan Türkiye, satın alma gücü paritesi açısından 409.7 milyar dolarlık milli hasılası ile dünyanın 16. büyük ekonomisi haline geldi. 1994 yılındaki ekonomik krizden sonra 21. sıraya gerileyen Türkiye ekonomisi, 1997 verilerine göre elde ettiği 16. sıra ile Tayland, Tayvan, Avustralya, Hollanda, Polonya, Malezya ve Belçika'yı geride bıraktı.

* Moody's-Mayıs 1998: Türkiye'nin B1 seviyesindeki notunda bir değişiklik düşünülmüyor. Güneydoğu Asya'da çıkan ekonomik krizin etkilerinin yayılma eğilimi ve Türkiye'de alınması düşünülen yapısal reformlar izleniyor.

* Japon Kredi Değerlendirme Kuruluşu (JCR)- Mart 1998: Türkiye'nin, "BB" olan kredi notunu değiştirmiyoruz, ama hükümetin uygulamalarına güvenle bakıyoruz. Koalisyon hükümeti, 8 yıllık eğitim, Hazine-Merkez Bankası protokolü, enflasyona endeksli bono çıkarılması gibi başarılı çalışmalara imza attı. Kronik enflasyon sorununun çözülmesi için yapısal reformlar mutlaka uygulanmalı. Bu programın uygulanması da siyasi istikrarın sürdürülmesine bağlı.

* IMF'nin 26 Ekim tarihli açıklamasında, global krize rağmen Türkiye'nin çok başarılı bir istikrar programı yürüttüğü ve IMF'nin Türkiye'ye olan desteğinin süreceği belirtildi.

* Dünya Ticaret Örgütü'nün (WTO) 13 Ekim tarihli raporunda AB ile yapılar gümrük birliğinin Türkiye ekonomisine olumlu katkılar sağladığı ve Türkiye'nin yatırım için cazip bir pazar haline geldiği belirtildi.

* New York merkezli Politik Risk Servisi'nin 26 Temmuz tarihli araştırmasında Türkiye gelişmekte olan ülkeler arasında en düşük dış borç riski taşıyan ülkeler arasında gösterildi. Türkiye, Brezilya, Hindistan Meksika, Arjantin, Pakistan, Rusya, Venezula gibi ülkelerden daha iyi not aldı.


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr