PAZAR 06 ARALIK 1998

Fügen ÜNAL ŞEN
Fotoğraflar: Barış BİL
Her şey Konya'nın Çumra ilçesinde sürüp giden kazılarla alevlendi. İnsanlığın ilk yerleşim merkezlerinden olan Çatalhöyük'te bulunan, bir karış boyunda, pişmiş çamurdan yapılan tombul kadın heykelciği, öyle büyük bir sansasyon yarattı ki, Anadolu'nun "Ana" kavramı bir başka boyuta taşındı. Bilimadamları, arkeologlar, Anadolu'da milyonlarca yıl öncesinde başlayan insan yaşamını, kültürünü, dinini büyüteç altına alıp incelediler. Sonuç Anadolu'da değişik isimlere bürünen Ana Tanrıça inancının insanlık kadar eski olduğuydu. Diğer bir gerçek ise onlarca medeniyetin doğduğu ve geliştiği yer olan Anadolu'nun, birçok efsane ve tanrıça inancına da ev sahibi olmasıydı.
Anatanrıça inanışı somut olarak ilk kez Çatalhöyük'te karşımıza çıkıyor. Ankara'daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde yapılan tarih turu, M.Ö. 7 binli yılların "isimsiz" Tanrıçası'yla başlıyor, minik idollerle devam ediyor. Bacaklarının arasında erkek çocuk duran bu ilk Ana Tanrıça heykelciği, doğanın, yaşamın, bereketin hakimi. Kayseri yakınlarındaki Kültepe'de bulunan kil yazıtlar, "Ana Tanrıça"yı "Kubaba" olarak adlandırıyor. Bin tanrılı Hitit'lerde Ana Tanrıça "Arinna" olarak karşımıza çıkıyor.
Doğu Anadolu "Kibele"si... Halkın yaşamını, hayallerini, isteklerini belirleyen, onları koruyan, büyüten, doyuran, güneşi gökte asılı tutan, gece yıldızları parlatan Ana Tanrıça. Efes'te, bugün sadece tek bir sütunu kalmış Artemis. Kültepe kazılarıyla ortaya çıkan Fildişi Tanrıça, ikiz Tanrıça ve idoller, Anadolu'daki Tanrıça örneklerinden sadece birkaçı.