SALI 01 ARALIK 1998
Cine-5'den gelen şikayetler artık dosya doldurmaya başladı. Ayrıca okurlarımın yanı sıra ben de bir Cine-5 seyircisi olduğumdan, televizyonun başına her geçişimde onlardan gelen şikayetlerin boş olmadığını ve gerçekleri yansıttığını görüyorum. Bu yüzden de Cine-5'leri uyarmanın zamanı geldiğini hatta geçmekte olduğuna karar verdim.
Cine-5 yöneticileri, şimdi size birkaç sorum olacak;
1- Cine-5'de gösterdiğiniz filmleri nereden alıyorsunuz?... Çünkü bu kadar berbat, menşe-i bilinmeyen filmleri bulmak maharet ister.
2- Gece saat 12.00'den sonra Playboy, yani seks filmlerini seyretmek zorunda mıyız?...
3- Aynı frekans ve kanal üzerinden iki ayrı grup seyirci kuşağından para almak kurnazlığını kimse yapmıyor da neden siz yapıyor sunuz?...
4- Bu kanala ilk başladığınızda, "bütün bir gün film seyredeceğiniz istasyon" diye reklam yapan siz değil miydiniz?...
5- Şimdi de size müracaat ederek şikayette bulunanlara, "mukavelede böyle bir şey yok, iyi okuyun" diye onları enayi yerine koymuyor musunuz?...
6- Reklamla ilan ettiğiniz birkaç ünlü filmi 1 ay içinde kaç sefer gösteriyor sunuz?...
7- Hangi yüzle millete, "Cine-5 Türkiye'nin en büyük sinemasıdır" iddiasında bulunuyor sunuz?...
8- Önceleri normal filmler göstereceğiz diye milletin hulus-i saffetinden istifade ettiniz. Şimdi ise gece 12.00'den sonra ayrı bir ücret ödeterek, milleti kazıklamanın ne anlamı var?...
Bu sorular daha böyle devam edip gider ama fazla uzatmak istemiyorum. Kanunların boşluklarından istifade edip, benim saf ve temiz vatandaşlarımı zarara sokmaya kimsenin hakkı yoktur. Belki ülkedeki kanun boşluklarından, otorite boşluklarından bir süre daha istifade edebilirsiniz. Ama bilesiniz ki, bu zamanlarda dahi devamlı olarak karşınıza ben çıkacağım. Amerika'da ve Avrupa'daki video kulüplerinde dahi pazarlanamayacak, kalitesiz ve ne idüğü belirsiz filmleri göstermeye devam etmekten vazgeçin... Zira birgün kim olursanız olun başınıza silleyi yersiniz. Benden uyarması...
İyi ki bu köşeyi açmışım. Tabiri caiz ise zaman zaman olmuş meyvaları topluyorum. Şöyle ki; 34 N 9329 plakalı BMW ve onu kullanan maganda vakit geçti sanıyorsun ama pişmiş armut misali kucağıma düştün.
Sen kimsin arkadaşım?... Ne iş yaparsın?... Kime güvenip de, polisten sıyrıldığını sanıyorsun?... 25.4.1998 günü, saat 00.45 sıralarında, İzmir-Alsancak istikametinden Karşıyaka'ya giderken içinde biri 11 aylık, diğeri 5 yaşında iki çocuk bulunan Uno marka bir arabaya çarptın. Onları bir süre sürükledin. Durduktan sonra da geri vitesine takarak gazladın ve kaçtın. Aklınca polisle de işini hallettin. Ama gördüğün gibi bizim köşeye düştün. Artık kurtuluşun yok. Hemen git teslim ol ve cezanı çek. Zira kanundan kaçılmaz...