kapat

PAZARTESİ 23 KASIM 1998

Ahmet Vardar (e-posta:avardar@sabah.com.tr )

Ortalığı telaşlandırıp, günlük politikaya alet olmayalım...

Bu konuda sade ben değil, diğer yazar arkadaşlarımız, gazeteci arkadaşlarımız türlü-çeşitli bahanelerle gözlemlerini yazıp, uyarılar yaptılar.

Değişen ne oldu?...

Değişenin ne olduğunu sizlere söyleyeyim; o zamana kadar verdiğimiz şehit sayısı 3000 ise bugün 15000 oldu... Doğu'dan Batı'ya, Kuzey'den Güney'e binlerce ailenin gencecik çocukları ya şehit oldu yada sakat... Dolayısıyla binlerce ailenin yüreğine ateş düştü ve canları yanan onlar oldu...

Bir defa ortada bir gerçek var. Güneydoğu'daki bu halkımızla iyi de olsa kötü de olsa bin yıldır birlikte yaşamıyor muyuz?... En önemlisi olan din bağı ile birbirimize bağlı değil miyiz?... Osmanlı'nın yaptığı savaşlarda, Çanakkale'de, Mustafa Kemal'in yaptığı Kurtuluş Savaşlarında birlikte çarpışmadık mı?... Birlikte şehit olmadık mı?... Birbirimizden kız alış-verişi yapmadık mı?... O zaman ayrı-gayrı var mıydı?... Neden bu hallere düştük?...

Üstüne üstlük milyonlarca kişinin dişiyle-tırnağıyla biriktirirerek devlete verdiği vergiler topa-tüfeğe harcanarak heba olup gitti. Zararımız çok büyük oldu, hem maddi hem manevi...

Güneydoğu'daki yönetimlerde ise görün bakın ki, hiçbir değişiklik yapılmadı. Ve Allah'ı var Ünal Erkan'dan sonra da hiçbir sivil yönetici halkın arasına girip, bir yakınlık, bir sıcak hava estiremedi. Bu durumların üzerine sanki tuz-biber ekermişiz gibi bir de yılanı ininden çıkarıp, başımıza bela ettik...

Şovalyelik yaptık... İleriyi görmeden ortaya koyduğumuz ataklarla başımıza bela açtık. Açtığımız belayı görmüyormuş gibi onun üzerinden politik oyunlara girdik ve "Bunun şerefi bize ait" gibi sözlerle oy avcılığı yapmaya başladık. Bu da geri tepince, halkı sokağa dökme gibi tehlikeli girişimlerde bulunmaya başladık. Sanki 6-7 Eylül olaylarını yaşamamışız gibi...

Sadece Güneydoğu'da değil bütün Türkiye çapında arkadaşlıkların, dostlukların ve akrabalıkların yerine büyük düşmanlıkların ortaya çıkmasından hiç mi korkumuz yok?... Bu ülkeyi kendi menfaatleri uğruna ve arzuları çerçevesi içinde yönetmeye kimsenin hakkı olmadığı gibi kimsenin de ülkede böyle bir konu yoktur demeye ve halkı uyutmaya da hakkı yoktur.

Aklı-selim neyi gerektiriyorsa onu yapmak lazımdır. Bunun için de Amerika'yı keşfetmeye gerek yoktur. Zira Amerika'dan çok önce keşfedilmiş olan bir ülkemiz ve dünya medeniyetin ilk izlerinin bulunduğu bu vatanın topraklarında yaşadığımızı kimse inkar edemez...

Zaman zaman çok önemli gördüğüm bu güncel konulara değinmezsem karnım ağrıyor. Yarından itibaren yine eski konularımıza, yani sizin problemlerinize ve dertlerinize döneceğim.


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr