SALI 01 ARALIK 1998
Arkadaşlar dün dediler ki:
- Yılmaz'la Çiller tokalaştı.
İnanmadım.
Televizyon göstermiş ama, ben o anda yoktum.
Gözümle görmek isterim.
Dediler ki:
- Gel bak, fotoğrafı da var.
Gittim, baktım, gördüm:
- Sakın fotomontaj olmasın?
Yoo hayır.
Sahiden tokolaşmışlar... Şehit Üstteğmen'in cenazesinde...
Arkadaşlar dediler ki:
- Bugün bunu yaz.
Tereddüt ettim... "Tokalaşma üzerine yazı yazılır mı" diye çok düşündüm.
İşte tam bu sırada, eş-dost telefonları gelmeye başladı.
- Gördün mü, tokalaştılar.
Vay canına.
Demek ki yazılabilir.
Hiç de fena bir konu değil.
Mesut Yılmaz'ın seveni var, kızanı var.
Çiller'in de öyle... Seveni var, kızanı var.
Ama ikisini yanyana görünce, duygular törpüleniyor olmalı ki, merkez sağcılar bu tokalaşmayı çok önemsiyor. Nelere hasret kalmışız meğer...
..........
Elbette ki bütün Türkiye onlara hayran değil... Topu topu 20'şer puan oyları var. Yâni 40 puanı bölüşmüşler...
Ama yüzde 40 çok mühim. Bunun bir de katme değer'ini hesaplayın... Üzerine tasvip oyları'nı ekleyin... Kararsızlar'ın da etkilendiğini düşünün...
Büyükçe bir kitle, saniyelik bir tokalaşma'yla heyecanlanabiliyor... Öbür kitle ise bunlar niye tokalaştılar diyemiyor.
Bütün mesele... keşke yüz yüze bakacak halleri kalsaydı.
Neyse... buna da şükür.
Biz 20 yıl evvel Demirel'le Ecevit acaba tokalaşır mı diye çok bekledik.
Biz 10 yıl evvel Demirel'le Özal acaba selamlaşır mı diye de çok bekledik.
Ecevit'le Baykal'ı hâlâ bekliyoruz. Ömrümüz hep beklemekle geçti...
Şimdi Anayol-E Hükümeti için bir altyapı hazırlanmakta, en azından nabız yoklanmakta galiba...
O başka...
Şimdi onlara dönüp 2 sene önce aklınız nerdeydi diye soracak halimiz de yok.
Esasen, ben hükümetten bahsetmiyorum. Şöyle veya böyle, elbet bir hükümet kurulur.
Mühim olan siyasi nezaket.
O nezaketi bulabilirsek, çook hükümetler kurabiliriz.
İşte bir Üstteğmen'in, şehitlik mertebesinde, vatanına son görevi: Onları bir araya getirebilmek... El sıktırmak...
Tabii, "Aşkolsun Mesut Bey, o'nca lâftan sonra bu kadının eli sıkılır mı" diyenler de olacaktır... Tabii Çiller'e de "Yahu senin için adamla kötü olduk, şimdi gidip elini sıkıyorsun" diyenler çıkacaktır.
Ona bakarsanız, hergün hepimiz öyle çamurların üstünde oturmaktayız ki, birbirimize söyleyecek lâfımız yok.
Bırakın tokalaşsınlar.
İster hükümet olsunlar, ister siyasi manevra yapıp yan çizsinler, hiç mühim değil... Önce şu tansiyonu indirsinler.
Liberallik, milliyetçilik, muhafazakârlık, Sosyal Demokratlık şöyle dursun, önce sosyal insan manzarası sergilesinler... Sosyal insan.
Ay... ne kadar hasretmişiz yarabbi.
Bir Tokalaşma üzerine yazı yazacağım hiç aklıma gelmezdi doğrusu.