kapat

ÇARŞAMBA 07 EKİM 1998

Zeynep Göğüş (e-posta:zgogus@sabah.com.tr )

Suç duyurusu

Savaş oyunlarını seven 7 ile 70 arasındaki küçüklü büyüklü bütün erkek çocukları bayılıyorlar bu filme: Er Ryan'ı Kurtarmak, Spielberg'in son filmi. Spielberg'in yüzü suyu hürmetine o kanlı gösteriye katlanmak zorunda kalanlardanım, sanki gündelik şiddet yetmiyormuş gibi...

Fakat yine de, savaşın oyun olanını Beyoğlu'nda sinema koltuğuna gömülmüş ve patlamış mısır yerken seyretmeyi, kim tercih etmez gerçeğine? Gelgelelim nereye baksanız, Suriye ile Türkiye arasında güç dengesi karşılaştırmaları. Tanklar, toplar hadi neyse de, "asker sayısı" dendi mi kimsenin yüreği cız etmez mi? Savaş için iştahı kabarmış görünenlere karşı en barışçıl demeci Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Kılıç verdi üstelik: "İşimiz kriz yönetimi. Savaş istemiyoruz."

***

Kana ve şiddete susamışlık hali medyatik bir durum. Sayfalar ve ekranlar kan revan içinde (Spielberg'inki hiç olmazsa filmdi adı üzerinde). Türk milleti arşivlerden taşan kanlı trafik kazalarına ve dayaktan yüzü gözü şişmiş kadınlara umarsız kaldıkça da şiddetle iç içe yaşamaya devam, çünkü önünde sonunda bunların hepsi birer "haber".

Fakat diyorum ki, "Haber, haber olarak kalmamalı". Nitekim okumakta olduğunuz yazı da bir suç duyurusu. Dünkü Sabah'ta bir haber: Kartal 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, düğün sabahından itibaren altı yıldır dayak yiyen kadının açtığı boşanma davasını tanıkların dinlenmesi için erteliyor. Dayakçı koca ise diyor ki, "Benim karım değil mi, severim de döverim de."

***

Dayakçı koca hakimlerin ve basının önünde böyle konuşuyorsa tanığa daha ne ihtiyaç var? 17 Ocak 1998'de çıkmış olan Ailenin Korunmasına Dair Yasa ne güne duruyor? Bu yasaya göre, şiddet uygulayan taraf -ki döverim diye tehdit etmek de şiddet kapsamına girer- hakkında savcılık suç duyurusunda bulunmalı. Gazetedeki o haberi okuyan savcılara görev düşüyor şimdi. Kaldı ki, davanın görüldüğü Asliye Hukuk Mahkemesi, Sulh Hukuk Mahkemesi'ni harekete geçirmeli.

Diyeceksiniz ki daha on yıl önce Çankırı'daki bir hakim benzer bir boşanma davasında "Kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmeyeceksin" dememiş miydi? O gün bugün kadınma sığınma evleri kavram olarak kafamıza girdi (teşekkürler Mor Çatı) ve bir yasa var elimizde neyse ki.

Peki ya uygulama? Aileyi Koruma Yasası'nı uygulamayan ve gazetelerinde her gün yüzü gözü şişmiş kadın fotoğrafı çıkan bir Türkiye'de, 75. yılınını kutlayan Cumhuriyet'in kadın projesinin başarılı olduğunu söylemek mümkün mü?

Gündelik şiddeti kanıksamış olanların askerlerden de daha savaşkan olmalarına şaşmamak lazım belki de.


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr