kapat

PAZARTESİ 07 ARALIK 1998

Sanayicinin "S.O.S" çığlığı

"Kabuğumuz var, ama içimiz boşalıyor"

ZEYNEP KURTBAY/FOTOĞRAFLAR: HALUK SOYSAL

İzmir ve Manisa illerinde görüştüğümüz sanayiciler, yaşadıkları sıkıntıyı şu sözcüklerle özetliyorlardı: "Yangının içindeyiz. Kabuğumuz var, ama içimiz boşalıyor"

Özellikle bankalarla yaşanan sorun, hepsini canından bezdirmiş görünüyordu. Geçtiğimiz günlerde, yaşadıkları ekonomik sıkıntıyı ifade etmekten kaçınan, dolayısıyla kredi aldığı bankalara güçlü bir portre çizmek isteyen firma sahipleri, bugünlerde aksine bu açıklamaları yapmaktan kaçmıyor. Kendilerine sırt çevirdiklerini söyledikleri bankaların önünde güçlü görünmek için bir çabaları da yok artık. Çünkü bunca zaman verilen çabalar boşa gitmiş, elde avuçta ne varsa birer birer çıkıyor. Şimdi sanayiciler, zararlarıyla ilgili reel rakamlar vermeseler de belki de daha fazla kaybedecek birşeyleri olmadığından sessizliklerini bozmuşlar. Herbirinin sesi, toplu bir çığlığa dönüşüyor. Bu çığlık, son bir "İmdat" çığlığı. Bekledikleri, el onlara ya uzanacak yada kendi ifadeleriyle önümüzdeki günler pek de hayırlı olmayacak. Toplu halde iş terketmeler, işlerinden olan binlerce işsiz... Hemen hepsinin ağzından umutsuzluğun, karamsarlığın göstergesi olarak çıkıveren iki sözcük daha var: "Sosyal patlama"... Ve ekliyorlar: İşte o zaman iş çığrından çıkacak.

"Anadolu Fareleri!!!"

Ege Bölgesi sanayicilerinin çizdiği karamsar tablo, Sanayicinin en büyük sıkıntısı, birkaç ay ilerisi için bile plan yapamamak. Küçük atölyelerde üçbeş işçiyle başladıkları üretim faaliyetlerinden hızla yol aldıkları için kısa bir süre öncesine kadar sanayicimize "Anadolu Kaplanları" yakıştırmasını yapıyorduk. Ege Bölgesi Sanayi Odası Başkanı Kani Aydoğdu'nun ifadesi, belki de içler acısı durumu en iyi şekilde özetliyor: "Anadolu Kaplanları, Anadolu Kedileri'ne döndü.

Aydoğdu "Bankaların tutumları, olması gerektiği gibi değil. Sektörlerin üzerinde finans baskısı var. Bankalar, ne müşteri alıyorlar, ne kredi açıyorlar, ne de kredi ertelemesi yapıyorlar. Yalnızca halkın elindeki parayı devlet garantisiyle toplayıp, devlete borç veriyorlar" diyerek kızgınlığını ortaya koyuyor.

Toplam 6 bin 300 firmanın kayıtlı olduğu Ege Bölgesi Sanayi Odası'nda son 3 ayda iflas eden firmaların sayısı, 74. 1998 yılı içinde oda üyeliğinden ayrılan firma sayısı ise 416. Bunların yanısıra tasfiye halinde olan 131, faaliyetini durduran 13, terkin talebinde bulunan 101 firma daha var. Bir başka istatistik ise bölgede 300'ün üzerinde KOBİ'nin kapandığını gösteriyor. İzmir Çiğli'deki Atatürk Organize Sanayi Bölgesi'ndeki durumsa sanayicilerin krizden nasıl etkilendiğinin bir başka göstergesi. Elektrik tüketiminin 24 milyon kilowatsaatlerden 18 milyon kilowatsaate düşmesi, doğru orantılı olarak üretimlerin azaldığını işaret ediyor. Elektrik tüketimindeki yüzde 25'lik düşüşün yanısıra toplam istihdamda en az yüzde 10 düşüşe gidildiği görülüyor. Verilen bilgilere göre, organize sanayideki toplam işçi sayısı 22 binmiş, son aylarda çıkarılanların sayısı 3 bin kadar.

Krizden en çok zarar gören sektör deri olunca, ilk kulak verdiğimiz ses de Organize Deri Sanayi Bölgesi İkinci Başkanı Sadrettin İşçimenler oluyor. İşçimenler'in sözleri, yüreğimizi sızlatıyor: "Biz hayattayken, cenaze marşımızı dinlemeye başladık" "Organize sanayide toplam 14 bin çalışanımız vardı" diyor DERİŞ'in sahibi İşçimenler, "Şimdi bu sayı 2 bine düştü. 20 bin işsiz verdik, dışarıya" diye ekliyor. Deri sanayi, bugün küçüldükçe küçülüyor, en az kapasiteyle çalışarak ayakta durma çabası veriyor.

Yeni pazar arayışları

Atatürk Organize Sanayi Bölgesi'nde görüşmek istediğimiz bazı sanayicileri yerinde bulamıyor, yeni pazar arayışları için yurt dışında olduklarını öğreniyoruz. Anlaşılan iç pazarda umudu kalmayan, ihracatta da ihtiyacı olduğu desteği görmeyen sanayiciler, kuracakları bağlantılarla yeni umut kapıları aralama peşindeler. Ulaşabildiğimiz sanayicilerden biri ise Sun Tekstil'in sahibi Şükrü Ünlütürk. Aynı zamanda Ege İhracatçı Birlikleri eski Başkanlar Kurulu Başkanı olan Ünlütürk, firma olarak bu yılki ihracatlarında düşüş değil artış olduğunu söylüyor. Ancak dünya piyasalarında rekabet edebilmek için kredi bulmak endişesi taşıdıklarını da belirten Ünlütürk, olumsuz finans koşulları nedeniyle önümüzdeki Mayıs ayında küçülmeye gitmeyi planladıklarını kaydediyor.

"Körfez krizi iğne batırdı, şimdi batan çuvaldız"

Şimdi yüzü gülen, ancak ilerisini görememenin sıkıntısını taşıyan sanayicinin yanısıra, yüzünde hemen şu an ne yapacağını bilememenin ifadesi olan işadamları da var. Bunlardan biri de, deri sanayiinden direkt etkilenen deri makinalarının üreticisi olan Özdersan Yönetim Kurulu Başkanı Atilla Özbek. Yıllık makina üretimlerinin 350 adet olduğunu belirten Özbek, bu yıl 275'de kaldıklarını, 110 olan işçi sayılarını ise 40'a düşürdüklerini söylüyor. Özdersan'ın ciro kaybı en az yüzde 25. Atilla Özbek, belki de bir yokoluşu hissettiğinden, yeniden atağa kalkabilmek için firmasına ihracata dayalı ek bir sistem kazandırmayı amaçlıyor. "Muhakkak bir çıkış yolu bulmalıyız" diyen Özbek, şöyle konuşuyor: "Biz 5 Nisan'ı gördük, Körfez'i gördük. Onlar toplu iğneydi, ama bu çuvaldız"

"Şubat'tan sonra ikincil önlemleri alacağız"

Sanayicilere göre çok fazla zaman yok. Esen Plastik'in sahibi Salih Esen'e göre Şeker Bayramı'ndan sonra işler düzelmezse Türkiye gerçekten kötü günlere gebe kalacak. Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Meclis Başkanı da olan Esen, "4 ay öncesine kadar iş başvuruları olurdu, eleman alınırdı. Şimdi işçi çıkartılıyor" deyince hemen firmasının istihdam bilgilerini soruyoruz. Salih Esen, işçi sayısı itibarıyla yüzde 15 düştüklerini, kapasite olarak yüzde 30 çalıştıklarını söylüyor. İşadamı, Şubat ayından sonra bu rakamları daha da düşüreceklerini, ikinci kademedeki önlemleri devreye sokacaklarını belirtiyor.

Tekstilde 354 kayıp

Yangında en fazla zarara uğrayan bir diğer sektör ise tekstil sektörü. Fabrikasında görüşmeye gittiğimiz Dünya Tekstil'in sahibi Hasan Çelebioğlu, belki de sorunu net bir şekilde ortaya koyabilmek için 15'i çok büyük 54 firmanın kapandığını söylüyor, ilk önce. Bunların yanısıra kapanan 300 fason firmaya da dikkat çekiyor. Aynı zamanda Ege İhracatçı Birlikleri Başkanlar Kurulu Başkanı da olan Çelebioğlu, firmasındaki 450 işçiyi 170'e düşürmüş. İş hacminde de yüzde 30 azalmaya gitmiş.

İşçiler yeni iş kapısı için başvuruda

Sıkıntılı kesim yalnızca sanayiciler değil. Kriz, gelir düzeyi zaten düşük olduğu için elverişsiz koşullarda yaşamını sürdüren işçiyi de vuruyor. Atatürk Organize Sanayi Bölgesi'nde 3 binden fazla işçinin çıkarıldığını yazmıştık. İşlerini kaybeden bu yüzlerce insan, şimdi çaresiz, yeni ekmek kapısı arayışını sürdürüyor. Bölge Müdürlüğü'nde oluşturulan İnsan Kaynakları Birimi'ne başvuranların sayısı da neredeyse 3 binlerde. Plastik sektöründe çalıştıkları bir firmadan ayrılan Aytekin Akbulut da Önder Abakay da işçi alımlarının değil, çıkarımlarının yapıldığı bu ortamda kendilerine yeni bir iş arıyorlar. Şansları yok denecek kadar az da olsa evde bekleyen ailesine ekmek götürme kaygısı içindeki Abakay'la, evlenip hayatını kurma hayallerindeki Akbulut'un durumu işsiz kalanların sıkıntısını gözler önüne seriyor.

İzmir'de S.O.S toplantısı

Endüstriyel üretimlerdeki durgunluğun nabzını tuttuğumuz İzmir'de, bölge için son günlerin en önemli buluşması olan "Krizden çıkış arayışı" toplantısını da izliyoruz. Tekstil ve Konfeksiyon ihracatçılarının cumartesi günü düzenlediği toplantının katılımcıları, il milletvekilleri ve bakanlar ile ihracatçılar. 10 milyar dolar değerle ülke ihracatında yüzde 40'lık paya sahip olan, toplam 2 milyon kişilik istihdam hacmini barındıran tekstil ve konfeksiyon sektörünün S.O.S çığlığı attığı toplantıda dertler anlatmakla bitmiyor. Karşılarına politikacıları alan ihracatçılar, her türlü hakla donatılan bankaların bir vampire dönüşerek hem halkın hem de sektörün kanını emdiğini dile getiriyor. Toplantının hemen öncesinde aynı otelde Devlet Bakanı Işın Çelebi'nin düzenlediği basın toplantısıysa, katılımcıları hayli şaşırtıyor. Sektörün sıkıntılarını anlatan konuşmacılar, kendilerinin haberi olmadan düzenlenen bu toplantıya bir anlam veremediklerini dile getiriyor. Tükenen umutları, derinleşen yaraları dikkatle dinleyen bürokratlar, daha sonra söz alıyorlar.

Nerede hata yapıldı?

* Gümrük Birliği'ne girerken sektörler iyi analiz edilmedi. İhracatta karşımıza pek çok engel çıktı

* Plansız yatırımlar yapıldı, üretim arttı

* Kur politikaları ihracatı teşvik etmedi.

* Sektör kredi-faiz kıskacına girdi

* Girdi maliyetlerindeki artış, rekabet imkanını daralttı

Çözüm bulunmazsa ne olacak?

* Devlet dış borç bulmakta zorlanacak

* Bankalar sendikasyon kredisi bulamayacak

* Riskli ülke durumuna geleceğiz, girdiler azalacak

* Milyonlarca işsiz olacak, sosyal patlama yaşanacak

Ne yapılmalı?

* Bankalara çeki düzen verilmeli, bankaların uzun vadeli ve düşük faizli kredi imkanları sağlanmalı

* Kısa vadeli krediler orta vadeye çevrilmeli

* Eximbank kaynaklarının arttırılarak kredi dağıtımı yaygın ve efektiv hale getirilmeli

* Baskıcı kur politikasından uzaklaşılmalı

* Yeni pazarlar aranmalı

* Piyasa canlı tutulmalı, ticaret canlı olacak ki sanayi peşinden gelsin


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr