kapat

ÇARŞAMBA 18 KASIM 1998

Deli dana çıldırttı

ANAP Çankarı milletvekili Mete Bülgün, Avrupa'nın en büyük et fabrikalarından biri olan Aytaç'ı kurdu. Aksilikler ve deli dana spekülasyonları sonunda şirketi devretmek zorunda kaldı. Boş durmadı şimdi de Türkiye'nin en büyük şeker fabrikasını kuruyor. Ayrıca, "Beni bakan yapsınlar, Türk hayvancılığını dirilteyim" diyecek kadar iddialı...

İmkansızlıklardan mucize yaratmak öyle herkesin harcı değil. Leyli meccani yani parasız yatılı okuyan bir liselinin günün birinde Orta Anadolu'da Avrupa'nın en büyük entegre et tesisini kurması işte böyle bir mucize. Hem de Dünya Bankası kredisiyle. Çankırı'nın şu meşhur Aytaç'ı söz ettiğimiz. Bir zamanların "leyli meccanisi" ise ANAP Çankırı Milletvekili Mete Bülgün. Bülgün, Ziraat Yüksek Mühendisi, bununla da kalmamış İsviçre'de gıda mikrobiyolojisinde yüksek yapmış. Zaten öğrencilik sanki burslar labirenti. Lisede TÜBİTAK bursu, ardından üniversitede 5 ayrı burs. Onlardan biri de Vehbi Koç'tan. Zaten Koç adı Bülgün'ün yaşamında köşe taşlarına kazılı...

Önce Koç bursuyla okumuş, ardından Tat Konserve'de kalite kontrol şefi olmuş ve tam 18 yıl Koç'a hizmet vermiş. Sonra dört yıl ticaret ve hayallerini gerçekleştirmek için ön hazırlıklar.

Aytaç, öyle bir tesis ki, hani bir taraftan danayı canlı koyuyorsun, öbür taraftan sosisi alıyorsun. İşler tam yoluna girerken kötü rastlantılar Bülgün'ü yoklamaya başlıyor. Bülgün Aytaç'ı kaybediyor. Ama Bülgün kendisini tedavi etmekte gecikmiyor. O doğuştan girişimci.

İşte Aksaray'da yüzde 56'sı Fransız sermayeli özel sektöre ait şeker fabrikası böyle doğuyor. Yatırım tam 160 milyon dolar değerinde. Yeni il Aksaray içinse bu yatırım ilaç gibi...

Beni bakan yapsınlar

Bülgün, tarıma dayalı sanayide tam bir kompedan. Ve o yüzden Aytaç'ı kaybetse de et ürünlerine yönelik bir tesis kurmak onun fikr-i sabiti. 13 milyon dolara kurulacak şarküteri ürünleri tesisi de start almak üzere. Bülgün, Türkiye'nin tarım ve hayvancılıkta yapılmaması gereken ne varsa yaptığı kanısında. "Beni bakan yapsınlar, 6 ayda tarım ve hayvancılığı tanıyamazsınız" diyecek kadar kendine güvenli. Belki, bir gün bir bakanlığı da uzmanına bırakırlar. Bülgün böylesi bir günü bekliyor. Bir diğer beklentisi de artık kötü rastlantılarla karşılaşmamak. Eğer şeker pancarına bir zararlı dadanmazsa ya da inekler yeniden çıldırmazsa Bülgün'ü kimse tutamaz artık.

Aytaç'ı niye Yimpaş'a devrettiniz?

Benim Aytaç'taki hisselerim yüzde 34'tü. Geri kalan yüzde 66 ise iki ortağımın. Anonim şirketlerde hisseler her zaman el değiştirebilir. Önemli olan hisselerin devamıdır. Aytaç dünyanın en büyük entegre et tesisi yatırımı olarak gayet de güzel çalışıyor.

O günlerde Aytaç'a 100 milyon dolarlık haciz geldiği konuşuluyordu...

Haciz falan gelmedi. Bir şirketin başına 50 yılda gelecek hadiseler bizim başımıza 7 ayda geldi. Aytaç'ı sattığımız zaman üretime geçeli 7 ay olmuştu. Daha inşaat yapımında meşhur 5 Nisan 1994 krizi patlak verdi. Dolar 14 bin liradan 45 bin 800 liraya yükseldi. Bir gecede 23 milyon dolar para kaybettik. Arkasından net aktif vergisi, hızlı devalüasyonu yaşadık. Devalüasyona bağımlı olarak yatırımın maliyeti arttı. Et fiyatları arttı. Bunların hepsini hallettik. Dağıtım ağını kurduk. Marka imajı yarattık. Yine de herşey çok mükemmel gidiyordu. 1996 Mart ayı kârımız 154 milyardı. Bir anda, Nisan ayında "deli dana" lafı çıktı. Hastalık esas itibariyle inekte, yani dişi hayvanda görülen bir hastalıktır. Adının da "deli inek" hastalığı olması lâzım. Ama basındaki yanlış tercümeden dolayı "deli dana" diye yer etti. Halkta bir panik başladı. Enteresandır. Bu sosyal bir hadisedir. İncelenmesi gerekir. Türk erkeklerine, "Rus kadınlarda AIDS var, bunlarla yatmayın" diye uyarıyorsunuz. Bizimkiler "Acı patlıcanı kırağı çalmaz. Eskiden AIDS mi vardı" diyor. Umursamadan Ruslar'la yatıyor. Ama bir "deli dana" dendi. Adam et yemeği durdurdu. Kimse evine et almadı. Deli dana hastalığı evine et götürmekte zorlanan insanlar için bir mazeret oldu. 7 ayda yüzde 85'e çıkan kapasite kulanım oranımız bir anda yüzde 10'lara düştü. Düşünün yatırımı tamamladıktan 7 ay sonra böyle bir krize yakalandık. Pınar Et, bu krize 21 yıl, Maret ise 12 yıl sonra yakalandı oysa.

Yatırım tutarı ne kadardı?

86 milyon dolar sabit yatırım, 14 milyon dolar da işletme sermayesi vardı. Ama kriz doğduğu anda, aldığımız yatırım kredisinin 6 milyon dolarını fiilen geri ödemiştik. İşçilerin hiçbirini işten çıkartmadık. Ama bu arada işletme sermayemiz eksildi. Ortakları sermaye artışına davet ettim. "Ne bu ya, biz bu işten bıktık" dediler. O tarihlerde de Yimpaş Holding bize ortak olmak istiyordu. Neticede Yimpaş Holding'e sattık. Aytaç benim çocuğumdu. Onu ben yarattım. Tek başıma olsaydım, o müesseseyi satmazdım. Aytaç'tan sonra hiç sarsılmadım dersem yalan olur. Kendi kendimi rehabilite ettim.


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr