kapat

ÇARŞAMBA 07 EKİM 1998

Bir tokatla yıkıldı her şey

Serpil Buldum, 2 yıl önce, tokatla 9 yaşındaki kızının ölümüne neden oldu. Korkmuştu. Bir çuvala koyup kızını ormana attı. "Kaçırıldı" dedi. Gerçek anlaşıldığında 8 yıl hapse mahkum oldu. Kocası ise yeni bir hayata hazırlanıyor; Serpilsiz

NESLİHAN ÖZBOZKURT (SHA)

Bir tokat... Bir tokatla yıkıldı her şey... 9 yaşında minicik bir kız çocuğu, ona şefkatle dokunması gereken o yumuşacık ellerden gelen bir darbeyle kopup gitti yaşamdan.

Anne: Çok sonra fark etti evladını öldürdüğünü. Fark ettiğinde çok korktu. Polisten, hapisten, eşinden korktu. Ödü koptu, çocuklarından, evinden ayrılacak diye. O minicik yavrusunun cansız bedenini sürükledi oradan oraya. Fırlatıp attı, kirli bir mendil gibi. Hoyratça savurduğu yumrukla, kazayla da olsa öldürdüğü evladının bedenini diyet verip toprağa, karşılığında kendi yaşamını, o eski sakin düzenli yaşamını geri istedi.

Kaçırıldı sanıyordu

Baba: Önce kaçırıldı denilen sonra ölü bulunan evladı için gözyaşı döktü sınırsızca. Gerçek ortaya çıktığında göz pınarları kurudu sonra. İnanamadı... İnanmak istemedi... 13 yıl aynı yastığa baş koyduğu eşinin, kendi kızının ölümüne neden olduğuna inanmak istemedi. Biri evladı diğeri karısıydı. Uykuları tükendi, kelimeleri yetersiz kaldı çektiği acıyı anlatmaya. Sonra verdi kararını... Boşanmak için mahkemeye başvurdu. Kızının acısı yüreğindeydi hep. Karısını ise silmişti yüreğinden, beyninden, bedeninin tüm hücrelerinden. İki çocuğu ile birlikte geçmişin olmadığı bir yaşam düşlüyor şimdi gelecekte.

13 yıl önce evlendiler

Mehmet Buldum ile Serpil Buldum 13 yıl önce birbirlerini severek evlendi. Mersin'in Tarsus'a bağlı Takbaş Köyü'ne yerleştiler. Üç tane çocukları oldu. 12 yaşındaki Canan, 10 yaşındaki Ümit ve 9 yaşındaki Zeynep... 2 yıl öncesine kadar her şey iyiydi. Bir tek hasret vardı keyiflerini kaçıran. Mehmet Buldum kamyon şoförüydü. Uzun yollara gidiyordu sık sık. O gidince de kaçıyordu evin tadı tuzu. Serpil, günde yüzlerce can alan trafik canavarının, bir gün kocasının da karşısına çıkmaktan korkuyordu.

Yine böyle uzun bir yol sırasında Serpil çocuklarıyla komşu düğününe gitti. Serpil buruktu biraz. Yalnızlık canına tak etmişti. Çocuklarla eve döndüğünde, yatmalarını söyledi. Canan ve Ümit gitti. Ancak Zeynep, "Elime kına yakmazsan yatmam" diye mızıldanıyordu. Serpil kızdı. Yumruk yapıp elini, ittirdi hoyratça minik kızı. Zeynep düşerken başını çarptı. Bu kez "başım" diye ağlamaya başladı. Kucakladığı gibi yatağına götürüp, "Zıbar yat" diye bağırdı. Sonra çarpıp kapıyı kendi yatağına gitti.

Hiç sesi çıkmıyordu

Sabah Serpil kahvaltı hazırlanıp çocuklara seslendiğinde, bir tek Zeynep'ten ses seda çıkmadı. Hışımla girdi odaya. Kalk deyip sarstı küçük kızı. Ses çıkarmıyordu. Anlamadı. "Numara yapma" dedi. Sırtı dönüktü Zeynep'in. Çıplak kolundan tutup çevirmeye çalıştı. Buz gibiydi. Kanı çekilmiş gibiydi. Çevirdi yüzünü. Bembeyazdı. O zaman anladı. Ölmüştü Zeynep. Yaşamıyordu. Bir an, sadece bir an kısa bir şok yaşadı. Sonra hiçbir şey olmamış gibi Canan'la Ümit'i okula yolcu etti. "Kardeşiniz hasta, öğretmenine söyleyin" dedi.

Panik içindeydi. Ne denli vahşice hareket ettiğini bile fark edemeden bir çuval buldu. 9 ay karnında taşıdığı, canından can olan kızını içine tıkıştırıp sırtladı çuvalı. Kapıyı açıp etrafa bir göz attıktan sonra hızlı adımlarla koruya doğru yürüdü. Ağaçların altına bırakıverdi. Sonra aklına geldi. Kaçırıldı sanılmalıydı. Köy yerinde olağandı böyle şeyler. Zeynep'in elbiselerini çıkardı çarçabuk. Sonra rastgele bir yerlere fırlatıp attı.

Cesedi komşular buldu

Akşama kadar bekledi evde sessiz. Sonra çocuklar geldi. "Kardeşinizi arkanızdan göndermiştim gelmedi mi okula?" dedi. Çocuklar endişeyle Zeynep'i hiç görmediklerini söylediler. Sonra eşine telefon açtı. Kızlarının kayıp olduğunu onu hiçbir yerde bulamadığını anlattı endişeli bir sesle.

Kısa sürede tüm köy halkı duymuştu olayı. Seferber oldular. Zeynep'i bulmaları çok sürmedi. Jandarmaya haber verildi hemen. Çocuğu en son gören anneydi. Üstelik çok da sakin görünüyordu. Jandarma kısa bir sorgulamanın ardından gerçeği anlamıştı. Delil gerekliydi. Baskı altında süren sorgulama sonucunda İtiraf gecikmedi. Serpil anlattı her şeyi. Hem rahatlamıştı. Artık ağlıyordu kızına. Deliler gibi ağlıyordu. O ana kadar kendinden bile gizlediği bir gerçeği itiraf etmişti çünkü. O evladını öldürmüştü.

Tutuklanıp cezaevine gönderildi Serpil Buldum. İki yıllık bir yargılamanın ardından Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 8 yıl 9 ay ağır hapis cezasına çarptırıldı. Mehmet Buldum ise içindeki öfkeyi besleyip büyüterek izledi duruşmaları. Şimdi hiçbir zaman affedemeyeceğine inandığı karısından ayrılmaya hazırlanıyor. Kendisi ve iki çocuğu için yeni bir yaşam kurmaya çalışıyor.


© COPYRIGHT 1998 MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. (Her hakkı saklıdır)
Yorum ve önerileriniz için: editor@sabah.com.tr