kapat

ÇARŞAMBA 18 KASIM 1998

Necati Doğru (e-posta:ndogru@sabah.com.tr )

Üç taş değil, satranç

Alaattin Çakıcı'nın bizim parlamentodaki "dostları...." ya da cep telefonuyla konuştuğu "abileri..." mi idam cezasının kalkmasını engelledi? Onu da Fransa; "Siz de idam cezası var" diye vermeme eğilimine girmiş bulunuyor. Acaba Alaattin Çakıcı, Türkiye'ye getirilmesin, Fransa da kalsın diye mi "idam cezasını" kaldırmak yolunda adım atılmadı?

Sormazlar mı...

Niçin düşünmediniz...

Akıl etmediniz...

Görevinizi yapmadınız...

Şimdi Apo'yu İtalya'dan alabilemek için pansuman tedavi türünden aceleyle "idam cezasının" kaldırılması yoluna gidiliyor. Çağdaşlaşmaya 300 yılını vermiş, demokratlaşmaya 150 yılını ayırmış, cumhuriyet olmak için 75 yılını geride bırakmış bir ülke için çok ayıp.

Büyük gaflet...

Apo sayesinde...

Türkiye idamı kaldırıyor.

Ve ister istemez insanın aklına; "Biz gerçekten Apo'yu Türkiye'ye versinler istiyor muyuz?" diye çok saf bir soru düşüyor.

***

İstiyor muyuz?

Yoksa gibi mi yapıyoruz?

Gerçekten istiyorsak; bizim Meclis ile Dışişleri niçin bugüne kadar beklediler? Apo'nun bir gün bir çeşit Arafatlaşma sürecine girmeyi deneyebileceği, bunun için de Avrupa'da bir ülkeden ya da birkaç ülkeden "siyasi sığınma hakkı" isteyebileceğini düşünmedi..

Niçin önceden kestirmedi. Önceden tahmin etmedi.

Önceden beklemedi...

Bizim Meclis ile Dışişleri, rakibin ne yapacağını öngörerek taşları ona göre oynatan usta bir satranç oyuncusundan çok, köy çocuklarının vakit öldürmek için oynadığı üç taş oyuncusu durumuna düştüler...

Apo'yu gerçekten istiyor muyuz?

Gerçekten istiyorsak; İtalya'nın "Senden mal almayız, ihale vermeyiz, helikopter sipariş etmeyiz..." türü ticari tehditleri göze alabileceğini niçin öngörmeyiz. Türkiye'nin mal sattığı ülkeler içinde İtalya, Almanya'dan sonra ikinci sırada fakat İtalya'nın mal sattığı ülkeler içinde Türkiye altıncı sırada...

Üç taş oynamak yerine satranç oyuncusu olsalardı Apo'nun iade krizi doğmazdı.

***

Usta satranç oyuncusu olsalardı Apo'nun İtalya'ya gitmek zorunda kaldığı, PKK'nın dağılma sürecine girdiği şu günlerde Güneydoğu'da "halkın umudunu yeşertecek" bir ekonomik, sosyal ve kültürel programı hemen uygulamaya koyabilirlerdi. Şükrü Elekdağ'ın önerdiği "Güneydoğu için bir vergi" çıkartılabilirdi. Bölgedeki yoksulluğun, işsizliğin, geriliğin giderilmesinde gerekli adımların kaynağı sağlanabilirdi. Ülkenin batısı da, kuzeyi de, güneyi de böyle bir vergiyi seve seve verebilirdi...

Bugüne kadar 9 paket açıldı. Hiçbiri yerine getirilemedi. 14 yıl sürmüş, sadece askeri harcama olarak 86 milyar dolar (Bakan Salih Yıldırım'ın açıklaması) harcanmış, uzmanların yaptığı hesaba göre Türkiye'ye faturası en az 300 milyar dolar olmuş, 3 bin köyü boşaltılmış, 1.500 köyünde hâlâ öğretmeni olmayan, makina parkları yakılmış, hayvancılığı kalmamış, ekonomisi çökmüş bir bölge için şu anda bir paket yok...

Şükrü Elekdağ öneriyor:

Vergileri yüzde 2.5 artıralım. 1 milyar dolar sağlarız...

Bölgenin yaralarını...

Sarmaya başlarız...

Satranç oyuncusu olsalardı, İtalya Apo'yu vermiş vermemiş, hiç önemli değil. Biz evimizin içine bakıyor, "Güneydoğu paketini uygulamaya" koyuyor olacaktık.

ESKİŞEHİR CEZAEVİ DOLU

Eskişehir Başsavcısı Ali Turna ile Adalet Bakanı Hasan Denizkurdu dün bu köşede yayınlanan "Mafya liderleri niçin Eskişehir Cezaevi'ne konulmuyorlar?" başlıklı yazı üzerine aradılar ve "Eskişehir Cezaevi'nin kapasitesinin 185 kişi olduğunu ve içinde çok sayıda ünlü çete başınının bulunduğu kişilerle ağzına kadar dolu olduğunu" açıkladılar. Adalet Bakanı Hasan Denizkurdu, ayrıca 200 kişilik bir ek kapasite yaratmak için de yatırımın tamamlandığını ve bunun da değerlendirileceğini ifade etti.

Cefi Kamhi, İstanbul'dan milletvekili seçildi. Siyasete yeni bir bakış, vizyon, enerji, çalışkanlık, dürüstlük getirmesi bekleniyordu. Halk bunlar için ona oy vermişti. Açıklanan kasetler, TV programlarında yapılan konuşmalar, verilen tam sayfa ilanlarda adı Korkmaz Yiğit'in iş takipçisi, getir götürcüsü, telefon tutucusu olarak suçüstü yakalandı.

İstanbul Milletvekili...

İstanbul için tek proje...

Tek fikir, tek çözüm üretmedi...

Cefi Kamhi kötü örnek oldu. Kötü örnek sergileyenler, sergiledikleriyle mi kalacak? Cefi Kamhi'nin milletvekili dokunulmazlığı ona Korkmaz Yiğit'i Başbakan'a, Güneş Taner'e tanıştırırken rahat hareket etsin diye mi verildi? Savcılar niçin harekete geçmiyor? Onu DGM savcısının karşısına getirecek yasal süreç niçin başlatılmıyor? Fakslayın, telefonlayın:

Mesut Yılmaz (ANAP)

FAKS: 0312 420 52 55

TELF: 0312 420 52 35

Tansu Çiller (DYP)

FAKS: 0312 417 03 78

TELF: 0312 419 04 74

Recai Kutan (FP)

FAKS: 0312 232 51 62

TELF: 0312 232 51 51

Bülent Ecevit (DSP)

FAKS: 0312 212 41 88

TELF: 0312 212 49 50

Deniz Baykal (CHP)

FAKS: 0312 420 52 88

TELF: 0312 420 52 64

H. Cindoruk (DTP)

FAKS: 0312 442 12 63

TELF: 0312 441 86 88


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr