PAZAR 06 ARALIK 1998
"Bir gemi sahibi, denize bir göçmen gemisi göndermek üzereydi. Gemisinin eski, yapımının da kötü olduğunu, çok kereler denize açılıp çok yerler gördüğünü, sık onarım gerektirdiğini biliyordu. Kimi kişiler kendisine, o geminin denize açılamayacak kadar eski ve bakımsız olduğu yolunda kuşku beslediklerini söylüyorlardı. Bu kuşkular aklını kuşatmaya, onu mutsuz etmeye başlamıştı. Belki de diye düşünüyordu, gemiyi kızağa çektirip, ne denli çok para tuttarsa tutsun iyice bir elden geçirtmeliyim. Ne var ki gemi denize açılmadan az önce, bu karamsar düşüncelerden kurtulmayı başarmıştı. Kendi kendisine, geminin birçok kötü hava koşuluna dayandığını ve birçok yolculuğu sağ salim tamamladığını ve bu yolculuktan da sağ salim dönmeyeceğini düşünmenin anlamsız olduğunu söyleyip duruyordu. Yurtlarını bırakıp şanslarını başka yerde denemeye çıkan bu mutlu aileleri koruyacağı kuşkusuz olan Tanrı'ya güvenmeliydi. Yapımcı ve müteahhitlerin dürüstlüğü konusunda beynini kemiren yersiz kuşkuları bir yana atacaktı. Böylelikle, geminin tümüyle güvenli, sefere hazır olduğuna içtenlikle inandırdı kendini. Limandan ayrılışını gönlü ferah, içi yolcuların yeni evlerinde huzur bulmaları yolunda iyi dileklerle dolu olarak izledi; gemi okyanusun ortasında battığında da sigortadan parasını aldı.
Ne söyleyebiliriz bu adam için? Elbette ki onca insanın ölümünden sorumlu olduğunu. Gemisinin sağlamlığına içtenlikle inanmış olduğu doğru; ne var ki inancının içtenliği onu hiçbir zaman haklı çıkaramaz; çünkü öylesi bir kanıta inanmaya hiçbir hakkı yoktu. İnancını, sabırla araştırmak yoluyla dürüstçe edinmemiş, kuşkularını baskılamakla yetinmişti..." (William K. Clifford, İnanç Ahlakı, 1874 ( )
Bu hikayeyi alıntılarken amacım, biraz da bizim Türk siyasetinin gemi sahiplerine taş atmaktı kuşkusuz... Siyaset arenasında dürüstlük, yaşamın tümündeki gibi iki yönlü: Kendinizi iyi ve güçlü hissetmenizi sağladığı sürece bir meseledeki tavrınızın doğru olup olmadığını umursamayan sizler, cebi doluysa paranın nereden geldiğine boşverenlerden daha ahlâklı değilsiniz!
Türkiye, yeni ufuklara doğru denize açılmak isteyen bir gemi. İnsanlar azalmayan ama uzatılan umutların peşinde, daha iyisini hak ettiklerinin farkında hepsi de.
Gemi sahipleri ise medyatik ses yükselticilerinin eksilmez yardımıyla geminin tamiratını ertelemekteler sürekli. Benim asıl merak ettiğim, gemi batarsa sigorta için kime güvendikleri...
( ) Carl Sagan, Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı, TÜBİTAK-YKB Yay.