PAZARTESİ 23 KASIM 1998
Pazarları yazmıyorum.
Oysa ben pazar yazılarını severim.
Hatta en çok onları severim.
Keyifli günün keyif yazıları.
Duruma bir çözüm buldum, pazar yazısı gibi pazartesi yazıları...
Hafta başı sendromuna karşı birebir!
Gülümseyerek başlayalım, gerisi de öyle gelsin inşallah.
1. Doğum izini bir yıl sürerdi.
2. Sezaryen sonrası hiç dikiş izi kalmazdı.
3. Doğum sancısı diye bir olay tarihe karışmış olurdu.
4. Bütün doğum kontrol metodları yüzde 100 -hiç hatasız- etkili olurdu.
5. Sabah mide bulanmaları dünyanın bir numaralı sağlık sorunu olurdu.
6. Bebekler kendileri tuvalete gitmeyi öğrenene kadar hastahanede kalırdı.
7. "Ne zaman evleneceğiz" diye soranlar erkekler olurdu.
8. İkizler bu kadar sempatik bulunmayabilirdi.
9. Babalık elbiseleri başlı başına bir moda dalı olurdu.
10. Erkek çocukların gece en geç saat 10'da evde olmaları istenirdi.
11. Erkekler bütün hamilelikleri boyunca yataktan çıkmazlardı.
12. Bond çantalarda bebek bezi için özel bölüm olurdu.
13. Restoranlarda turşu özel mönüleri bulunurdu.
14. Bebekler "Baba" diye ağlardı.
15. Kadınlar dünyayı yönetirdi.
İtalyan Milli Eğitim Bakanlığı bir genelge yayınlayarak ilkokuldan üniversiteye okunması zorunlu yeni dersler belirlemiş. Bu dersler şöyle:
1. Ambargo altında yaşam ekonomisi.
2. Terorist barındırmanın 20 altın kuralı.
3. 5 derste PKK ile kolay iletişim.
4. Teoride ve pratikte başına dert alma metodları.
5. Diplomatik hatalar tarihi.
6. Devlet yönetme biçimi olarak yıldız falı.
7. Basın özgürlüğü ve gazeteci dayağı ilişkisi.
8. Bir politik tavır olarak düşünmeden hareket.
9. Terorist psikolojisine giriş.
10. Medeni ülke olmaktan çıkış.
Gazeteci, İsmet Sezgin'le İtalya işini konuşurken soruyor...
"Ama sahada intikamımızı alacağız (değil mi)"?
İsmet Sezgin'den -gülerek- cevap:
- Elbette sahada intikamımızı alacağız.
Şimdi İsmet Sezgin ne desin?
Orada ayaküstü, "Yok orası spor sahası, futbol bu, konuları karıştırmayın Juventus'un ne günahı var?" demek aklına gelmemiş.
Bizim aklımıza gelmesi gerek.
Spor ayrı bir olay.
Juventus'un Apo ile ne alakası var?
Galatasaray inşallah yener.
Ama yenilirse biz milletçe İtalyanlar'a rezil olmuş mu olacağız?
Böyle mantık olur mu?
Elmayla armutları karıştırmayalım artık.
Peki maç vesilesiyle doğan bir fırsat yok mu?
Var.
İtalyanca, İngilizce pankartlarla başta İtalyan halkına ve dünyaya mesaj verebiliriz.
Dikkat: Bu tür kamuoyu iletişimlerinde tek bir hata bir çuval inciri berbat edebiliyor.
Küfür sonuç getirmez... "Bebeklerimizin katilini serbest bıraktınız" demek getirebilir!