PERŞEMBE 12 KASIM 1998
Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Yücel Seçkiner'e sorum..
Uyuyor musun Sevgili Bakanım, yoksa korkuyor musun?..
Şimdi yazacaklarımı ilk defa duyanlar tüyleri ürpererek okuyacaklardır. Ama her satırını Yücel Seçkiner aynen biliyor.. Üstelik doğru olduğunu da biliyor.. Ama susup oturuyor.
Devlet Bakanı.. Devletin bakanı, çetelerin sporun içine nasıl girdiğini, nasıl dal budak saldığını biliyor, görüyor ve hiçbir şey yapmadan susuyor, bekliyor..
Neyi Sevgili Yücel neyi?.. Neyi bekliyorsun söyler misin?..
Hikmet Çetinkaya bu hafta başında aynen şunları yazdı sütununda..
"22 Aralık 1997.
Ankara'da beş yıldızlı otelin lobisi..
Futbol Federasyonu'nun genel kurulu yapılacak.
Alaattin Çakıcı, Drej Ali ve Sedat Peker'in silahlı adamları otelde.."
Bu sütunlarda daha önce yazdık.. Çete, Mustafa Kefeli'nin başkan olmasına karar vermiş. Tetikçiler oyları temin etmekle görevli..
(Burada bir parantez açıp, tüm spor kamuoyu ve Galatasaray camiası adına Alp Yalman'dan özür dilemek istiyorum.
Yalman'ın kaybedeceğini bile bile o seçime katılmasını, sonra da "5", yazı ile "Beş" oy alıp "Rezil" olmasını eleştirmiştik..
Yalman o zaman bize "Çekilmeye kesin kararlı idim. Ama kongre öncesi gece yarısı iki adam odama girip adaylıktan çekilmemi, çekilmezsem başıma tatsız şeyler geleceğini söylediler. Artık çekilmeme imkan yoktu" dediğinde onu ciddiye almadığımız için..
Çetelere, tehditlere rağmen, olası bozgununun adına yapacağı tahribatı bile bile seçime girme yürekliliği gösteren adama teşekkür edeceğimize kızdık bir de, Galatasaraylılar olarak.)
Çetenin kongre kulislerinde dolaştığını haber alan Mehmet Ağar, hemen Korkut Eken'i oraya gönderdi. Bunu da bu sütunlarda daha önce okudunuz. Eken'i gören tetikçiler "Emrin olur" dediler ve ortalıktan çekildiler.
Seçim yapıldı. Kefeli kaybetti.
Kefeli kim?..
Hikmet Çetinkaya yazıyor:
"Mustafa Kefeli ve zeytinci Erol Evcil.. Bu iki isim Futbol Federasyonu üyelerinden kimlere telefon edip şöyle dedi: 'Cep telefonunuzu açık tutun, sizi Alaattin arayacak!.' İlişkiler zincirinin halkalarında yer alanlar konuşmalıdır. Türkiye'de futbolun pastası 500 trilyondur.."
"Mehmet Ali Yılmaz, Alp Yalman, Celal Doğan adaylıktan niye çekilmişlerdir?.. (Alp Yalman çekilmedi. Beş oy almayı kabullendi, çekilmedi.) Eğer bu soruya yanıt verilirse herşey açık seçik ortalığa yayılacaktır."
Çetenin tetikçileri kulislerden çekildiler. Haluk Ulusoy kazandı, iş bitti mi?..
Hayır.. Hadi Türkmen'in bomba gibi bir gerekçe ile Federasyon Asbaşkanlığı'ndan istifası çetenin hala işin içinde olduğunu gösteriyordu.
Türkmen'le konuştum.
Daha işin başında Ali Şen "Siz bu işten çekilin. Biz Mustafa Kefeli'yi seçeceğiz" demiş.. Bu sözler üzerine, niyeti yokken seçime girmiş Hadi. Sonra da girdiğine gireceğine pişman olmuş.
Alaattin Çakıcı, Hadi'ye telefon edip 48 saat mühlet vererek istifa etmesini isteyince, Başkan'a gitmiş.. Ulusoy Ailesi ileri gelenleri de var.. Yılmaz ve Saffet Ulusoylar.. Abdullah Kiğılı'ya kızan Ulusoylar bunlar.
"Tehdit alırsan bize güven" demişler Kiğılı'ya.. Kiğılı onlara sormadan istifa etmiş. Ondan kızıyorlar.
Şimdi Hadi'yi Haluk Ulusoy zorla aldı federasyona.. Sahiplenecekler değil mi?..
"Yüzüme bakmadılar.. 'Bu yaşa gelmiş adamsın, kendi kararını ver' dediler" diyor Hadi..
Onun üzerine "Lanet olsun" demiş Hadi, basmış istifayı..
Hadi istifa etmiş, iş bitmiş mi?..
Hayır..
Haluk Ulusoy'un da mühleti var Çakıcı'dan..
Yalvar yakar "Dünya Kupası finaline sayın bakanla gideceğiz. Bana biraz izin.."
15 Temmuz'a kadar izin verilmiş..
"Cumhuriyetin 75. Yılı.. Onu da yapalım, tamam" diye yeniden başvurulmuş..
Bir izin daha çıkmış Çakıcı'dan. Bu defa şartlı..
"Eyüp Sultan'da 100 koyun kesilecek.. İzin uzayacak.."
Ne zamana kadar.. 22 Aralık'ta Ulusoy'un başkanlıkta bir yılı dolacak. Bir yıldan fazla başkanlık yapanlar, Futbol Genel Kurulu'nun doğal üyesi oluyorlar. İstenen izin o.. 22 Aralık'a kadar dayanırsa bu hakkı elde edecek.
Hikmet Çetinkaya'nın "Başbakan Mesut Yılmaz, İçişleri Bakanı Kutlu Aktaş, eğer çete bağlantısını çözmek istiyorlarsa, Haluk Ulusoy'a şunu sorabilmeliler: 'Eyüp Sultan Camisi'nde neden kurban kestiniz? Alaattin Çakıcı ile hangi konuda anlaştınız" dediği koyunlar bunlar.
Fiyatlar sanıldığından pahalı çıkınca Eyüp Sultan'da 100 değil 40 koyun kesilmiş ve Haluk Ulusoy göreve devam etmiş.
Bu arada Alaattin Çakıcı Fransa'da tutuklanınca verilen istifa sözü ne olacak, henüz bilinmiyor?
Alaattin Çakıcı'nın gölgesinde görev yapan federasyon işte bu..
Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Yücel Seçkiner bütün bunları biliyor. Bildiğini nereden biliyorum?
Kendisine bizzat anlattım. "Biliyorum" dedi.
Biliyor ve Ankara'da susup oturuyor!..
O zaman "Ne oluyor Yücel Bey?" deme görevi Mesut Yılmaz'a düşmüyor mu?.
Galatasaray Başkanı Faruk Süren'den ciddi şekilde özür dilemem gerekiyor.
"Ali Şen'leştiğini iddia etmek" bir Galatasaray başkanına yapılabilecek en ağır ithamlardan biridir.
Geçen hafta bu iddiayı ileri sürdüm.
Süren, Ali Şen'in Türk sporuna bir kara leke gibi soktuğu "Düşman" sözcüğünü telaffuz etmiş, "Galatasaray düşmanları" demişti.
İçerde, dışarda, federasyonda, hakem camiasında, medyada Galatasaray düşmanları olduğunu söylemişti.
Süren aradı.
"Düşman" sözcüğünü asla telaffuz etmediğini söyledi. İstanbulspor için "Gazoz takımı" ifadesini de asla kullanmadığını ekledi.
Açıklamayı, haberi yazan muhabire yazılı olarak göndermiş.
Ondan ses yok, benden var.
Gerek haberi yazan muhabir arkadaşım gerekse bu habere dayanarak yorum yapan kendi adıma, Galatasaray Başkanı'ndan özür diliyor, onun Ali Şen'leşmediğini görerek, bu özürden ayrıca mutluluk duyuyorum.
Fatih Terim'in konuşmalarını izliyorum televizyonlarda.. Fevkalade de keyifleniyorum..
Artık mezarlıktan geçerken ıslık çalan Fatih Terim değil..
Konuşmasının tonundan, jestlerinden ve mimiklerinden okuyorum. Vücut dili, kendine güvenen bir adamı ifade ediyor.
Sözlerinin içeriği de öyle..
Saldırmıyor.. İlle de savunma çırpınması içine düşme gereği duymuyor. "Bizim de yanlışımız olabilir" diyor. Sorulan sorulara yanıt veriyor sadece.. İmalar, gizli amaçlar taşımıyor konuşmaları..
Kendine güven çok önemli..
Önce kendine güvenirsen, başka şeylere de güvenmeye başlarsın.
Takımına güvenirsin. İnsanlara güvenirsin..
O zaman insanlar da sana güvenmeye başlarlar.
Fatih Hoca, hayatının en önemli aşamasını gerçekleştiriyor.
Alkışlıyorum..
Fatih Terim benim en az çeyrek asırlık dostum. Aramızdaki mesafe zaman zaman çok açıldı. Ama benim tarafımdan değil. Ben hep yerimde durdum.
Hayat boyu, düşüncelerle dostlukları birbirine karıştırmadım. Hayat boyu kalemimi hatır gönül için kullanmadım. Kalem sadece para ile satın alınmaz. Hatırla, dostlukla da satın alınır. Bence farkı yok. Bu yüzden, dostlarıma yazılarımda ayrıcalık yapmadım. Düşündüklerimi yazdım. Yanlış da yazdım. Ama benim yanlışımdı onlar.
Dostlarımı daha çok eleştirdim. Tek duygusallığım bu.. Daha mükemmel olsunlar diye.. En sevdiklerime, en çok kızdım. Üslubum zaman zaman bu öfke içinde sertleşti. Dostlarım da bana kızdılar tabii.. Küsenler, selamı sabahı kesenler oldu.
Fatih de bir dönem uzak durdu. Sonra herşey normale döndü. Karşılaştığımızda eskisi gibi, sarılır öpüşür konuşur olduk.
Bu sahneleri görenler, artık Terim'i eleştirmeyeceğimi düşünmüş olabilirler.
Yanıldılar. Böyle düşünenler hep yanılacak.
Düşüncelerim ve yorumlarım, mantığımdan kaynaklanır. Sevgi, dostluk, arkadaşlıklarım ise, duygularımdan. Ben bu ikisini birbirine karıştırmamaya çok özen gösteriyorum.
Hepsi bu özetle.
Doğruların, yanlış ağızlardan çıkması, onların doğru olduğu gerçeğini değiştirmez.
Terbiye özürlü adamın dün bizim spor sayfasında Fenerbahçe hakkında yazdığı yazıyı dikkatle okudum. Her cümlesinin altına imzamı atarım.
Fenerbahçe üzerine, bir Fenerbahçeli tarafından bugüne dek yapılan en soğukkanlı değerlendirme.. Ve de en gerçekçi..
Terbiye özürlü adamın bu yazıyı hangi kişisel amaç ve art niyetlerle yazdığını tahmin edebiliyorum. Herkes de ediyor zaten..
O kendisini ve hala üzerinde oyunlar oynadığı Fenerbahçe camiasını ilgilendirir.
Ne var ki dedikleri doğru!..