ÇARŞAMBA 18 KASIM 1998
Viyana - Abdullah Öcalan, Roma'da belki de ummadığı bir konukseverlik görürken, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile Viyana'ya uçuyoruz. Demirel, Avusturya'yı ilk kez resmi olarak ziyaret ediyor. Bu ziyaret önemli. Çünkü Avusturya, AB'nin Dönem Başkanlığı'nı yürütüyor.
Geçen Cuma gününe kadar, Demirel'in temaslarında ağırlığı Türkiye-AB ilişkilerinin oluşturması bekleniyordu. Çünkü Lüksemburg'da kopma noktasına gelen ilişkiler, Cardiff'te de tamir edilememişti. Ancak, geçen Cuma günü yaşanan gelişme nedeniyle, Demirel'in temaslarının can alıcı noktasını Apo olayı oluşturacak.
Bir başka AB ülkesi olan İtalya'dan sığınma hakkı isteyen ve iki ülke ilişkilerinin gergin bir atmosfere girmesine neden olan Apo olayı.
Roma'daki PKK vahşeti hatırlanınca, uçakta bir ara "Acaba Viyana'da da bir tatsızlık olur mu?" lafları dolaşıyor.
Ancak, Demirel'in bir Dış Politika Danışmanı hemen araya girerek, böyle bir olasılığa ihtimal vermediğini anlatıyor:
"Avusturya terör konusunda, Avrupa'nın en güvenli ülkelerinden biri. Son derece sıkı önlemler alıyorlar. Burada kolay kolay tatsızlık olmaz."
Uçak Viyana'ya yaklaşırken, Demirel kabinde "Uğurlar olsun" turuna başlıyor. İlk "stop"u benim de bulunduğum yerde yapıyor. Sorular belli:
İtalya, Öcalan'a sığınma hakkı verecek mi? PKK, Avrupa'da siyasallaşma fırsatı yakaladı mı?
Demirel, "Sabırlı olun, itidalli olun" diyerek, kısa cevaplar veriyor:
"İtalya uygar bir Avrupa ülkesi. 30 binden fazla masum insanın katili olan bir teröristi himaye edeceklerine ihtimal vermiyorum. Böyle bir insanı kolay kolay hiçbir ülke himaye etmez. Ama acele etmeyin, sabırlı olun. Aynı şey Rusya'da da oldu. Mesele, usulüne uygun, hukuk çerçevesinde yürüsün. Diplomasi işini görsün."
Demirel, "Öcalan için önce hapiste dediler. Ama hastanede çıktı" tartışmalarına da fazla girmiyor. "Sonuç önemli" diyor ve ekliyor:
"Hapishanede... Hastanede... Gözaltında... Şeklini bilemem. Ama İtalya'da devletin elinde. Önemli olan da bu."
Peki, idam cezasının kaldırılmasını öngören yasa tasarısının apar-topar gündeme getirilmesi.
Demirel'in bu konudaki düşüncesi çok net:
"Bu Meclis'in bileceği iş. Ama Türkiye'nin çoğunluğu idam cezasının kaldırılmasına karşı. Gazeteler, (Bu bebek katilini verin) deyip, İtalya'nın himaye etmemesini isterken, idam cezasının kaldırılması kabul görmez. Türk kamuoyunda idam cezasını kaldırma temayülü mevcut değildir."