SALI 01 ARALIK 1998

70 bine yakın işçi ve 150'yi aşkın işyerini ilgilendiren tekstil sözleşmesinde kritik güne gelindi. İşçi ve işveren sendikalarını bugün son kez bir araya gelecek. Bu buluşmada da anlaşma sağlanamazsa, çarşamba günü işyerlerine grev kararları asılmaya başlayacak. Çok yakın bir süre içinde de greve çıkılacak.
17 Temmuz'dan bu yana onlarca kez masaya oturan, ancak bir türlü anlaşmaya varamayan Türk-İş'e bağlı Teksif ile Tekstil İşverenleri Sendikası bugün öğleden sonra son kez masaya oturuyor. Teksif'e bağlı 143 işyerinde çalışan 51 bin işçinin durumunun ne olacağı, sözleşme masasındaki diğer iki işçi sendikası tarafından da dikkat izleniyor.
Sözleşme ücret artışlarında kilitleniyor. Teksif Sendikası ilk 6 ay için yüzde 75, ikinci 6 ay için ise yüzde 50 zam istiyor. İkinci yıl için de enflasyon oranında artış verilmesini teklif ediyor. Buna karşılık, işveren sendikasının şu ana kadar hiçbir ücret teklifi yok. Ancak, tekstil işverenlerince sık sık ekonomik kriz hatırlatılıyor ve işletmelerin ücret artışı yapamayacak durumda olduğu vurgulanıyor. İşçi ve işveren arasındaki bu uçurum da sözleşmenin masada bitme olasılığını güçleştiriyor. Tekstil iş kolunda ortalama ücret işveren sendikasına göre brüt 72 milyon lira, işçi sendikasına göre ise 68 milyon lira. Bir tekstil işçisinin eline ayda net 40 milyon lira geçiyor.
Teksif Başkanı Zeki Polat, tekstil sektöründeki krizi bildiklerini ve bu yüzden pazarlığa hazır olduklarını söylüyor. Ancak, enflasyonun altında verilecek zammı kabul etmeyeceklerini de vurguluyor. Cuma günü grev kararı aldıklarını ve duyuruların noter kanalıyla işverenlere ulaştığını da hatırlatan Polat, "Halit Narin, işçiye zam veremeyiz diyor. Ekmeğin 50 bin liranın olduğu ülkede zam verecekken ellerini vicdanlarına koysunlar. Benim derdim masada müzakere ederek el sıkışmak. Türkiye'nin hali belli. Bize sokakta çare aratmasınlar" diyor. Tekstil sektöründeki krizin de abartıldığı görüşünde olan Polat, şöyle konuşuyor:
"18 milyar doları kayıtdışı, 12 milyar doları kayıtlı olmak üzere tam 30 milyar dolar ihracat yapıyoruz. Tekstil sektöründe 2 milyon kişi çalışıyor. 1.5 milyonu kayıtdışı çalışıyor. Biz sıkıntıları biliyoruz. Ama hem üretip, hem de işçiye para vermemelerini anlamıyoruz."
Tekstil İşverenleri Sendikası'nın toplu iş sözleşmelerini işçi sendikalarıyla ayrı ayrı görüşmesi de tepkiyle karşılanıyor. DİSK Tekstil Genel Sekreteri Süleyman Çelebi, "Toplu iş sözleşmeleri yapılırken, 3 işçi sendikasının bir araya gelmesi gerekiyor. Ama bütün uyarılarımıza rağmen Tekstil İşverenleri Sendikası Başkanı Halit Narin, Teksif'in haricindeki sendikaları dışlıyor. Öz İplik İş ile bizim de verilecek karara uymasını bekliyor. Narin iki sendikayı by-pass ediyor. 30 yıldan fazladır Narin'le uğraşıyoruz. 12 Eylül'den sonra 'Onlarca yıl biz ağladık. Şimdi onlar ağlayacaklar' demişti. Bunu yapıyor" görüşünü savunuyor. Narin'in krizi bahane ederek, sıfır zamda direttiğini belirten Çelebi, şunları söylüyor:
"Tabii ki grev amaç değil, araçtır. Grev kararlarını duyurmuştuk, dün de iş yerlerine astık. Yasal prosedür açısından 6 gün bekleyeceğiz. Bizim istediğimiz enflasyonun altında bir rakam değil. Enflasyon artı 10 puan olursa biz de oturur değerlendiririz. Tekstil sektöründe durum abartılıyor. Halit Narin blöf yapıyor. Kriz değil, Uzakdoğu'dan gelen dampingli mallarla, bankalarla yaşanan finansman sorunu var. Biz de taşın altına elimizi koymaya hazırız. Ama işçi, işveren karşılıklı konuşalım istiyoruz. Halit Narin'in tek taraflı, dışlayacı kararlarıyla bir yere varılamaz. Bizim derdimiz bir lira fazla almak değil. İşçiye moral verecek bir mutabakata varmalıyız.
Tekstil İşverenleri Sendikası Başkanı Halit Narin ise, "Sıfır zam çıkarılmış bir yalandır. Ben hep işçinin istediğinden az, kendi düşündüğümden daha çok vererek anlaşma yaptım" diyor. Ancak, hiçbir dönemde şartların bu kadar kötü olmadığını da belirterek, şu noktaları vurguluyor:
* Artık yapacağımız bir şey yok. İhracatta düşüş başladı. Şu anda en iyi durumdaki fabrika yüzde 40 kapasiteyle çalışıyor. Bankalar krediyi kesiyor. Uzakdoğu'dan pamuk fiyatına iplik, iplik fiyatına bez geliyor. Hükümet tedbir almıyor. Mart ayında Başbakan Yılmaz'a arzettik. "Özellikle bankacılık sektöründe tedbir alın" dedik. Ama Ankara'yı bankacılık sektörü idare ediyor. Bu ülkede enflasyondan da büyük bir tehlike var: Bankacılık sektörü.
* Bundan sonra kimsenin konuşacak hali kalmadı. İşçi-işveren hep birlikte 100 bin kişi Ankara'ya yürüyeceğiz. Türkiye tarihinde ilk olacak. İşçi iş istiyor, biz de fabrikaları kapatmak istemiyoruz. Pek çok bakanla konuştuk, 24 Kasım'da Cumhurbaşkanı'yla konuştuk. Çözüm yok. Hükümet de yok. Bu kadar kötü bir dönem yaşamamıştık.
* Toplu sözleşmenin kaç kişiyi kapsadığı mühim değil. Önemli olan bu sözleşmenin kaç kişinin durumunu etkileyeceğiz. Direkt temsil ettiği alan 1 milyon 150 bin işçi var. Bizim yaptığımız anlaşmadan sonra şartları gözönüne alıp ücret ayarlaması yapacaklar. Zincirleme olarak 1 milyona yakın insanın greve çıkma ihtimali var. İnsan sofrasını düşünmeye başladı mı iş kötüdür. Türkiye'de şartlar şu anda bu durumda. Tekstilde 500 bin kişi işsiz kaldı, 500 bini daha işsiz kalacak. Fabrikaların çoğu yüzde 30-40 kapasiteyle çalışıyor.