ÇARŞAMBA 07 EKİM 1998

CHP lideri Deniz Baykal, partisinin grup toplantısında terörizmin barınağı haline gelen her ülkenin uluslararası toplumun bütün yaptırımlarını hak edeceğini belirterek sözlerine başladı. Baykal, PKK'nın karargahının Suriye'de olduğunun, bu ülkenin PKK'yı lojistik olarak desteklediğinin artık bir iddia olmaktan öteye geçtiğini ve tespit haline geldiğini hatırlattı.
Baykal, Türkiye'nin Suriye ile savaşmak üzere olduğunu ve bu aşamada, özellikle iç kamuoyunda, "14 yıldır sesiniz soluğunuz çıkmıyordu, şimdi mi aklınıza geldi? Seçim kararı alan bir hükümet giderayak niye celallendi?" sorularına yanıt arandığını söyledi.
Türkiye'nin terörle mücadelede başarılı olduğunu vurgulayan Baykal şöyle devam etti; "Bu mücadelede büyük bedel ödedik. Bu başarının kalıcı kılınabilmesi için mutlaka terör karargahının himaye altına alındığı yerden çıkarılması gerekir. Ameliyatta parça unutmak neyse, karargahın bulunduğu yerde bırakılması da o kadar önemlidir. Bu yapılmazsa bir süre sonra terör sıçrama yapacaktır. Türkiye, ev ödevini yaptı, kendi içinde denetimi sağladı. Bu bir nefsi müdafadır, Türkiye'nin barışını korumadır. Türkiye'nin gelecekteki tehdide karşı önlem alma ihtiyacıdır, mecburiyetidir. O nedenle bunun şimdi ortaya atılmasında da bir yanlışlık kimse düşünmemelidir."
Ankara- Demokrat Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, hükümetin en kısa zamanda Meclis'ten Türk Silahlı Kuvvetleri'ni kullanabilme yetkisi alması gerektiğini söyledi. Cindoruk, şöyle konuştu: "Suriye hükümetinin teröre verdiği destek nedeniyle Türkiye'nin sabrı taşma noktasına gelmiştir. Türkiye'nin son günlerde Suriye'ye karşı takındığı tavır, haklı gerekçelere dayanmaktadır. Hükümet, öncelikle bu haklı gerekçeleri dünya devletlerine anlatmalıdır. Bunun için başbakan yardımcıları bazı ülkeleri ziyaret edebilir. Meclis'ten, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni kullanma izni almak, bu konudaki kararlılığımızı gösterir. Ancak, ille de savaşa girmek anlamına gelmez."
Son 2 gündür Suriye sınırında vatandaşlarla birlikte olduğunu ve hiç kimsenin savaş istemediğini gözlemlediğini anlatan Cindoruk, "Bizim de dileğimiz, sorunun barış yoluyla çözümlenmesidir. Bugün gelinen noktadan Türkiye'nin cayması çok yanlış olur. Bundan sonra haklılığımızı kimseye anlatamayız" dedi.
İzmir- Başbakan Yardımcısı ve Milli Savunma Bakanı İsmet Sezgin, Türkiye'nin, Suriye ile olan sorunları, yıllardır dostluk, barış içinde ve karşılıklı diyalog yoluyla çözmeye çalıştığını belirterek, "Tahammülün de sabrın da bir sınırı oluyor. Bu sınır çizgisinde olduğumuzu ifade ediyoruz" dedi. Sezgin, İzmir Valisi Kemal Nehrozoğlu'nu ziyaretinde, bir gazetecinin, FP Genel Başkanı Recai Kutan'ın, "Suriye ile olan anlaşmazlığın birden su yüzüne çıktığı ve bunun seçimlerin ertelenmesi ile ilgili olduğu" şeklindeki değerlendirmesini hatırlatarak, bu konudaki görüşlerini sorması üzerine şunları söyledi: "14 yıldır Suriye ile ilgili politikamızı izlememiş olsa gerek. Sayın Kutan, bazıları gibi düşünmeden konuşan siyasetçi değildir. Madem böyle bir yorum yapmak istedi, bilemem. Eğer hafızasını biraz gerilere götürseydi, 1992'de İçişleri Bakanı olarak Şam'a yaptığım ziyaretten sonra, Şam ile organize suçlar, terör ve anarşiyle müşterek mücadele etmemizi içeren anlaşma sağlandığını ve bu anlaşma sonrasında Bekaa Vadisi'nin boşaltıldığını, Bekaa'nın, bizzat Türk gazetecilerin buraya gitmesi suretiyle boşaltıldığının saptanarak dünyaya yansıtıldığını hatırlamalıydı."
Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Genel Başkanı Ufuk Uras, Türkiye'nin savaştan kaçınması, komşularıyla barışçı ve diyaloğa dayanan bir dış politika geliştirmesi gerektiğini söyledi. Uras, dün yaptığı açıklamada, savaş çağrısı yapanların Suriye'ye bir askeri müdahalenin siyasi ve ekonomik maliyetini hesaplayamadığını öne sürerek, bu girişimle "çete bunalımı, kaset savaşları ve ekonomik bunalım" gibi sorunların üzerinin örtüldüğünü öne sürdü. Uras, şu görüşleri savundu: "Suriye ile başlayan gerginliğin gerçek nedeni, Ankara'nın Arap komşularına karşı Tel Aviv-Washington ekseni üzerinde kurduğu yeni ittifakta yatıyor. Türkiye savaştan kaçınmalı, komşularıyla barışçı ve diyaloğa dayanan bir dış politika geliştirmelidir. Askeri çözümde ısrar Türkiye'yi yeni felaketlerin eşiğine getirecek, iç politikada otoriter eğilimleri güçlendirecektir."