SALI 08 ARALIK 1998
Bir lider sadece sözlü mesajlarıyla değil giyim ve kuşamı ile de topluma öncülük yapar.. Onu yönlendirir.. Ona vizyon açar..
Mesela Mustafa Kemal böyledir..
Giyimi ve davranışlarıyla cumhuriyeti kurup, yöneten kadrolara öncülük etmiştir..
Rahmetli hem çok şık giyinir hem de giydiğini kendisine yakıştırırdı.. Çevresinde kılık kıyafeti bozuk kimselere tahammül etmezdi..
Suratında bir karış sakalla dolaşanlara hiç etmezdi..
Atatürk'e korumalık yapan polislerin; Çankaya'nın muhafız alayında görev yapan subayların birinci şikâyeti buydu..
- "Traş olmaktan suratlarımız işkembeye dönmüştü.." diye yakınırlardı..
Rahmetli Atatürk'ün en zıttına giden şeylerden biri de "fes" olmuştur.. Bizim ahali fesi yüzde yüz müslüman malı zanneder ama Rumlardan görüp kafamıza geçirmişiz..
Sultan İkinci Mahmut, yeniçeri katliamı sonrası yeni orduyu kurduğunda serpuş arayışına girmiş; önüne gelen alternatiflerden fesi beğenip askere de sivile de başı bozuğa da onu giydirmiş..
Yaklaşık yüz senedir kafamızda taşıdığımız fesin Atatürk'ün zıttına gitmesinin sebebi ise başka..
Fes, silindir şeklinde, üst yüzeyi küçük, alt yüzeyi büyük bir başlık.. Uzunluğu ise 18 santim cıvarında.. Kafaya geçirdiğiniz zaman sizi olduğunuzdan on santim uzun gösteriyor..
Ayağınıza da ökçesi yüksek bir kundura ya da çizme geçirdiniz mi tamam.. 1.65 boyundaysanız en az 1.80'lik kesiminiz olur..
Atatürk fesi ne kadar sevmezse İttihatçılar'ın Harbiye Nazırı Enver'i de o kadar sevmezdi.. Enver 1.50 boyunda bir adamdı.. Üryan haliyle yer elması gibi birşey..
Lakin fesin ve yüksek ökçenin takviyesi ile boyunu bir yetmişlere getirip, kendisine "heybetli komutan" süsü verirdi..
Atatürk evvela bunu farketti.. Sonra Meclis'e mebus olarak giren eski paşaların fes giymedikleri zaman heybetlerinin ziyadesiyle eksileceğini gördü.. Onları rejimin başına musallat etmemek için bu "Fötr Şapka Devrimini" düşündü..
Bir gecede fesler çıktı, yerine fötr şapkalar, tengirdekli kasketler giyildi.. Ahalinin eşitliği sağlandı..
Bu "eşitlik" meselesi çok önemli..
Mesela bizim apartmanın bahçevanı Ramazan Ağa, atmış yaşlarında bir Bulgar göçmenidir.. On yıldır Türkiye'de yaşıyor ve ahalinin bu kadar başka başka olmasına akıl erdiremiyor.. O yüzden toplumsal eşitliği sağlayacak formüller üretiyor..
Yaz sonunda bahçe düzenlemesi yaparken görmüştüm.. Elinde bir bahçe kasası vardı.. Çalı türü bitkilerden oluşan bahçe çitini düzeltiyor, yani çitin üzerindeki yaprakları kesiyordu.. Bir yandan da söyleniyordu:
- "Hökümetin elinde böyle bir makas olacak.."
Bu arada "Şak! Şak" diye yaprak kesmeyi sürdürüyor:
- "Vatandaş aha böyle, hep bir hizada duracak.. Şak.. Şak!"
Lafı Baba'nın kılık ve kıyafetine getireceğim.. Liderlerimizin bu hallerini bilmeyenler bazen onların kıyafetleri hakkında aykırı laflar edebiliyorlar..
Geçenlerde Baba hükümeti kime vereceğini açıklıyordu.. Üzerine "Prens dö Gal" denilen açık renkli ekose bir ceket giymiş.. Ceketin altında mavi pütü kareli bir gömlek uydurmuş, boynuna da yaldız sarısı bir kravat bağlamış..
Tamam.. Ben de kabul ediyorum..
Bu kıyafetleri yan yana getirmek özel bir yetenek isteyebilir.. Baba getirmiştir.. Bu bir gerçek..
Ayrıca kıyafetinin uyumu sayesinde Kazım Karabekir Paşamız'ın bayramlarda sevabına giydirdiği Sarıkamış yetimlerine de benzemiş olabilir.. Bu da bir gerçek..
Lakin Türkiye Cumhuriyeti'nin bir numaralı zatını "giyinmeyi bilmemekle" suçlamak, memleket gerçeklerinden haberdar olmamak demektir..
Bir kere altını çizerek ifade edeyim..
Baba "örtünmek" için giyinmiyor.. Tıpkı Atatürk'ün yaptığı gibi kılığı ile kıyafeti ile topluma mesaj veriyor.. Verdiği mesajı ben şöyle algıladım:
- "Ben ANAP, DYP ve DSP'den kurulma bir koalisyon istiyorum.."
Burada "Prens dö Gal" ceketi ANAP'ı temsil etmekte.. Mavi kareli gömlek ise DYP'yi.. Sarı yaldızlı kravat ise Ecevit'in partisini.. Kravatın orta yerde durması, başbakanlığın Ecevit'e verileceğinin işaretiydi..
Nitekim verdi..
Eğer Tansu Hanım'ın tutturduğu gibi "Geniş tabanlı bir hükümet" istese sırtına Fazilet'i temsilen bir de cüppe giyer, CHP'yi göreve davet etmek için de beline Diyarbakır işi ibrişim kuşak dolardı..
İlle de Büyük Birlik Partisi'ni de hükümete katması icap etse, başına koyun postundan yapılma bir Türkmen başlığı geçirirdi..
Baba'nın giyim ve kuşamını bu gözle takip ederseniz; bunlardan hem toplumsal mesajlar hem de kararlar çıkarabilirsiniz..
Söz gelimi Baba'nın ayak bileklerinin üzerine çıkamayan çoraplarını ele alalım..
Özellikle törenlerde, davetlerde en öne oturtulan Baba rahat etmek için değil, çoraplarını göstermek için pantolonunu biraz yukarı çeker..
O zaman da ayakkabısının bir parmak üzerinde duran çorapları, onun da üzerinde kalan çıplak baldırı ortaya çıkar.. Bu manzara, evde uzun konçlu çorap bulamadığından ortaya çıkmış değildir..
Tam tersine topluma verilmek istenen mesajı simgeleyen bir tercihtir.. Manası ise açıktır.. Baba liderlere;
- "Dereyi görmeden paçayı sıvamayın.." demek istemektedir..
Aklınızda olsun..
Baba birgün oturduğu yerde başında fötr şapka ile konuşursa bilin ki uzatmalar oynanıyordur.. Baba'nın mesajından "Ben kaçıyorum.. Herkes kendini kurtarsın.." sonucunu çıkarabilirsiniz..
Bunun adına siyaset biliminde birşey deniyordu ama "Peştemalı kuruttum.. Adı neydi unuttum.."