SALI 01 ARALIK 1998
Yarın Ali Sami Yen'i dolduracak olan 40 bin seyirci, tarihi önemde bir milli görev yapmanın sorumluluğunu taşıyacak.
Dünyanın gözü üstümüzde olacak.
TV kameraları maç sırasında, Türkiye aleyhine kullanılacak aşırılıkları da arayacak, bulursa tekrar tekrar gösterecektir.
İtalya, bebek katili ve eroin satıcısı Apo'yu himayesine alarak Türk milletine haksızlık yapmıştır.
İtalyan takımı, kendi hükümetinin tahrik ettiği öfkenin doğurabileceği tepkilerden korkuyor.. Ama korkmasınlar.. Çünkü hesap etmedikleri şey şudur:
Türk halkı, barbar değildir..
Gelen sporcuların, haksızlığı yaratan siyasetçilere yönelik öfkemizin muhatabı olmadığını bilecek kadar sağduyu sahibidir..
Bütün Türkiye Galatasaray'ın Juventus'u yenmesini istiyor. Ama en az o kadar istenen bir şey daha var, o da bu galibiyetin gölgesiz kazanılması..
Haklılar mağrur olur.
Türk'ün asaleti, kendini dünyaya ispatlamanın tarihi fırsatını yakalamıştır.
Batı'nın "Barbar Türk" iftirasını utanarak geri almasını sağlayacak sınavı tribünlerdeki seyirci mutlaka verecektir.
Seyirciler, taşıyacakları "milli görev" sorumluluğuna kendilerini şimdiden hazırlamaya başlamalılar.
İki tehlikeye karşı uyanık olmak gerekiyor:
1. Coşkuları akıllarını aşacak seyircileri kontrol altında tutmak;
2. Türkiye'yi dışarda suçlamak için bahane arayanlara koz vermek amacıyla seyircilerin arasına sızabilecek kışkırtıcılara fırsat vermemek..
Herkes, bu milli görevin yüz akı ile başarılması için güvenlik kuvvetlerine yardımcı olmaya çalışmalıdır.
Sahada 1-0'lık galibiyet yeter..
Ama tribündekiler Apo ile yardakçılarının hayallerini yıkarak onlara hezimet yaşatmalıdır!
Parti liderleri, sürekli kaybeden kumarbazlara benziyor.
Kaybeden kumarbaz bir noktada bırakır. Bizimkiler bırakmıyor, çünkü kaybettikleri para kendilerinin değil; ülkenin, milletin istikbalini harcıyorlar..
Ama millet uyandı.. Bunu yeni bir kumara kalkışmadan anlamaları lâzım. Nasıl?.
Çare iki seçimi birbirinden ayırmak, yerel seçimde boylarının ölçülerini almalarını sağlamaktır.
Çünkü bu tecrübe, aklın emrettiği reformları gerçekleştirmedikleri sürece hep birlikte küçülmeye devam edeceklerini kanıtlayacaktır.
Kolayını bulmuşlar: "Halk hiç bir partiye yüzde 20'den fazlasını vermiyor. İstikrarsızlığı seçmen yaratıyor" diyorlar..
Kim hak etmiş de halk oyunu esirgemiş?.
Bu meclisteki tüm partiler sınandı. Hepsi iktidarı, servet edinmenin aracı gibi kullandı. Hiç birinin doğru dürüst projesi yok. Hiç biri umut, güven ve heyecan vermiyor..
Hedef, yeni kuralları oluşturarak oyuna yeniden başlamaktır.
Bu da ancak siyasi gerginliği indirecek bir ulusal uzlaşma hükümeti kurmak ve bir milli gündem saptamakla sağlanabilir.