kapat

SALI 08 ARALIK 1998

Necati Doğru (e-posta:ndogru@sabah.com.tr )

Sancı...

Düzenin en büyük düşmanı panik. Panik yayılan, bulaşıcı bir illet, hastalık, virüs. Panik paniği çağırıyor. Panik dehşet uyandıran duygu. Dehşet dehşeti davet ediyor. Sakin, sağlıklı, düzenli gitmekte olanlar da kendi dışlarında bir paniğin var olmasından; "bize de bulaşır mı?" diye korkup, paniğe kapılıyorlar. Genelde düzen tutturmaya çalışanların en büyük korkusu panik. Paniği, akılcı yoldan izah ederek, anlatarak, göstererek, ikna ederek önleyebilenler tercih ediliyor. İkna edici, gösterici gücü olmayanlar kestirmeden gidiyorlar. Rusya'da Stalin dönemine ait şu hikaye anlatılır:

Stalin emir vermiş:

Paniği çıkartanları vurun...

Panik var diyenleri de vurun...

Hitler de aynısını yapmış...

Timur ile Napolyon da...

Ekonomide şu anda sinsi sinsi yayılmakta olan gerçekte bir kriz midir, yoksa "kriz var diye panik çıkartıp" bundan yararlanarak işçi ücretlerini kısmaya ve devletten özel yardımlar koparmaya çalışanlar mı? Şu anda başta tekstil sektöründe olmak üzere bir bölüm işadamı, sanayici, özel girişimci bir devlet eli beklediklerini açık açık söylüyorlar.

Bir el uzansın...

Onu belinden yakalasın...Ve kurtarsın...

***

Temel soru şu: Devletin belinden sarılarak kurtaracağı sanayici, işadamı, fabrika sahibi, özel girişimci gerçekte kendi kusurlarının sonucu olarak mı krize girdi, yoksa dünyada patlayan krizin etkisiyle elinde olmayarak mı sözü edilen sancının içine düştü? Evet bir çok sektörde ve özellikle tekstilde işten çıkartmalar, fabrika kapatmalar, atölye kapısına kilit asmalar, vardiya azaltmalar yaşanıyor.

Fakat bu bir kriz midir?

Kriz diyebilmek için somut belirtiler, sağlam kanıtlar, kuvvetli deliller gerekiyor.

Ürettiğin mal satılmıyor...

100 üretiyorsun...

50'si elinde kalıyor...

Pazarın yüzde 50 daraldı...

Teknolojiyi izlemedin... Fabrikan eskidi...

Makinaların geri teknolojide kaldı.

Bu geri kalmış teknolojik yapından dolayı; sen ürettiğin ipliği, dokumayı, bezi, apreyi, pantalonu, gömleği, paltoyu, tişörtü her neyse 100'e mal ediyorsun fakat rakibin 80'e...

İşgücün koflaştı...

İşçilerin verimsiz, hayta, kaytarıcı...

Çalışanların heycanını yitirmiş.

Genel müdürün pısırık, sorumsuz....

Öz sermayen eriyor...

Şirketin kârsızlaştı... Zararına çalışıyorsun...

Finansman kayıbın var...

Seçtiğin banka yanlış...Sektörde bir firma battı ya da ödeme sıkıntısına düştü diye senin de batacağını düşünüyor. Kredileri gününden önce istiyor. Mal bedelini firmaya vermiyor, krediden düşmeye çalışıyor.

İç hammadde bulamıyorsun...

Dış hammadde kaynağın kesildi...

***

Ekonomi fakültelerinde okutulan bilgilere ve uzmanların belirttiğine göre, yukarda yazmaya çalıştığım bütün bu olumsuz şartlar aynı anda varsa krize düştün demektir. Şu anda büyük kriz olduğu iddia edilen tekstil söktüründe büyük bir pazar kaybı yok. Teknolojik yapı eskiyip demode olmuş değil. İşçilerin becerisi mükemmel. İşçiye çalışma heycanı ve geçinebileceği bir ücret verdiğin zaman harika üretim yapabiliyor. İşçilikte sıkıntı yok. Türkiye dünya ölçüsünde profesyonel yöneticiler, genel müdürler, servis şefleri yetiştirdi. Hepsi büyük bir fedakârlıkla ve eşlerinin "işkolik oldun, beni işinden daha çok seviyorsun" diye kadın kaprisi serzenişlerine rağmen canla başla çalışıyorlar. Hem iplikte, hem dokumada, hem boyada, hem aprede, hem konfeksiyonda kalite iyileşiyor. Türk fabrikaları en iyi ürünleri yapabiliyor. Hammadde azalmıyor. GAP üretime başladı ve Çukurova'dan daha çok pamuk ekimi yapılabiliyor.

***

Peki bu kriz feryadı neden?

Gerçekte sistem içinde yanlış kararlar almış, yanlış ürün, yanlış teknoloji, yanlış yönetim seçmiş olanlar dökülüyor fakat bütün sektörü batıyormuş gibi gösterip işçi ücretlerini geri mi götürmek istiyorlar?

Asıl soru bu...

Asıl sancı burada...

Gerçekte bankaların sanayiye, verimliliğe, projelere kredi açan üretime destek kurumlar olmaktan çıkıp, sadece devlete yüzde 150 ile para satan üleşimciler haline gelmesini göz ardı ederek ve sarı sendikacılığın da göz kırpmasıyla işçileri greve götürerek; başarısız, beceriksiz, plansız işverenlerin özürü mü örtülmek isteniyor?

Sancı krizden gelmiyor..

Sancı yalandan doğuyor...


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr