ÇARŞAMBA 18 KASIM 1998
Abdullah Öcalan konusunda köprüleri atıp gemileri de yakmadan önce, bizde pek görülmeyen sabır denilen niteliği, bu kez göstermemiz gerekiyor..
Bu demek değil ki, İtalya'ya baskı yapmayacağız..
Bu demek değil ki, baskı konusunda müttefiklerimizden destek istemeyeceğiz..
Bu demek değil ki, her platformda İtalya'nın terör üssü olmaması gerektiğini söylemeyeceğiz..
Ama, köprüleri atıp gemileri yakmadan yapmamız lazım bütün bunları.. Önce dersimizi iyi çalışacağız..
Öcalan'ın kim olduğunu sadece İtalyanlara da değil, bütün dünyaya anlatacak çok iyi bir dosya hazırlayacağız.. Bunun için de gerekirse, dünyanın en iyi hukukçularını tutacağız..
Bütün uluslararası platformlarda anlatacağız.. İnandırıcı delillleri ortaya koyacağız.. Apo'nun sadece bir terörist değil, ama aynı zamanda önemli bir uyuşturucu madde kaçakçısı olduğunu kanıtlayacağız.. Dosyamızı sunacağız..
Bunları yapmak da zaman alacak.. Onun için biraz sabırlı olmamız lazım diyoruz..
Ama, bütün çabalarımıza rağmen, İtalyanlar Öcalan'ı serbest bırakır veya siyasi mülteci olarak kabul ederlerse, o zaman sıra, köprüleri atıp gemileri yakma kararına gidebilir..
En sonda kullanacağımız kartı, en önden masaya koymak da bir stratejidir tabii.. Ama sonuç alabileceksen koyarsın kartı masaya.. Suriye ve Rusya'ya karşı kartlarımızı masaya açtık ve kazandık.. Şimdi sıra geldi İtalya'ya..
Yalnız, İtalya'nın konum ve durumunun, Suriye ve Rusya'ya hiç benzemediğini unutmayacağız.. Temiz Eller diye anılan operasyonları gerçekleştirenler de İtalyan hakim ve savcıları idi.. Abdullah Öcalan'ın kim olduğunu onlara da iyi anlatmamız gerekiyor..
Bu arada Almanya Dışişleri Bakanı, "Öcalan'ın siyasi platforma çekilmesini" öneren bir konuşma yapmış.. Hükümetinin fikri mi, kendi fikri mi bilemiyoruz.. Eğer bu olayda Almanya, İtalya'daki bazı çevrelerin yanında yer alacaksa, o zaman hedefimiz 2 ülke olmalı.. Cevabı aranması gereken soru şu:
"Bu iki ülkeye karşı biz ne yapabiliriz?" Hükümet ve MGK düzeyinde bu soruya cevap bulmalıyız.. Karşımızdaki cephenin genişlemesi olasılığına karşı, biz de cephemizi genişletmeliyiz.. Amerika ve İngiltere'nin yanına Fransa'yı da eklemeliyiz.. Örneğin Kanada'yı da, İsveç'i de almalıyız yanımıza.. Bunun için "ne gerekiyorsa", hepsini sonuna kadar yapmalıyız..
Enerji Bakanlığı Teftiş Kurulu başmüfettişleri..
TPAO yönetimi hakkında tahkikat açtınız.. Sorumlular görevleri başında otururken nasıl olacak bu tahkikat? Bu da ayrı bir konu..
Üst Kurul, bu sütunlarda yayınladığımız rezaletlerin soruşturmasını Yönetim Kurulu'nda istedi. Yönetim Kurulu sizi göreve çağırdı..
Bu arada bir küçük hatırlatma yapalım; Sorun bakalım TPAO Genel müdürü Sıtkı Sancar'a:
"Neden Kazakistan rezaletini sadece 1995 yılına kadar incelettiniz? 1996 ve 1997 yıllarının da incelenmesini ise neden yeni kabul ettiniz?"
Bir soru daha sorun:
"Neden size gelen inceleme komisyonu raporunu 3 ay gibi bir süre Yönetim Kurulu'na vermediniz? Bu süre içinde hangi yandaşlarınıza verdiniz?"
Görevinizi yapmanızı bekliyoruz.. Temiz Eller'i görmek istiyoruz.. Bu, sizin vicdanlarınıza kalmış bir iş.. Gerçekleri, sadece gerçekleri hiçbir baskı altında kalmadan yazıp sorumluları görevden alacak mısınız, yoksa susacak mısınız?
Türk milleti ve adaleti önünde sorumlu kalmamanızı diliyoruz.. Üzerinizde siyasi veya idari baskı varsa, çıkın söyleyin.. Çekinmeyin..
Bu sözlerimiz, aynı zamanda "Başbakanlık Denetleme Kurulu" üyeleri için de aynen geçerlidir.. Sadece görevinizi hakkıyla yapın, yeter... Bu milletin ekmeğini yiyorsunuz...