ÇARŞAMBA 18 KASIM 1998
İtalya bu yafta altında yaşayamaz. İtalya eğer bir terör bataklığı değilse, Apo'yu iade eder... Etmezse, saygınlığını kaybeder.
Yukarıdaki sözler Adalet Bakanı Denizkurdu'na ait.
Salı, sabah saat 10.00...
Adalet Bakanlığı'ndayız.
Bakanlığın üç ayrı yerinde "üç ayrı heyet" çalışıyor.
İçlerinde hukuk profesörleri de var.
Ayrıca İtalya'dan "konuk" bekleniyor.
Konuk "İtalyan avukat."
Bakan:
- Dosyayı İtalyan avukatlarla birlikte hazırlayacağız. Ayrıca Roma'daki davaya müdahil olarak İtalyan avukat da sokacağız.
Alaattin Çakıcı'nın iade dosyası 1500 sayfaydı.
Ya Apo'nunki?
Bakan:
- İade tarihindeki en kapsamlı dosya olacak.
İade dosyasında "neler" var?
Bakan "neler yok ki" diye başlıyor:
- Apo, siyasi bir kişilik değildir. Bir katildir. Cinayet azmettiricisidir. 30 bin kişinin ölümünden sorumludur. Teröristtir. Uyuşturucu trafiğinin yönlendiricisidir.
Denizkurdu'nun ağzından çıkan her sözün "kanıtı" var.
"Mahkeme kararları" var.
"Tanık ifadeleri" var.
"Fotoğraflar" var.
Bakan:
- Böyle biri "siyasi kişilik" olabilir mi? Hem olsa bile... Bu suçları işlemiş kişi "siyasi kimlik" öne süremez.
Adalet Bakanı Denizkurdu bir süre önce Interpol'e başvuruyor:
- Şevki Yılmaz, kaçaktır. Yurt dışındadır. Hakkında "kırmızı bülten" çıkarılmasını istiyoruz.
Interpol, Türkiye'nin talebini inceliyor.
Ve bir ay önce de reddediyor.
Gerekçe:
- Konu siyasidir. Kırmızı bülten çıkaramayız.
Bakan dün bize "bu olayı" anlatıyor:
- Apo konusu nasıl siyasi olabilir? Hakkında iki ayrı "kırmızı bülten" var. Biri bizim isteğimiz üzerine çıkmış. Diğeri Almanya'nın... O bir teröristtir. Ve iadesi şarttır.
Denizkurdu'nun masası da, çantası da "Apo ile ilgili belgelerle" dolu.
Apo'nun yakalanmasından sonra İtalyan hükümetinin "Adalet Bakanlığı'mıza" çektiği ilk faks bunlardan biri.
Üzerinde "Flash-Roma-1403-131198-1220-GMT" notları var.
"Gizli" damgalı yazı, şu cümleyle başlıyor:
- Abdullah Öcalan iade amacıyla tutuklanmıştır.
İlk gün "iade amacıyla" tutuklanıyor.
Sonra değişen nedir?
İtalya ne yapmak istiyor?
Bakan'a "bunları" soruyoruz.
Denizkurdu:
- İtalya denilince eskiden akla mafya gelirdi. Eğer Apo'yu iade etmezlerse... Bundan sonra, İtalya denilince akla terörizm gelecek.
"Gelecek" ne kelime.
Geldi bile.
Türk gazetecilerine yapılanlar bile "İtalyan'ın çirkin yüzünü" göstermeye yeterli.
Bakan diyor ki "kritik bir nokta var."
Kritik nokta "idam cezası."
Bu husus iade konusunun "yumuşak karnı."
Pazartesi sabahı Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit, Hasan Denizkurdu görüşmesinden...
Ecevit:
- Hükümet kurulurken idam cezalarının kalkmasını konuştuk. Protokole bile koyduk.
Mesut Yılmaz:
- Prensipte evet de... Şimdi konu Apo olunca... İçeride sıkıntı yaratabilir.
Denizkurdu:
- Apo'nun iadesini istiyor muyuz, istemiyor muyuz?... İade dosyasına "asmayacağız" diye yazmayacak mıyız?... Alaattin Çakıcı'nın dosyasına yazmadık mı?
Salı'ya gelince...
Yumuşak karın, daha da yumuşuyor.
Hükümet "bir şeyden" çekiniyor.
Konunun "Apo'ya gizli af çıkarılıyor" şeklinde algılanmasından.
Salı, saat 13.30...
Vedalaşırken, Adalet Bakanı "uluslararası bir sözleşmeyi" gösteriyor:
- Yasalarımızdan idam cezası kalkmasa bile... Yine de Apo'nun bize iadesi gerekir. Yeter ki hukuk işlesin.
Evet, yeter ki hukuk işlesin.
Yeter ki, çift standartlı Batı, yeni bir "çifte standart" daha sergilemesin.