kapat

SALI 08 ARALIK 1998

Gülay Gökütürk (e-posta:ggokturk@sabah.com.tr )

Gözden çýkardýklarýmýz

Onlar sadece birer sayý olarak geliyor karþýmýza. Adý saný, huyu suyu olmayan birer sayý... Her Yüksek Askeri Þžra toplantýsýnýn ardýndan çoktan kanýksadýðýmýz soðuk bir baþlýk olup karþýmýza dikiliyorlar: "YAÞ'ta irtica temizliði: 86 subay atýldý"

Artýk sayýlarýnýn büyümesi de yetmiyor baþlýklarýnýn puntosunu büyütmeye. Sütun sayýlarý küçülüp sayfa diplerine doðru sürülüyorlar. Bakýyorum, Ýslami basýn bile artýk eskisi kadar "büyütmüyor" bu sorunu. Ýslami partiler susuyor. Demokrat kalemler namus kurtarma kabilinden deðinip geçiyor konuya. Yüzlerce ailenin dramýný, "YAÞ kararlarý yargýya açýlmalýdýr" gibi ruhsuz bir cümle içine sýkýþtýrýp geçiþtirmekten baþka yapabileceðimiz bir þey yok... Sosyal yaralara pek meraklý televizyonlarýmýz, "insan hikayeleri"ni hiç kaçýrmayan dergilerimiz, gittikçe küçülen bu soðuk haberlerin gerisinde yatan "insan" portrelerine eðilemiyor.

Ýþin doðrusunu söylemek gerekirse; çoktandýr, onlar bizim "gözden çýkardýklarýmýz"...

Demokrasi eleðe dönünce...

Demokrasimiz öyle çok yerinden delik ki, hangi deliði önce týkayacaðýmýzý düþünmek, öncelikler sýralamasý yapmak zorunda kalýyoruz ve haksýz da deðiliz. Çünkü bütün deliklere birden koþuþturmaya ne gücümüz yetiyor, ne cesaretimiz... Þimdi kilit sorun, ülkenin bir an önce seçime gidip 28 Þubat sürecinin sona ermesidir, diyoruz kendi kendimize. Parlamentoyu devre dýþý býrakma formüllerini püskürtmek þimdi daha hayati, diye düþünüyoruz... Binlerce öðrenci türban yasaðý yüzünden okuldan atýlma tehlikesi yaþarken, "onlar"ýn sorununu ihmal edebiliriz, diye avutuyoruz kendimizi... Ülkenin sivil kurumlarýnda örneðin üniversitelerde yargýsýz kýyým yönetmelikleri söz konusuyken, ordunun iþine karýþmanýn sýrasý mý, hesabý yapýyoruz.

Kýsacasý onlar bizim tavizimiz...

Oysa ateþ düþtüðü yeri yakýyor ve bu "öncelik" hesaplarý onlar için hiçbir þey ifade etmiyor. Dýþtan bakýldýðýnda, bir trafik kazasýnda yirmi kiþi ölünce facia, bir kiþi ölünce acý bir haberdir. Oysa ölen bir kiþinin yakýnlarý için, o kazanýn yirmi ölümlü olmasýyla, bir ölümlü olmasý arasýnda fark yoktur. Onun acýsý aynýdýr.

Bu acýyý topluma aktarmak için gelip görüþmek istiyor bazýlarý. Gelip bana irticacý olmadýklarýný kanýtlamak istiyorlar. Karþýma geçip konuþurlarsa, seslerini duyarsam, gözlerinin içine bakarsam ikna olacaðýma inanýyorlar.

Bir bahane bulup "gelmeyin" diyorum. Ben ikna olsam ne olacak ki... Ama yýlmýyorlar, telefonda, mektupla anlatýyorlar: Bütün bir hayat projelerinin nasýl bir anda çöktüðünü, yemeden içmeden kesilip depresyona girdiklerini, hatta intiharý düþündüklerini anlatýyorlar. Hele içlerinden bazýlarý, karýsýnýn baþýný bile örtmediðine, hayatýnda namaz kýlmadýðýna yemin billah edenler var ya, iþte o zaman iyice utanýyorum. Yerin dibine batýyorum. Bir insanýn toplumun karþýsýna geçip inançlarýnýn hesabýný vermek için dil dökmesini kaldýramýyorum.

Hiçbir zaman bilemeyeceðiz

Her kurumun, özellikle de savaþan bir güç olarak ordunun, kendi içini "temiz" tutma hakkýný anlýyorum. Türk ordusunun laik bir ordu olarak kalmasýnýn hayati önemine yürekten inanýyorum. Bunu saðlamak için özel bir duyarlýlýk gerektiðine katýlýyorum.

Ama bir türlü emin olamadýðým þey, kurunun yanýnda yaþýn da yanýp yanmadýðý... "Kuru" ve "yaþ" tanýmlarýnýn doðru yapýlýp yapýlmadýðý... Atýlanlarýn gerçekten laiklik karþýtý bir faaliyet içinde olup olmadýðý...

Gerçekten þeriatçý mý bunlar? Ýçlerinden birçoðu, bizlere yazdýklarý ve bir çýðlýðý andýran o yürek paralayýcý mektuplarýnda "Bin kere hayýr" diye feryat ediyor.

Bilmiyorum.. Bu kararlar yargý önüne gitmedikçe de bilemeyeceðim...


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGÝ BASIM YAYINCILIK SANAYÝ VE TÝCARET A.Þ. (Her hakký saklýdýr)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr