kapat

SALI 01 ARALIK 1998

Hıncal Uluç (e-posta:uluch@sabah.com.tr )

Gözden kaçmaması gerekenler..

İşadamı A.Ş.. Durumu hayli karıştı son günlerde.. Etrafındaki çember daralıyordu ki..

İşadamı Hacı Ali Demirel.. Durumu hayli karıştı bugünlerde.. Etrafındaki çember tam daralıyordu ki..

İşadamı Yahya Demirel.. Durumu hep karışıktı zaten.. Son zamanlarda Kıbrıs işleri ile iyice karışıyordu ki..

Hükümet düştü..

Şimdi Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel bu durumları yakından bilenler tarafından dikkatle izleniyor..

Yeni hükümet nasıl kurulacak?.. Kurulan hükümet, eskisi zamanında bilmem kaç rakımlı tepe etrafında daralan çemberi ne yapacak?..

55'inci hükümetin düşmesi ve 56'ncı hükümetin kurulması ile ilgili o kadar komplo teorisi yaratılıyor ki, "Verdimse ben verdim" demesi ile ünlü Cumhurbaşkanı yara alabilir.

Süleyman Demirel sadece hükümet bunalımını önlemek değil, kendi adını da temiz tutabilmek için, çok ama çok özenli, çok ama çok hızlı olmak zorunda..

Hem hızlı.. Hem özenli.. Zor.. Ama Demirel başarmalı.. Başka çaresi yok!.

* * *

55'inci hükümet düştü ama 55'inci hükümeti kurmak için CHP'ye verilen ödünler henüz düşmedi.

CHP hükümette yer almadı ama, ödünler aldı..

Mesela.. Hikmet Çetin Meclis Başkanı seçildi.. Hükümeti kuran anlaşmanın içinde yer alarak, hükümeti kuran partilerin oyları ile..

Mesela Murat Karayalçın Meclis Dışişleri Komisyonu başkanlığına tepeden inme geldi. Burada bulunan ve bu ülkenin en değerli diplomatlarından biri olduğu bilinen Kamuran İnan "Söz verildi" diye istifa ettirilerek.

55'inci hükümet gitti, ama Çetin ve Karayalçın hala görevlerinde..

Neden?..

Hükümetten desteğini çeken CHP, bu hükümeti oluşturan partilerin bir centilmen anlaşması sonucu verdiği oylarla elde ettiği makamları boşaltma durumunda değil miydi?.

ANAP ve DSP'den bu talepler niye gelmez?.

* * *

Bülent Ecevit başkanlığında bir ANAP/ DYP/ DSP koalisyonundan söz ediliyor.. Böyle bir koalisyon merkez sağ tabanına anlatılabilir mi?..

"Biz iki merkez sağ parti, bir araya gelmekten aciziz. Başımızda ancak bir solcu olursa, işe yararız" demek olmaz mı bu?..

Hayır.. Bana sorarsanız bu olmaz.. Olmayacak..

Büyük demokrat(!) Deniz Baykal Hocamın askeri geçiş dönemleri örneği, liderlerin yer almadığı, partilerüstü, ya da tüm partilerin katıldığı bir hükümet, demokrasinin iflası olmaz mı?. Bu Meclis'ten, ve buna benzer geleceği kesin seçim sonrası Meclis'ten umut kesildiğini kabul etmek olmaz mı?.

Liderlerin yer almadığı hükümet, bu liderlerin alayının on para etmediği anlamına gelmez mi?.. Ki öyle..

Gene de bu, asla olmamalı.. Ayıp.. Cumhuriyet'in 75'inci yılında ayıp..

Peki o zaman..

Bu ülke ile demokrasi arasında duran dört kişi var.. Mesut Yılmaz.. Tansu Çiller.. Deniz Baykal ve Bülent Ecevit.. Çekilsin bunlar bu partilerin başından, görün bakın, kaç değişik hükümet modeli çıkar bu Meclis'ten bir.. İkincisi.. Sadece Refah düşüncesini iktidara getirmeye yarayan o yapay kardeş bölünmeleri ortadan kalkar. O zaman görün bakalım nasıl bir Meclis aritmetiği, nasıl Ankara, İstanbul Belediyeleri ortaya çıkar..

Dört, topu topu dört insanın kişisel hırs, ihtiras, kin, nefret, öfke ve uyuşmazlığının ülkeyi nereye götürdüğünü çok ama çok net görüyoruz, ama hiçbir şey yapmıyoruz..

Çünkü bu partilerde vatanseverler değil, bu başkanların köleleri, kapı kulları, uşakları görevde.. Çünkü hiçbirinde lideri değiştirecek yürekliler yok. Kaderini ve ipini başkanın eline teslim etmişler var.

Koskoca Türkiye, dört kişinin ihtiraslarının peşine takılmış, koştura koştura gidiyor..

Nereye?..

Gözlerime bakın anlarsınız!..

Pazar Keyfi

Seni Gidi Kirişi Kıran

Bu köşenin adı eksik.. "Hıncal'ın Yeri" değil, "Hıncal'ın Reklamlardan Artan Yeri" olmalı.. Köşeler genelde dört köşeli olur. Bizimki, altı, hatta sekiz köşeli oluyor.. Reklamlara göre her gün değişen, girintili çıkıntılı, harita gibi köşesi olan dünyanın tek yazarı ben olmalıyım. Hadi ona alıştık. Ama reklam yüzünden kuşa dönmüyor mu?.

Tam üç pazardır, reklamlar çok geldiği için Pazar Keyfi'ni okuyamadınız.

Çocuklar, Hakan ile Utku, ısrar ve inatla yazıyorlar. Bizim yazı işleri ısrarla koymuyor. Çünkü gazete için asıl keyif, reklamlar.

Şimdi bu biriken pazar keyiflerini, bu hafta içinde eritmeye karar verdim. Siz pazar sayın, öyle okuyun isterseniz..

* * *

"Türkiye'ye gelmeyeceğim"

Son günlerin moda cümlesi bu. Önüne gelen bu mesajı yolluyor bu aralar. Hani neredeyse yeni doğacak bebeklerin ultrason sonuçları bile böyle çıkacak.

"Bebeğimin sağlığı nasıl doktor?"

"Türkiye'ye gelmeyeceğini açıklıyor hanımefendi"

Bu modanın öncüleri arasında başı, Juventus'un Fransız ve de ahlaksız futbolcuları çekiyor. Ama asıl önemli kişi, kıl olduğunu yıllar evvel açıklayan Tarkan.

Tarkan Türkiye'ye neden gelmiyor? Çünkü Amasya'da zorunlu ekstrası var. Herkes Tarkan'dan istek parçası isterken Genelkurmay durur mu? Onlar da Tarkan'dan bir süre "Yaylalar"ı söylemesini isteyiverdi işte. Tarkan da "repertuarımda yok. Olsa dükkan sizin" diye kıvırmaya başladı.

Tarkan, askere gitmeyeceğim demiyor aslında. Zamanı gelince gidecek. Bu zaman ne zaman gelir? Valla çocuk daha çişini söyleyeli şunun şurasında kaç yıl oldu ki! Durun bakalım. Hem Fransa'da saatler, bize göre 2 saat geri olduğu için zamanı gelmedi demekde haklı çocuk.

Tarkan "Ben ülkemi temsil ediyorum. Bu kadar işin gücün arasında kendimi kışlaya teslim edemem. Avrupa listelerinde 1 numarayım" diyor. Ama Genelkurmay, Tarkan'ın askere gitmemek için yurtdışında "1 numaralar" çevirip "MUCK" yaptığında ısrarlı "Tarkan. Nerede senin parkan?" diye diretiyor.

Sağolsun özel kanallarımız da yangına reytingle gittikleri için biz de işi gücü bıraktık "Tarkan askere gitsin mi gitmesin mi?" diye birbirimizi yiyoruz. Utanmasak referandum yapıcaz. Yani ortada "OYLAMA şıkıdın şıkıdım" bir durum var ki sormayın.

Şimdi ne olacak?

- A Takımı'nda "sanatçı duruşu" sorununa değil Tarkan'ın "esas duruş" problemine çözüm aranacak.

- Tarkan, UEFA'dan askerliğinin ertelenmesini isteyecek. Bunu üzerine duyarlı halkımız Tarkan'ın kasetlerini ayaklarının altına alıp bir güzel ezecek.

- Türkiye'deki Tarkan taklidi popçular linç edilmemek için imaj değiştirip Hasan Mutlucan'ı taklit etmeye başlayacaklar.

- Mega Star Tarkan, vatan hainliğiyle suçlanıp adı Mega SATAR olarak değiştirilecek.

- Genelkurmay Tarkan'ın son klibini değiştirip klipte Tarkan'ı kovalayan kızların yerine inzibatlar koyduracak.

- Tarkan, Türk vatandaşlığından çıkarılırsa Amerikan vatandaşı olup "Maykıl oldum abi" isimli bir albüm yapacak.

- Tarkan teslim olurda askere giderse, bu sefer kızlar hep bir ağızdan "kızları da alın askere" şarkısını söylemeye başlayacaklar.

- Halen asker olan Burak Kut "Tarkan'ı benim birliğime yollayın" diyecek. Böylece Burak, Tarkan'ın çavuşu olacağından, kaset satışlarında kendisine nal toplatan Tarkan'dan, mıntıka temizliğinde taş toplatarak intikam alacak.

- Şu an asker olan bir diğer ünlü Yılmaz Erdoğan, yani Mükremin Abi ise bir açıklama yapıp Tarkan'a şu mesajı verecek.

"Bak güzelim, TARKAN'dan konuşmak gibi olmasın ama biz burada her sabah koşusunda şu şarkıyı söylüyoruz haberin olsun:

Seni gidi kirişi kıran. Yakalarsak muck muck."

Bu ne kolej?..

"Beni hocalarla sohbete çağırdılar. Tuzağa düştüm" dedi, Mustafa Hoca.. Denizli.. Ter içinde kalmış avuçlarımı gösterdim ona.. "Ya ben!.." dedim.. "Ya ben!.."

Ankara Koleji, hani o "Bozkırda Yeşil Bir Yuva" İstanbul Koleji'ni açmış.. Daha henüz ilkokul üç sınıfı var.. Beykoz sırtlarında bir vadinin içinde.. Planları gördüm.. Bir Kolej vadisi.. Ana, ilköğretim ve liseler.. Arada spor tesisleri.. Kültür tesisleri.. Sanat tesisleri..

Bugün ilkokul üç sınıfın okuduğu bina aslında Anaokulu planda.. Temel atılmış 75 günde bitmiş..

Müthiş bir okul bu.. Müthiş.. Gezerken "Yaş haddi var mı burada okumak için?" dedim.. Amerikan filmlerini geç, rüyamda gördüklerimden bile güzel bir okul, doğanın içinde.. Tertemiz bir hava, yemyeşil bir çevre.. Öyle bir saklı vadi ki, kapısında öyle esrar mesrar satılması söz konusu değil..

Çağın ilerisinde bir eğitim düzeni.. Bilgisayarlarla..

İstanbul'da yaşayan Ankara Kolejliler bir araya gelmiş bir vakıf kurmuşlar bu okulu yapmak için.

Güçleri birinci binanın bitmesine yetmiş.

Geri kalan tüm proje için 1.5 milyon dolar krediye ihtiyaç var..

Yani hani şu CHP gözetimindeki İş Bankası'nın Erol Evcil'e verdiği kredilerin üç yüzde birine..

Bu bulunamadığı için ikinci aşamaya geçilemiyor.

Elimde vakıf yönetimi listesi var.

Başkan Vekili Akın Öngör.. En ünlü Kolejlilerden.. Ve Garanti Bankası Genel Müdürü..

1.5 milyon dolar kredi, mesela Garanti Bankası için nedir, Akın bunu Ayhan Şahenk'e anlatamaz mı?..

"Yarına 4 ışık" değil Akın.. Yarına, yarınlara binlerce meşale!..

Bir öğrenci yılda 6 bin dolar öderken, 1500 öğrenci kapasitesi ile planlanan bu eğitim yuvasında, paranın batması söz konusu değil üstelik.. 6 ayda geri döner.. Özel okulculuk, en karlı, en "Garanti" yatırım değil mi?.

Hele arkasında Ankara Koleji gibi parlak bir isim varsa?..

* * *

En büyüğü ilkokul üçüncü sınıf öğrencilerinin Mustafa Hoca'ya ve bana sordukları soruları, bize sık sık mikrofon uzatan uzman TV'cilerin görmesini isterdim.

"İnsanları cevapları değil, soruları ile değerlendirin" diyen düşünür, bu minikleri görmüş olmalıydı.

BİZİM DUVAR

Kaç KREDİidim banka müdürüne, olur olmaz adamlara kredi vermeyin diye.

Hakan/Utku

SEVDİĞİM LAFLAR

Para başarının en aptal ölçüsüdür. Ne yazık ki elimizdeki tek evrensel ölçü de budur.

C.P. Steinmetz (1865-1923)

İTALYA'DAN

- İtalyanlar niye şapka giyer?.

- Ne taraflarını sileceklerini karıştırmamak için.


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr