kapat

PAZARTESİ 09 KASIM 1998

Eroin parası Kapalıçarşı'da aklanmış

Türk mafyası batıya, Bulgaristan üzerinden açıldı. Sofya'dan İsviçre bankalarına giden paraların transferinde Kapalıçarşı'daki 300 döviz tüccarının rolü bulunuyor.

Tayfun Devecioğlu

Amerikalı araştırmacı yazar Claire Sterling'in 1990'da piyasaya çıkan "Octopus; The Long Reach of the International Sicilan Mafia" adlı kitabında Türk mafyasından da epeyce söz ediliyor.

Kitaba göre Türk mafyası ilk kez 1960'lı yılların sonlarında Avrupa'ya açılıyor. Türk mafyasının Batı'ya açılan penceresi ise Bulgaristan. Bulgar gizli servisi 1968'de 3 dış ticaret şirketini birleştirerek Kintex adlı yeni bir şirket kuruyor. Kintex'in üç ana faaliyet konusu var: Uyuşturucu kaçaçılığı, silah kaçakçılığı ve kara para aklama.

Abuzer Uğurlu 1969'da Kintex'e katılıyor. Uğurlu'nun "katkılarıyla" 1970'lerde dünya baz morfin ticaretinin dörtte üçü Kintex'in kontrolüne giriyor. Uğurlu'nun İstanbul'daki adamı Hüseyin Çil. Hüseyin Çil'in İtalyan mafyası nezdindeki "büyükelçisi" ise Çil'in talimatıyla Milano'ya yerleşen Selahattin Vakkas.

Kitabın 166. safyasında Sarı Avni'nin de adı geçiyor. Sterling'in FBI Başkanı Louis Freeh'in 1996'daki bir ifadesine dayanarak yazdığına göre, Türkiye doğumlu İsviçre asıllı Paul Waridel, Sarı Avni'nin ortağı. "Pizza Connection" operasyonu kapsamında yakalanıp İtalya'da hapse atılan Waridel ifadesinde "Eroin Sarı Avni kanalıyla geliyordu" diyor. Waridel eroin paralarının aklanmasında İsviçre'deki Magaryan Kardeşler ve Muhammed Şekerci ile işbirliği yapıldığını anlatıyor. Kitabın 261. sayfasında ise yine Amerikan resmi kaynaklarına dayanılarak "Sari Avni 1980'lerde dünyanın en büyük baz morfin kaçakçısıydı. Hatta Bulgaristan sadece Sarı Avni'den gelen baz morfini işlemek için büyük laboratuarlar kurmuştu" ifadelerine yer veriliyor.

Magaryan Kardeşler davası

1980'lerin ikinci yarısında Pizza Connection'ın İtalya ve ABD'deki yüzlerce elemanı tek tek tutuklandıktan sonra gözler İsviçre'ye çevriliyor. Uluslararası kuruluşların baskılarına dayanamayan İsviçre Hükümeti de, mali sektördeki denetimini sıkılaştırıp, şüpheli isimlerin üzerine gitmeye başlıyor.

İsviçre'de sürdürülen operasyonlar kapsamında Temmuz 1998'de Magaryan Kardeşler tutuklanıyor. 25 ay tutuklu kalan Magaryan Kardeşler, Ağustos 1990'da hakim önüne çıkartılıyor. Şekerci Trading'in patronu Muhammed Şekerci de aynı davada tutuksuz olarak yargılanıyor.

Davada savcıların en önemli bulgusu, İstanbul-Sofya bağlantısıyla Zürih'e Magaryan Kardeşler'e ulaşan yüz milyonlarca dolarlık kaynağı belirsiz para. Suriye doğumlu Lübnan vatandaşı olan Magaryan Kardeşler önce iddiaları reddedip "Bunlar Türkiye'de turizm sektörünün kazandığı paralar. Eroinle ilişkisi yok" diyorlar. Ancak, davada tam 50 şahit dinleniyor. Ve Magaryan Kardeşler suçlarını itiraf ediyor.

Kapalıçarşı temiz yıkar!

Jean ve Barkev Magaryan'ın itiraflarından İstanbul'un kara para trafiğinde çok önemli bir kavşak olduğu ortaya çıkıyor. İtirafların özeti şöyle:

"O dönemde İstanbul-Zürih arasındaki yıllık para trafiği tam 100 milyar İsviçre frangı (77.2 milyar dolar). Bu paranın yüzde 90'ı doğrudan İsviçre bankalarındaki hesaplara yatıyor. Yüzde 10'un, yani yaklaşık 7.7 milyar doların hikayesi ise çok daha ilginç. Bu paranın Sofya üzerinden İsviçre'ye transferinde Kapalıçarşı'daki 300 döviz tüccarının rolü bulunuyor. Magaryan Kardeşler'in Kapalıçarşı'daki partnerleri ise Mehmet Yıldırım ile Suriye asıllı "Doktor" lakaplı Celal Dahabi. Magaryanlar, Kapalıçarşı'daki adamlarıyla telex yoluyla haberleşiyorlar. Yıldırım'a "SM" veya "OS" koduyla, Dahabi'ye ise "ATA" veya "TIR" koduyla ulaşıyorlar. Yıldırım ve Dahabi'nin Türkiye'deki eroin baronlarından topladığı paralar önce paketleniyor, sonra bavullara konup genellikle karayoluyla İstanbul'dan Sofya'ya gönderiliyor. Paralar genellikle dolar ve mark. Bazen 20'şerlik banknotlardan oluşan milyonlarca dolarlık büyük paketler oluşturmak zorunda kalıyorlar. Sofya'da paraları Kintex (daha sonra bu şirketi adı Globus olarak değiştirildi) teslim alıyor. Bulgar gizli servisi komisyonunu aldıktan sonra, paralar havayoluyla Zürih Havaalanı'na gidiyor. Magaryanlar, Sofya'dan gelen parayı Zürih havaalanında bekliyor. Onlarla birlikte, kendi partnerlerinden gelen parayı bekleyen 5-6 finans şirketinin yönetici de her defasında havaalanında bulunuyor. Magaryanlar gelen paraları genellikle Credit Suisse ve UBS'in Zürih Havaalanı'ndaki şubesine yatırıyor. Daha sonra bu para altın alım satımı veya başka yollarla aklanarak uluslararası uyuşturucu baronlarının Türkiye, Panama ve Orta Doğu ülkelerindeki hesaplarına aktarılıyor."

3 yılda 525 milyon dolar

Magaryan Kardeşler, sadece Kapalıçarşı'da "iş yapan" Mehmet Yıldırım ve Celal Dahabi kanalıyla 1985 ile tutuklandıkları Temmuz 1988 arasında 680 milyon İsviçre frangı (yaklaşık 525 milyon dolar) akladıklarını itiraf ediyorlar. Kolombiya'daki ünlü Medellin Karteli'nin kokain gelirleriyle birlikte 3.5 yıl içinde 1.2 milyar dolar tutarında kara para aklama suçuyla 4.5 yıl hapse mahkum ediliyorlar. Temmuz 1988'den itibaren tutukla olan iki kardeş, 4.5 yıllık cezalarının üçte ikisi olan 3 yılı doldurduktan sonra Temmuz 1991'de tahliye ediliyorlar. Milyarlarca dolara hükmeden iki kardeşin cezaevinde günde birkaç saat havalandırmaya çıkartıldığı sıralarda, tarihin en büyük baz morfin kaçakçısı olarak kırmızı bültenle aranan Sarı Avni, oksijen deposu olarak bilinen Altınoluk'ta "Pizza Connection" operasyonunu savuşturmanın keyfini çıkartıyor.


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr