kapat

SALI 01 ARALIK 1998

Ruhat Mengi (e-posta:rmengi@sabah.com.tr )

İlkbahar sendromu

"Karakış bastırmak üzereyken bu İlkbahar sendromu da ne ola ki" diyorsunuz biliyorum. Adı 'bahar'lı ama ne yazık ki baharda kara kıştan da karanlık günlerin bizi beklediğini anlatan bir başlık bu.

Bakmayın siz partilerin "Acele bir hükümet formülü bulunsun, sonra da en kısa zamanda seçime gidilsin" telaşına. Onlar sadece gerçeklerden kaçmayı kendi çıkarlarına göre en iyi şekilde nasıl formüle edeceklerini düşünüyorlar. Bu seçimde rakiplerinden birkaç puan önde çıksınlar yeter, bunun dışındaki tüm sorunlar detay.

"Uçurumun başı"

1999'un zor bir yıl olacağını, dünyadaki krizin bizi etkileyeceğini duyuyoruz bir süredir. Tamam da "Ne kadar zor olacak?" bunu tam anlamış değiliz. Şu anda gidilecek bir seçimin sonucu bize, halka nelere malolacak bunun ciddiyetini de tam olarak anlamış değiliz.

Geçen hafta önümüzdeki yıl yaşanacak ekonomik krizin 1994'ten de daha kötü olacağını ekonomistlerin vurguladığını ben ilk kez duydum. Hafta sonunda yapılan Trafik-Arama Konferansı'nda Yapı Kredi Bankası Genel Müdürü Burhan Karaçam da aynı tanımı kullanınca ekonomiyi iyi bilen, siyasetin de içinde olduğu için her ikisini birleştirecek bir uzmanla görüşmek istedim ve bu gibi durumlarda görüşüne güvendiğim eski DPT müsteşarı ANAP milletvekili İlhan Kesici'yi aradım.

İşte konuşmamızdan çıkardığım net sonuçlar;

1) "Biz ne krizler gördük, bunu da atlatırız." lâfı tam bir aldatmaca. Gelecek olan bugüne kadar görülenlerin en kötüsü.

2) Şu andaki siyasal yapıyı değiştirmeden bunu atlatabilmemiz de imkânsız görünüyor. Kısacası sistemin değişmesi artık tercihe bağlı değil, mecburi!

Konuyu açacak olursak durum şöyle; Şu anda iç borç 32 milyar Dolar. Seçimin İlkbahar'dan önce yapılacağı varsayımına göre hareket edilerek tedbirler ertelendiği için ödemelerin 27-28 milyon Dolarlık bölümü gelecek yılın ilk 4 ayına bırakılmış.

Bu hesapça sadece Nisan ayında 13-14 milyar Dolar (karşılığı TL) ve bu paranın bankalardan bulunması gerekecek. Bu da paranın değerini hızla arttıracak. Şu anda % 147 olan faizler İlkbahar'da % 250'yi geçecek.

Sonuç? Hayat pahalılığı çok ileri derecede artacak, yatırım kararları ertelenecek. Enflasyon fırlayacak.

Dünyadaki krizin etkisiyle dış borç da bulunamayacağı için devletin ve özel sektörün borçları da (15-16 Milyar Dolar) içerden dışarıya net transfer olarak ödenecek.

Ekonomi iyice boğulacak.

Dolar iyice artacak.

Seçim sistemi değiştirilmeden gidilecek seçim yine bölük pörçük bir siyasi tablo ortaya çıkaracağından % 15-20'lik halk desteğiyle gelecek başbakanlar bu işin çözümünü sağlayacak kararları alamayacaklar.

Bana göre İlhan Kesici'nin söylediklerinin özeti bu.

Titanic gibi

Bu toplum, milletin vekillerinin milletin iradesini temsil edemediği bir düzeni yeniden getirecek olan bir çözümsüz seçimi yine kabul edecek mi?

Cumhurbaşkanı sadece 55. den, 57' nciye geçiş yaptıracak bir hükümet mi arıyor yoksa Türkiye'yi çarpmak üzere olduğu buzdağından kurtaracak bir hükümet mi?

Bu soruların cevabını bilmek zorundayız.

ANAP'lılar anlamamış

İki liderin Komisyonlarda oldu bittiye getirip birbirlerini aklayıvermesi halk için tam anlamıyla şok bir gelişme oldu, peki ANAP'lılar bu durumu önceden biliyorlar mıydı?

"Madem ki böyle olacaktı 'Anayol' neden sona erdi?"

"Refahyol neden kuruldu?"

"Biz bu sıkıntıları niye çektik" sorularını halk sorup duruyor, ya milletvekilleri, onlar hiç soruyorlar mı?

Eski Devlet Bakanı, ANAP milletvekili Akın Gönen'le hafta sonu, bir toplantıda karşılaşınca hemen sordum;

"Biliyor muydunuz?"

- Hayır, biz de basından öğrendik. Aslında grubu ilgilendiren bir olaydı ama bize danışılmadı.

- "ANAP özeleştiri yapabilen partidir" diyorsunuz, bunu sorgulayabildiniz mi?

- Parti içinde herkes birbirine soruyor "Neden oldu?" diye herhalde makul bir cevap verilecektir. 53. Hükümet Tansu Çiller'in yolsuzluk iddiaları nedeniyle yıkıldı, şu anda böyle bir karar verilmesinin herhalde çok önemli bir nedeni olmalı.

Sonuç sandıkta ortaya çıkar. Parti erir veya tek başına iktidara yürür. Bundan sonraki kongrelerde de belli olur. Delege bu aklama olayını değerlendirir.

- Kongreler tarafsız olmuyor ki?

- Ama kopmalar oluyor partiden.

- Sonuç değişmiyor yine de..

- Türkiye'deki açmaz bu. Parti içi demokrasi işlemiyor. Liderler 2-3 seçim yenilgisi alıyor, hiçbir şey olmamış gibi çıkıyor ortaya. Partide demokrasi olmayınca neyi tartışacaksınız? Hangi lider hangi parti içi mekanizma cezalandıracak? Tansu Çiller seçildikten sonra oyunu hiç arttırdı mı? Ama parti ölesiye bağlı görünüyor. Çünkü kurulu düzene uyuyorsunuz.

- Gelecek seçimde de aynı şey olmayacak mı?

- Ülkeyi bu duruma düşüren liderler cezasını bulacak.

* * *

Bunlar Akın Gönen'in fikirleri. Ama hangi milletvekili ile birebir konuşma yapsanız benzer sözleri duyuyorsunuz. Görünen o ki partiler de kendi içinde kaynıyor. Orada da sabır taşmak üzere. Bu durumda ise yerlerinde oturmaya nasıl devam ediyorlar, bunu anlamak mümkün değil.


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr