PAZAR 06 ARALIK 1998
Serdari baba yıllar öncesinden demiş ki:
Nesini söyleyim canım efendim
Gayri düzen tutmaz telimiz bizim
Arzuhal eylesem deftere sığmaz
Omuzdan kesilmiş kolumuz bizim
Son günlerde durup durup bu dizeleri hatırlıyorum.
Siyaset siyaset olmaktan çıkmış, adalet artık topluma adalet sunmuyor.
Üniversite, basın, sanat dünyası ayrı bir alem.
Özel televizyonlar her gece pala çalıyor.
Bu toplumun sanatçısı çeteyle, politikacısı mafyayla, ihale takipçisi partiyle, kumarbaz polisle iç içe geçmiş.
Kanlı katilleri içerde tutamayan adalet, baklava çalan çocukların yakasına yapışıyor.
O çocuklar baklava çalacaklarına, her biri tek başına cinayet işleseydi, bir kaç sene yatıp kurtulacaklar ve yeni cinayetler için sokaklara atılacaklardı.
Manisa'daki çocuklarımız da öyle, mecliste pankart açanlar da, İzmir'de dansedenler de...
Yalan üstüne bina kurulmaz derlerdi ama görüyoruz ki artık kuruluyor.
Her gün yeni yeni yalanlarla karşılaşıyoruz.
Halk şaşkın, bezgin, umutsuz...
Bu ülkede artık enflasyon rakamı bile doğru söylenmiyor.
Milliyetçilik, her türlü kirli hesabın, siyaset ve ticaretin kullandığı bir sömürü aracına döşünmüş.
Şehit kanı üzerinden siyaset ve ticaret yapılıyor.
Nerede bir uğursuz, üç kağıtçı, cahil ya da sapık varsa, özel televizyonlar sayesinde toplum kahramanı olma yolunda hızla ilerliyor.
Bu ülkenin çocukları kimleri örnek alıyorlar baksanıza.
Bu durumda, Serdari'nin kehanetinin ilk kıtayla sınırlı kalmasını dilemekten başka çare yok.
Çünkü şiirin sonunda diyor ki:
"Akıbet dağılır ilimiz bizim"