kapat

PAZAR 08 KASIM 1998

Yavuz Donat (e-posta:ydonat@sabah.com.tr )

Kutan: "Türkiye İran olmayacak"

Ne oluyor, ne bitiyor?... Siyaset nereye gidiyor?

Soruyu "masaya" soruyoruz.

Masa Ankara'nın Maltepesi'nde.

Fazilet Partisi Genel Merkezi'nin "lokanta olarak kullanılan" en üst katında.

Masadakilerden Cemil Çiçek "Medyum bilir... Falcı bilir" diye konuşuyor.

Hangi falcı bilir?

Recai Kutan elindeki çatalı bırakıp, bize dönüyor:

- Ben Diyarbakır'da mühendisken... Bir "bacı" vardı... Adı şeydi...

Abdülkadir Aksu yardıma yetişiyor:

- Gürcü Bacı.

Kutan:

- Hah, Gürcü Bacı.

Aksu:

- İçi su dolu bir tası var. Elini tasa sokar "geleceği" söyler.

Öyleyse haydi Diyarbakır'a...

Haydi Gürcü Bacı'ya...

Elini tasa soksun.

"Siyasetin geleceğini" okusun.

Abdulkadir Aksu:

- Gürcü Bacı öldü.

Cemil Çiçek diyor ki "Yozgat Yerköy'de de bir Döne Karı vardı."

Kaymakamlar Döne Karı'ya giderlermiş:

- Bak falıma... Vali olacak mıyım?

"Adaylar" giderlermiş:

- Milletvekili seçilecek miyim?

Cemil Çiçek:

- Evine hırsız giren bile, karakoldan önce Döne Karı'nın kapısını çalardı.

Acaba Yerköy'e mi gitsek?

Döne Karı'ya "siyasetin halini... geleceğini" sormaya.

Ama hayatta mı?

* * *

Çorba, salata, et yemeği...

Sıra tatlıda.

- Tatlı yiyelim tatlı konuşalım... Siz ne yapıyorsunuz?

İlk yanıt Cemil Çiçek'ten:

- Kuru söğütten düdük kavlatıyorum.

Köylü "söğüt dalından" düdük yapar.

Ama dalın "taze... yaş" olması gerekir.

Kuru söğütten düdük yapmak "imkânsızı başarmak" gibi bir şey.

İkinci yanıt Recai Kutan'dan:

- Tekeden süt sağıyoruz.

Teke, keçinin erkeği.

Erkek keçi süt vermez.

Tekeden süt sağmak, kuru söğütten düdük yapmak gibi bir şey.

Recai Kutan:

- Evet, öyle... Çok zor... Ama öyle çalışıyoruz ki... Bizim teke süt verecek.

* * *

Partide gördüğümüz manzara...

Gerçekten çalışıyorlar.

Çok çalışıyorlar.

Tatil demiyorlar.

Sabah, akşam demiyorlar.

Çalışıyorlar.

Darısı "tembellerin" başına.

Darısı "Rakibim ölsün... Rakibim yüce divanlık olsun... Rakibim kaza yapsın... Böylece ben iktidar olayım" diyenlerin başına.

* * *

Fazilet'in İstanbul adayı kim olacak?

Kutan:

- Tayyip Bey'den sonra dört, dörtlük bir aday bulmamız şart.

- Kim olabilir?

- İşi çekip, çevirecek biri... Halkın oy vereceği biri. Örgüt ve halkla diyalog kuracak biri. Tabii dürüst biri... Tayyip Bey gibi biri.

* * *

- Recai Bey, Ankara?

- Melih Gökçek.

- İzmir?

- Bir hafta sonra söylerim.

* * *

Recai Kutan "Kendisiyle barışık... Düzenle barışık... Ilımlı" bir isim.

"Uzlaşma" diyor.

"Gerilimden uzaklaşma" diyor.

- İyi de ya içinizdeki aşırılara ne demeli? Fanatiklere...

Kutan:

- Evet, radikal unsurlar... Az, yok denecek kadar az.

- Recai Bey, Türkiye bir konuda çok hassas... Atatürk... Laik Cumhuriyet.

- Biliyorum. Ben de hassasım. Gelin, kahveyi odamda içelim.

* * *

Kutan'ın makam odası...

Duvarda Atatürk.

Reci Bey:

- Bir de konuya şöyle bak. Bir de "Ya Fazilet olmasaydı" diye bak.

Radikal unsurların önündeki tek engel Fazilet... "Türkiye İran olmayacak" deniliyor. Tabii olmayacak. Türkiye'nin İran olmasının önündeki engel Fazilet'tir.

* * *

Recai Kutan, Fazilet'i "merkeze çekmeye" çalışıyor.

Bu oldukça zor.

"Tekeden süt sağmak" kadar zor.

Ama Kutan bunu başarabilirse...

Fazilet de rahatlar, siyaset de...

Asker rahatlar, Türkiye de...


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr