ÇARŞAMBA 18 KASIM 1998

FÜSUN MUTLU
Dünyanın değişen değerlerinden habersiz gibisiniz... Milli politikalarınızla globalleşen dünyada yerinizi alamazsınız... Galiba siz kendi içinize fazla döndünüz... Kendi iç sorunlarınızla ve birbirinizle boğuşmaktan dünya siyaset satrancında başarılı bir oyuncu olma fırsatını kaçırıyorsunuz..."
Kıbrıs, Ermenistan derken Apo ve PKK konusunda da Türkiye'nin gerçeklerini bıçak kemiğe dayanıncaya kadar Türkiye sınırlarının dışına aktarmamış veya aktaramamış olmanın cezasını şimdi çekiyoruz.
Apo Roma'da yakalandı. Ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem önceden kararlaştırılmış Batı Avrupa Birliği toplantılarına katılmak üzere tesadüfen burada olduğu için İtalyan basını ilk kez bazı gerçekleri duydu... Ancak bu gerçekleri hazmetmeleri için zamana gerek var ki İsmail Cem'e sordukları ilk soru "Burada tutuklu bulunan kişi terörizmden vazgeçmeye ve diplomatik kanallarla barışçı amaçlar için faaliyet göstermeye hazır olduğunu söylemiştir. Ne diyorsunuz bu konuda?" oldu... Ve ne yazık ki Cem'in feryatları İtalyan kamuoyuna pek yansımadı.
"Apo" olayı İtalya'ya karşı Türkiye'yi tek bir yumruk haline getirdi getirmesine ama ne yazık ki geç kalındı... Demir tavında dövülmeliydi... Biz Çiller-Yılmaz, Ecevit-Baykal çekişmeleri, Çakıcı, Korkmaz Yiğit kasetleri, laik-şeriatçı kavgalarıyla uğraşırken ağlar örülmüş haberimiz yok. Şimdi örümceğe yem olmama kavgasını vereceğiz. Haydi hayırlısı...
İsmail Cem'in İtalyan meslektaşı Lamberto Dini'ye tam yarım saat gerçeklerimizi dile getirdiği ancak karşı taraftan olumlu bir işaret alamadığı toplantıdan 5 saat sonra da İtalya Başbakanı zaten baklayı ağzından çıkardı... "Biz demokratik bir ülkeyiz kararımızı insan hakları ve inandığımız değerler çerçevesinde vereceğiz..."
Demek değerlerimiz farklı... Ne yazık ki güvendiğimiz dallar da çatırdıyor ve Roma'ya doğru esen Amerikan rüzgarları da İtalya'dan yana esmeye başlıyor.. Buraya gelen haberlere göre yönetim gelişmelerden pek rahatsız değil. ABD Dışişleri Bakanlığı'ndaki giderek gelişen görüş şöyle: "Abdullah Öcalan'ın Türkiye'ye iade edilmemesi çok kötü... Ancak İtalya'nın da kendi değerleri var... Almanya'nın da kendi prensipleri."
Öte yandan bir süredir ABD'nin terör örgütlerinin siyasi örgütlere dönüştürülmesi için uğraştığını da gözardı etmemek gerek...
Roma'daki ABD'li bir kaynak "Amerikan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü James Rubin açıkça terörizme karşı ve Apo'nun iadesine taraftar olduğumuzu söyledi. Tabii aklın yolu Apo'nun Almanya'ya verilmesini tercih ediyor. Ancak biz diğer ülkelerin de haklarına saygı duymuyoruz demek değil bu.
Bizi en çok rahatsız eden İtalya ve Türkiye gibi iki eski dost ve NATO müttefiğinin bugün böyle bir tartışma içinde bulunmasıdır. Durumun vehametini kavrayan kurt politikacı Andreotti'nin Il Tempo gazetesinde 'Türk kardeşlerine', 'Yıllarca yanınızda güçlü bir şekilde yer aldığımızı unutmayın' çağrısı önemlidir. Evet ortada bir terörist olayı vardır. Ancak Türkiye ile İtalya'nın dostluğu bir adam uğruna halel görmemelidir..." diyor ve sonra şöyle akıl veriyor: "Devamlı propaganda yapın... Apo'nun kim olduğunu İtalyanlar tam olarak bilmiyor. Anlatın. Anlatın.. Anlatın... Filmler gösterin... Fotoğraflar yayınlayın. Müşahhas olaylar gösterin. İtalyan basınına fazla güvenmeyin. Zira onlar dünyayı kendi gözlüklerinden görmeye alışmışlar. Bu nedenle de sizin Dışişleri Bakanınız'ın sözleri de fazla bir yankı yapmadı.."
Olayı global terörizme karşı savaşta önemli bir adım kabul eden ABD'nin tavrı üç NATO müttefiği ülke olan Türkiye, İtalya ve Almanya'nın soruna çözüm bulabilmek için birlikte çalışmalarından yana... Ve Öcalan'ın idam cezası bulunmayan Almanya'ya iade edilmesine sıcak bakıyor... Ancak "PKK Almanya'da hâlâ yasadışı" diyen Almanya'nın da PKK'nın başını ülkesine pek almaya niyetli gözükmüyor... Roma'da bulunan Alman Dışişleri Bakanı Joschka Fischer konuya "Belki" diyerek bakıyor... "Saatli bomba"yı ülkesine sokmayı pek de uygun görmüyor. İtalya'nın içinde bulunduğu sıkıntılı durum ortada.
İtalya'da bir süredir zemin hazırlanıyor. Gemilere dolup buraya akın etmişler... Sürgündeki Kürt parlamentosu İtalyan parlamentosunun kanatlarında siyasi yerini almış liderini bekliyor...
Peki biz ne beklemişiz... Bombardımana geçmek için Apo'nun Roma'ya arzı endam etmesini mi... Büyükelçi İnal Batu'nun "Bu adam buraya gelebilir" feryatları da belli ki Çakıcı-Korkmaz Yiğit kasetlerinin gürültüsünde boğulmuş kalmış...
.... Ve şimdi Roma'daki PKK yandaşları Apo'nun Şam'dan ayrılıp Roma'ya konmasının Türkiye'ye zararı, kendilerine ise yararı olduğunu dile getirip zil takıp oynuyorlar. Erken güldük... Oysa son gülen iyi güler...
Şimdi ne olacak... Bir ülkenin Başbakanı ve bazı partilerinin ileri gelenleri olayın hukuki süreci henüz başlamadan sonucu söylemekten çekinmediler. Hatta Başbakanın açıklaması Apo'nun ilk sorgusunun yapıldığı 17 Kasım gününden önceki akşama denk geldi...
Şimdi bakalım hukuk mu siyasete, siyaset mi hukuka galip gelecek... Ya da hukukla siyaset el ele mi verecek...
Bildiğim bir şey var o da Apo'nun artık rüyalarında Roma'nın ünlü Via Veneto Caddesi'nde Fellini'nin "La Dolce Via" (Tatlı Hayat) filmini çeviriyor olduğu... Bize gelince biz "Yalnız ve Cesur"u tercih ediyoruz...
Yeşiller ve komünistler İtalya ve Almanya'da hükümette iken Türkiye'nin işi pek kolay değil. Üstelik kimse PKK'yı hedef alıp ülkesinde terör estirmelerini istemiyor... Ancak terörle dans edenin hali nice olur sonradan o da Allah'a kalmış...