PAZAR 08 KASIM 1998

Ekmek yok...Yakıt yok... Para yok... Rusya son 45 yılın en büyük kıtlığını yaşıyor. Kara kış bastırdı. Birçok bölgeye elektrik verilemiyor. İnsanlar soğuktan donma haddinde...SUAT TAŞPINAR (MOSKOVA)
Ekonomik krize son 48 yılın en düşük buğday hasadı da eklenince, Rusya açlık tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Kuzey Denizi dondu. Sibirya'da birçok bölgeye gıda maddesi gönderilemiyor. Fuel-oil sıkıntısı yüzünden, aylardır elektrik verilmeyen bazı kentlerde, ısı eksi 20 dereceye kadar düştü. İnsanlar soğuktan donuyor. Amerika ani bir kararla Rusya'ya 1.5 milyon ton un ve 100 bin ton gıda maddesi bağışadı. Batı alarmda... Kızılhaç ülkeye gidiyor. Bazı bölge yönetimleri, acil insani yardım için hükümeti hiçe sayarak doğrudan Birleşmiş Milletler'e başvurdu.
IMF'nin daha önce verdiği milyarlarca dolar kredinin mafyanın cebine girdiğini bilen Amerika, gıda yardımının satışından elde edilecek hasılatın birlikte kontrol edilmesini ve tümünün Emeklilik Fonu'na aktarılmasını şart koştu. Amerikan yönetimi ayrıca 20 yıl içinde geri ödenmek üzere, yıllık yüzde 2.5 faizle 600 milyon dolar krediyi, gıda harcamalarında kullanmak için Moskova'ya verdi. Ancak bu paranın, gıda maddelerinin Amerikan şirketlerinden alınması şartıyla verilmesi dikkat çekti.
Birkaç aylık bebeğini battaniyelerle sarmalayan genç kadın, yaşlı gözlerle konuşuyor; "Kaç aydır maaş almıyoruz. Un yok, şeker yok, ekmek yok. Moskova'dakiler siyasi çıkarları için kavga ederken, biz burada açlıktan, soğuktan ölecek miyiz?" Burası Vladivostok... Japon Denizi kıyısındaki şehirde aylardır sıcak su akmıyor, kaloriferler yanmıyor. Günde sadece üç saat elektrik veriliyor. Kamçatka yerel yönetimi BM'ye başvurdu. Bir başka feryat, Sibirya'nın en kuzeyinden, Cerskiy şehrinden yükseliyor. Yerel yöneticilerden biri, ellerinde iki aylık gıda stoku kaldığını, Kuzey Denizi donduğu için deniz yoluyla gıda yardımı almalarının imkansız olduğunu çaresizlikle anlatıyor; "Açlıktan ölenler var. Moskova'ya başvurduk, kimse dinlemiyor."
150 milyon nüfuslu ülkenin vitrini Moskova. Ülkedeki sermayenin yüzde 80'i Moskova'da. Yabancı yatırımların üçte ikisi de başkente yapılıyor. Ancak burada bile yoksulluğun izleri görülebiliyor. Aylardır ödenmeyen maaşları, son krizde yüzde 150'yi bulan devalüasyonla daha ellerine değmeden "pul"a dönüşen halk, ölüm kalım mücadelesi veriyor. Başkentliler, evlerinin bahçelerinde yetiştirdikleri patates ve havuçla karınlarını doyuruyor. Yeltsin'in görkemli evinin bulunduğu Barvikha'daki yoksul komşularından, 64 yaşındaki Valeriy Zolotov herkese ateş püskürüyor:
"Emekli maaşım 50 doları bile bulmuyor. Onu da düzenli alamıyorum. Biz İkinci Dünya Savaşı'nın karanlık dönemlerini sağ atlattık. Ama bugünkü kadar yokluk çektiğimizi hatırlamıyorum. Kendi ektiğim patatesi yiyip yaşamaya çalışıyorum. Bir de devlet fırınından ekmek alıyorum. Ama buğday yok diye çok az ekmek çıkarıyorlar. Et yemeyeli aylar oldu..." Yokluğun, kıtlığın korkunç yüzü, asıl Moskova dışında kendini gösteriyor. Rus televizyonları ve gazeteleri, her gün açlıktan, soğuktan ölümün eşiğine gelen insanların öyküleriyle dolu. Sibirya'dan ve Uzakdoğu bölgelerinden sık sık ölüm haberleri geliyor.
Yetersiz beslenme yüzünden bebek ölümleri oranı artıyor, kimi köylerde insanlar bir tek ekmek bile bulamıyor. Rus NTV televizyonu, Sibirya'nın ortasında bir köyden manzaralar gösteriyor. Bulaşık suyunu andıran bir çorbayı günde iki öğün yiyerek yaşamaya çalışan sefil insanların hayatı... Üç öğün değil, iki öğün... Kuru ekmek bile olsa, günde üç öğün yiyecek lükse kimse sahip değil! Yaşlı bir kadın güçlükle konuşuyor; "Sizi herkes unuttu. Moskova'nın bize yardım edeceği yok. Dünya bize yardım etsin!"
Finlandiya sınırındaki Rus kasabalarında halk sınırı geçerek Fin köylerinden yiyecek dileniyor. Finlandiya hükümeti ise, bölgedeki Rus yerel yönetimlerinin "acil insani yardım" için kendilerine başvurduğunu, imkânlar ölçüsünde bu talepleri karşıladıklarını belirtti. Ülkenin ilaç stoklarının da birkaç ay yetebileceğini, bizzat Sağlık Bakanlığı itiraf ediyor. Ekonomik kriz devletin kasasını boşalttığı için ithalat yarı yarıya düşmüş durumda.
Sibirya'nın birçok bölgesine sonbaharın başında gıda stoğu gönderilmesi gerekiyordu. Ancak bu yıl Rusya'yı sarsan ekonomik kriz tam da Eylül'de patlak verince, Moskova'dan bölgelere gönderilen gıda ve ilaç stokları askıya alındı. Vergiler alınamadı. IMF de söz verdiği krediyi vermedi. Daha önce verilen IMF kredileri ise bir avuç hırsızın cebine gittiği için, krizin faturası halka kesildi. Başbakan Yevgeni Primakov, sorunun bir faciaya dönüşmekte olduğunu kabul etti ama parasızlık hükümetin de elini kolunu bağladı. Kuzey bölgelerinde kış başladı ve gıda yardımının sevkedilebileceği deniz yolu, Kuzey Denizi'nin tümüyle donması sonucu kapandı. Rusya Federasyonu'nu oluşturan 89 cumhuriyet ve özerk bölgeden 22'si can çekişiyor.