ÇARŞAMBA 18 KASIM 1998
İlk yazıya üç harfli adla bilinen, şimdi İtalya'da bulunan adamın adını anarak başlamak istemedim.
Şu an istediği kadar gündemde olsun, yakında olmayacak.
Hükümet krizi meselesini de bir kenara bırakın.
Karşımıza başbakan olarak yeni, "bilmedik" bir yüz çıkacak değil ya...
Daha evvel gördüğümüz bir filmi seyredeceğiz, sadece hangi film olduğunu daha bilmiyoruz.
Bu düşüncelerle rutin gündemin dışına çıkayım derken, kendimi uzaya çıkmış buldum.
Size de tavsiye ediyorum.
20. yüzyılın son fırsatı bu, adı: Leonid meteor yağmuru!
Biraz şehir dışına çıkacaksınız, gece yarısı çıplak gözle uzaya bakacaksınız ve meteor yağmurunu uzaydan dünyaya atılmış bir havai fişek gösterisi gibi izleyeceksiniz.
Nasıl bir yağmur bu?
Benden duymuş olmayın ama Pentagon'dan (Amerikan NBC televizyonuna) sızan haberlere göre, Clinton'un Irak operasyonunu başlatmakta bu kadar beklemesine neden olacak kadar etkili.
Öyle bir yağmur ki uydu iletişimini bozabiliyor, elektronik güdümlü füzelere yolunu şaşırtabiliyor.
Buradan hareketle şu bir iki gece "Uydu bozuldu galiba" diye tamirci telaşına düşmemek gerektiği de ortada.
Sevdiğinizi yanınıza alıp "Sana gökten yıldızları indirtirim" türü - eski Mısır'da güneş tutulmasını hesaplayan rahipler kadar klasik- etkileme egzersizleri için bulunmaz fırsat.
Yine de işi garantilemek için "Meteor yağmuru hangi geceler saat kaçta?" diye Kandilli Rasathanesi'ne sormakta fayda var.
Telefona çıkan rasathane yetkilileri, "Öyle Boğaz düğününde havai fişek gösterisi gibi değil ama normalden daha fazla kayan yıldız görürsünüz elbette" diyorlar.
Dilek tutmayı unutmayın!
Not: Neyle karşı karşıya olduğumuzu detaylarıyla öğrenmek için internette "address:" yazan yerin karşısına astrobiology.arc.nasa.gov/leonid girmeniz yeterli olacaktır.
Yıldız kayması seyretmekle başlayan romantik yaklaşımı bilimsel hale getirmek mümkün mü?
Aşk ölçülür mü?
Sorayım size:
* Kim daha hızlı aşık olur, kadın mı erkek mi?
* İlişkiyi kim bitirir, kadın mı erkek mi?
* Sevdiğini kim daha çok sever, kadın mı erkek mi?
Cevaplar umduğunuz gibi çıkmamaya (olumsuza dikkat lütfen) başladığında bazen bilim de devreye girmiş olur!
Bakın şimdi...
Adamlar bunları araştırıyorlar.
Biz de biraz araştırsak Apo'nun iadesi için idam cezasını kaldırmamızın şart olmadığını İtalya'yla aramızdaki "Teroristlere dair Antlaşma" gereği iade edilmesi gerektiğini keşfedeceğiz.
Pardon!
Bu konu atlaması meteor paraziti yüzünden kanal değiştirdiğim için oldu.
Şimdi...
Erkekler daha çabuk aşık oluyor. Bilimsel açıdan ispatlanmış...
Tanıştıktan sonra geçen arkadaşlık süresinin ilk ayları içinde erkeklerin yarısının "Hayatımın kadınını buldum" dediği anda, karşısındaki hanımın "Hayatımın erkeğini buldum" deme olasılığı sadece yüzde 30. (The Journal of Sex Research 6: 64-72.)
Harvard Üniversitesi bilimadamları ve bilimkadınları tarafından 231 ayrılmış çift üzerinde yapılan bir araştırmaya göre "Ayrılma fikri" çoğu zaman kadından çıkıyor. (Zick Rubin, A new look at love.)
Yale Üniversitesi de 18 ila 70 yaş arası insanlara "Hayatta kimi seviyorsunuz, kime aşıksınız sıralayın" diye sormuş. (R.J. Stenberg, The Nature of Love Journal Of Personality and Social Psychology 47, 1984.)
Ve...
Erkekler eşlerini en iyi arkadaşlarına tercih etmişler.
Kadınlarda ise, sevgi açısından eşler ve en iyi arkadaşlar başa baş çıkmış.
Birçok kez en iyi arkadaş, hayat arkadaşından önce gelmiş.
Benzer bir testi evde yapabilirsiniz....
Aile arasında, birbirinize "Tanıdığın herkesin içinde olduğu bir gemi batıyor, kendi salına ilk kimi alırdın... Sonra kimi" diye sorabilirsiniz.
Aslında pek de tavsiye etmem.
Sürprizlerle karşılaşabilirsiniz.
Ama meraktan çatlamaktansa...