PAZARTESİ 23 KASIM 1998
Kurallar işleyecek, merak etmeyin.
Eğer Meclis aritmetiğinde bir değişiklik olacaksa (ki olacak) niçin parti değiştiriyorlar diye sormayın... Çünkü 16 ay evvel de sormamıştık...
İlkesizlik'in kurumlaşmasını tasvip ediyor değiliz... Ama vaktiyle kurumlaştığına göre, artık. O kurum'un kurallarını bal gibi kabulleneceğiz.
Akla gelen ilk soru:
- En büyük parti olduğu için, acaba Recai Kutan'a Demirel görev verir mi, vermez mi?
İhtimallerden biri: Verir. Kutan 1-2 tur atar... Bakar ki hükümeti kuramıyor, götürür görevini Çankaya'ya iade eder...
Peki bu durumda, Fazilet'e iktidar yok izlenimi doğarsa, yarın kendi seçmenini etkilemez mi?
Etkilemesi mümkün... Ama unutmayın ki plâğın bir de tersi var. Kutan'a görev vermek bile Fazilet'e legalite kazandıracaktır...
Kuramazsa kuramaz.
Kuramayan ilk lider Kutan değil ya...
..........
Sırada kim var? Mesut Yılmaz.
Gelenek böyle ama gensoru'yla düşmüş bir Başbakanı tekrar aynı göreve tayin etmek, Demirel'in yapacağı iş değil.
Sırada kim var? Çiller, Ecevit, Baykal...
Artık sıra sıra hepsini tecrübe eder mi bilmiyoruz... Anayasa Cumhurbaşkana meclis içinden herhangi birini Başbakan tâyin etme yetkisi veriyor.
Herhangi bir Milletvekili...
Kim olabilir?
İsim mühim değil. Mühim olan, o milletvekili'nin kuracağı kabineye güvenoyu verilebileceği, kamuoyu önünde deklere edilmeli...
Aksi halde Cumhurbaşkanı onaylamaz.
- Efendim, biz şu isimde mutabık kaldık.
Hayır.
Çankaya, telkin de kabul etmez.
Ama şunu yapabilirsiniz.
İki parti, ya da üç parti bir araya gelirsiniz biz koalisyon için anlaştık diye hemen ilân edersiniz.
Orada bile Başbakanı tâyin, Çankaya'nın tercihine kalmış...
Bu durumda, galip ihtimal... Herhangi bir milletvekilinin Başkanlığında ve mümkün olduğunca çok ortaklı bir hükümet.
Ondan sonraki ihtimal... İlle de sol bir ortak'la "merkez sağ ağırlıklı" 3'lü bir koalisyon... (Yâni vaktiyle kaçırdığımız fırsat)
Bu ihtimallerin her ikisi meclis aritmatiğini etkileyecektir. Yolunu kaybedenler, partisini bulamayanlar, tekrar arayışa geçecek ve mevzilenecektir.
Çankaya, Seçim Hükümeti lâfından hoşlanmıyor. Öyleyse siz de bu tâbiri kullanmayın. İcraat yapacağız diye çıkın ortaya...
Ama isterseniz sonunda ülkeyi yine seçime götürün... İstemezseniz de 18 Nisan'ı erteleyin. Ne yaparsınız yapın. Yeter ki Seçim Hükümeti'yiz demeyin. Çünkü Seçim Hükümeti'yiz demek, benden iş beklemeyin demektir... Kaç ay?
Yâni, Devlet tatilde...
Pek lüks bir nesne.
Bugün meclisteki müzakerelerin tansiyonuna dikkat...
Oradaki üslup, oluşacak yeni hükümet modelleri hakkında bize fikir verebilir.
İşleri düşünce yumuşayan, işleri bitince yine horozlanan bir siyaset anlayışı, hoşumuza gitmiyorsa da inşallah hergün birbirlerine işleri düşer demekten kendimizi yine de alamıyoruz.