kapat

SALI 08 ARALIK 1998

Hıncal Uluç (e-posta:uluch@sabah.com.tr )

Uluslararası mahkeme korkusu..

"2 Aralık Salı günü Sabah'ta Apo'nun uluslararası bir mahkemede yargılanması önerisine sıcak baktığınızı gördüm" diyor, faksında CHP Genel Sekreter Yardımcısı Atila Sav..

"Yargı yetkisi egemenliğin ve bağımsızlığın vazgeçilmez ögesidir" diye devam ediyor.

"Üstelik Uluslararası Hukuk da böyle bir mahkemeyi geçerli kılmıyor. Böyle bir mahkemenin sonuçta Apo'yu değil de Türkiye'yi yargılamaya kalkışması tehlikesi de cabası" diye bitiyor.

Madde 1..

Apo'nun Uluslararası Mahkeme'de yargılanmasına sıcak bakmıyorum. "Ehven-i şer" diye bakıyorum.

Tabii gönül bu kanlı katilin ülkemde yargılanmasını istiyor. Ama adam şu anda İtalya'da ve İtalyan yargısına tabi.. Yargı egemenliği bizim hakkımız da İtalyanlar'ın değil mi? Onlar da kendi kurallarına göre karar verecekler.

Onların kuralı diyor ki "İdam cezası olan ülkeye suçlu iade edilmez.."

2 Aralık sabahı yazdığım yazı, BBC'de yapılan bir açık oturumun ardından kaleme alındı..

Oturumda soru şuydu:

"İtalyan yasaları Öcalan'ın iadesini engelliyor. Peki bu durumda azılı katil serbest mi kalacak?"

Oturuma katılanlar, Öcalan'ın serbest kalmasını önleyen ve yargılanmasını sağlayan çözümler araştırmaya başladılar. Ve dediler ki..

"Eğer Türkiye'ye iade edilemiyorsa, serbest de kalmamalı. Bir uluslararası mahkemede yargılanmalı.. Nurenberg örneği.."

Şimdi eğer soruyu "Apo uluslararası bir mahkemede mi yargılanmalı, Türkiye'ye mi iade edilmeli?" diye sorarsanız, tabii "İadesi.."

Ama iade imkansız olursa eğer, soru şu şekli alıyor:

"Serbest mi kalsın, Uluslararası Mahkeme'de mi yargınlansın?."

"Sıcak değil, ehven-i şer bakıyorum" derken kastım bu.. Kendi kendimize attığımız vatan, millet, Sakarya nutukları ile sonuç alamayız.

Nutuk değil, diplomasi dönemi yaşıyoruz. Türkiye dünyanın dışında değil, içindedir. Unutmayalım.

Madde 2..

Terör bir uluslararası suçtur. Savaş gibi. Savaş suçluları Uluslararası Mahkeme'de yargılanıyorsa eğer, terör suçluları da yargılanabilir.

Madde 3..

Uluslararası mahkemeler ülkelerin bağımsızlıklarının üzerinde değildir. İşte içinde Türk yargıçların da yer aldığı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi..

Madde 4..

Mahkeme Apo'yu değil de Türkiye'yi yargılar tehlikesi ne demek?

Bütün dünyanın Türkiye'yi boğmak için fırsat kolladığı paranoyasından artık kurtulmak gerek..

Diyelim kanlı bir teröristi bıraktılar ve genç Türkiye Cumhuriyeti'ni yargılamaya kalkıştılar.. Ne olacak?.. Korkumuz mu var, böyle bir mahkemeden?..

Suçlu muyuz ki, telaş içindeyiz?

Başımızı devekuşu gibi kuma gömdüğümüzde saklandığımızı ve görmediğimiz için dünya gerçeklerinin yok olduğunu sanmayalım.

Apo olayı yıllardır Avrupa siyasal platformunda, hem de en ünlü Türk entellerinin yazıları, konuşmaları ve demeçleri ile duruyor. Avrupa olayı "Türk" aydınlarla duyup öğreniyor.. O zaman da öyle sanıyor..

Böyle bir mahkeme, durumun hiç de bu içimizdeki "Aydınlar"ın anlattığı gibi olmadığını ortaya koyar bir.. İkincisi, sütten çıkmış ak kaşık değilsek eğer, biz de karalarımızı aklayacak yasal düzenlemeleri yapar, uygar dünyanın en uygar üyesi olma yolunda adımlar atarız. Bu da hiç fena şey olmaz.

Korkmuyorum ben..

Kimse de korkmasın..

Dünyanın en güzel orkestrası..

Dünyanın en güzel senfoni orkestrasıydı pazar gecesi Cemal Reşit Rey'de gördüğüm.. En güzel..

"Dünyanın en güzel senfoni orkestrasını seçmek sana mı kaldı?" diyenleri duyar gibiyim..

O zaman ilk cümlenin yüklemine dikkat edin..

".. gördüğüm.."

"Allah kadına hem güzelliği hem yeteneği birlikte vermez" diyenler gitsinler Cemal Reşit Rey Senfoni Orkestrası'nı görsünler.

Orkestra gelip salonda yerini aldığında, elemanları Vakko defilesinden çıkıp gelen mankenler sandım..

Bakın dünyanın en ünlü orkestraları dahil, sayısız senfoni izledim bugüne dek..

Bunlar en genç ve de en güzelleri idiler..

Araya nasılsa birkaç erkek de katılmış bu çoğunluğu genç kızlardan oluşan orkestraya.. Sibel Savacı konser sonrası kızları nasıl hayran hayran anlattığıma bakınca "Ama erkekler de çok yakışıklıydı" dedi..

Peki nasıl müzik yaptılar?

Bana sorarsanız coşkuyla.. Vazife gibi, "Bitse de gitsek" der havasında çalan o kadar orkestra elemanı gördüm ki.. Bu gençlerin coşkusu beni de coşturdu..

Bana sorarsanız enfes çaldılar.. Nasıl zevk aldım bilemezsiniz, hele o Rimski Korsakov'un Şehrazat'ında.. 1001 gecenin o kellesini kurtarmak için sabaha kadar masal anlatan prensesini baş kemancı temsil ediyor. Öfkeli sultanı da orkestra.. Programda adı var.. Pelin Halkacı'ya bayıldım solo kemanda.. Ama solo flüte de bayıldım. Onun adı programda yoktu, yazamıyorum.

Konserden sonra, bu genç orkestrayı yönetmek için Amerika'dan gelen son zamanların en hızlı yükselen şeflerinden Yoel Levi'ye rastladım, Benardete'lerin davetinde..

"Nasıl buldunuz gençleri?" dedim..

"Ne kadar heyecanla, ne kadar içten, ne kadar keyifle çalıyorlardı değil mi?.. Zaman zaman gençleri yönetmek bana da büyük keyif veriyor" dedi..

Bu gencecik orkestra bir de İdil Biret'e eşlik etti, bir Rahmaninof Rapsodisi'nde..

İdil muhteşemdi her zamanki gibi..

Cemal Reşit Rey'in adını taşıyan bu orkestra, sırf gençlere fırsat vermek isteyen CRR Genel Sanat Yönetmeni Arda Aydoğan ve ona her konuda destek olan Büyükşehir Belediyesi Kültür Dairesi Başkanı Şenol Demiröz'ün eseri..

İkisine de teşekkürler, gençler adına..

Bu gençler böyle büyük şeflerle çalışa çalışa birkaç yıl içinde ülkenin gururu olurlar.

Gönlüm onlarla..

Bir şey daha.. Salon merdivenlerine kadar tıklım tıklım doluydu, ikinci gece olmasına rağmen.. Ve de çoğunluk gençlerdeydi gene, izleyicilerde de.. Ne harika değil mi?.

Açıklamalar!..

Güzel haber..

İçişleri Bakanı Kutlu Savaş'tan.. Spordan Sorumsuz(!) Devlet Bakanı Yücel Seçkiner'in el atmaya korktuğu "Çeteler Gölgesinde Futbol Federasyonu" iddialarına İçişleri Bakanlığı el koydu.. Bir mülkiye ve bir polis müfettişi konuyu araştırmakla görevlendirildiler ve soruşturma başladı.

Bakandan ricamız.. Aralık sonunda Federasyon Genel Kurulu, asbaşkanlar seçmek için toplanıyor. Soruşturma bu kongreden önce biterse eğer, iyi olur.

*

Güzel haber..

Meclis Başkanı Hikmet Çetin aradı.. Dolmabahçe Sarayı'nda ihmal ya da soygun sonucu çürüyen, yok olan, kullanılmaz hale gelen hazineler tespit edilmeye başlandı. Geçmiş dönemde saraydan sorumlu olanlar, teker teker milli tarih, kültür ve servetin`yok olmasındaki suçlarının hesabını verecekler.

*

Açıklama..

Hikmet Çetin, "Deniz Hocana kızıp bana sataşma" dedi.. Mülkiyeli ağabeyim yanımda olsa kulağımı da çekerdi herhalde. "Ben CHP'nin hükümete verdiği desteğe ödün olarak meclis başkanı olmadım. ANAP'ın adayı son tura kadar yarıştı" dedi.

Atila Sav da aynı şeyi söyledi. Görüntü öyle. Ama ben hala "Eğer CHP o desteği vermese, Hikmet Ağabey'in seçiminin biraz zor olacağını" düşünüyorum.

*

Açıklamama..

CHP'ye ödün olarak verilen dört meclis komisyonunun başında, hükümet düştüğü halde hala CHP'liler var. Dışişleri komisyonu başkanı, ANAP'lı uzman diplomat Kamran İnan istifa etmiş, yerine CHP'li Murat Karayalçın tepeden indirilmişti. Karayalçın'dan henüz açıklama yok.

Evet!..

Bu konuşma atv televizyonunda aynen olmuştur efendim..

Ali Kırca, Sibel Can olayında gözaltına alınanlarla ilgili haberi sunuyor ve anons ediyor ki, Turgut Erat, Emniyet Müdürlüğü kapısında son haberleri vermek için bekliyor..

Soruyor Ali:

"Gözaltına alınanlardan şu ana kadar serbest bırakılan oldu mu?."

"Evet Ali Kırca.. Olmadı!.."

Allah'ın belası bir "Evet" hastalığı yüzünden ne Türkçe kaldı, ne mantık televizyonlarda..

Pes.. Vallahi pes, billahi pes..

İnşallah

Abbas yine yolcu Galatasaray ile birlikte. Bilbao yollarına düştük, bu kez inşallah alnımızın akıyla döner yeni yollar açarız.

Yani cumartesiye kadar kepenklerimiz kapalı.

Dua edin.

BİZİM DUVAR

Herkez kendi evinin önündeki "çete"yi temizlese ülke tertemiz olur.

Hakan/ Utku!

SEVDİĞİM LAFLAR

"Korku akıl katilidir"

Frank Herbert (Teşekkürler Hakan)

İTALYA'DAN

- İtalyanlar'ın savaş bayrağını gördünüz mü?

- Beyaz zemin üzerine beyaz haç!


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr